banner1853
04 Kasım 2016 Cuma 17:02
MİLLİ Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz' dan Tam gün eğitim açıklaması...

UNESCO Türkiye Milli Komisyonu 3'üncü Büyük Buluşması, Antalya'nın Kundu bölgesindeki Concorde Otel'de başladı. Buluşmaya katılan ve açılış konuşmasını yapan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, bakanlık olarak her zaman UNESCO'ya destek verdiklerini söyledi. Yılmaz, ?Barış, hoşgörü, diyalog, uzlaşmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan bu dönemde UNESCO'nun çalışmaları ayrı bir önem kazanıyor. Milli Eğitim Bakanı olarak, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu'nun çalışmalarını her zaman destekledik, desteklemeye devam edeceğiz" dedi.

İKİLİ EĞİTİMDEN TAM GÜNE GEÇİŞ

Herkesin katsayıca eşit ve kaliteli eğitim almasını sağlamanın öncelikli hedefleri olduğunu dile getiren Yılmaz, ?Bu doğrultuda, eğitim müfredatının güncelleştirilmesi, yeterli sayıda ve nitelikte öğretmen istihdam edilmesi, derslik başına düşen öğrenci sayısının azaltılması, ikili eğitimden tam gün eğitime geçilmesi, bunun da 2019 yılı sonuna kadar tamamlanması, kısaca daha kaliteli eğitim için çalışmalarımız devam ediyor" diye konuştu.

SURİYELİ ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ

Kaliteli eğitimi sadece Türkiye'deki 79 milyonluk vatandaş için istemediklerini belirten Yılmaz, ?3 milyona yakın Suriyeli ülkemizde yaşıyor. Bunların eğitim çağındaki çocuklarının sayısı 833 binin üzerinde. İstiyoruz ki kendi evlatlarımıza hangi eğitimi veriyorsak, onlara da o eğitimi verelim. Bu eğitim öğretim yılında 153 binden fazla Suriyeli öğrenci kendi okullarımızda Türkçe müfredatla aynı eğitim görüyor. Bir de geçici eğitim kampları var. Bu kamplarda da 325 binin üzerinde Suriyeliye eğitim veriyoruz. İkisinin toplamı 479 bin yapıyor. Bu da eğitim çağında olan Suriyelilerin yüzde 58'ine denk geliyor" dedi.

30 OKUL SADECE SURİYELİLERE EĞİTİM VERİYOR

Suriyelilerin yoğun yaşadığı yerde 2019 yılına kadar, 120 okulun inşaatının tamamlanmasının planlandığını aktaran Bakan Yılmaz, bugüne kadar 30'a yakın okulun sadece Suriyeliler için yapıldığını söyledi. Göçmenler için en son AB'den 90 milyon euro katkı geldiğini dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:

?OECD'nin yeni eğitim raporu yayınlandı. Bu rapora göre OECD ülkeleri Gayri Safi Milli Hasıla'nın (GSMH) 5.2'sini eğitime harcamakta. Biz GSMH'nin yüzde 5.1'ini eğitime harcıyoruz. OECD ile Türkiye'nin eğitime ortalama harcamaları üç aşağı beş yukarı aynı. Bu ayırdığımız kaynağı etkin, doğru yer ve zamanda kullanmak. Bütçemizden en çok payı nereye ayırırsanız oraya önem veriyorsunuz demektir. Bu hükümetin önceliği eğitimdir."

YÜKSEK ÖĞRETİME GİDEN ÖĞRENCİ TÜRKİYE'DE

Türkiye'de üniversite öğrencileriyle birlikte 25 milyon öğrenci olduğunu hatırlatan Yılmaz, ?Avrupa'da en fazla yüksek öğretime giden öğrenci Türkiye'de desek doğrudur. Sürdürülebilir kalınma için mutlaka eğitim gerekiyor. Biz de eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak istiyoruz. Son dönemde sınıflarda öğrenci sayısı ilköğretimde 25, ortaöğretimde 22 oldu. Yani 30'un altına düşürüyoruz. Teknolojik gelişmeleri evlatlarımıza ulaştırıyoruz. 1 milyon 300 binin üzerindeki tablet bilgisayarları öğretmen ve öğrencilerimize dağıttık" diye konuştu.

AKADEMİDEKİ KADIN SAYISI AB'DEN İYİ

Türkiye'de üniversitelerde kadın profesör oranının yüzde 30 olduğunu belirten Bakan Yılmaz, AB'de bu oranın yüzde 15 olduğunu kaydetti. ?4 milyona yakın öğrencimiz lisans eğitimi alıyorsa Türkiye'nin geleceği aydınlıktır" diyen Yılmaz, ?Meslek eğitimlerinin oranı yüzde 44'tü, bunu yüzde 60'a çıkarmayı hedefliyoruz. Okul öncesi eğitimi zorunlu eğitim kapsamına almayı düşünüyoruz. Yabancı dil sorununu çözmek için 720 saat olan İngilizce ders saatini iki katına artıralım istiyoruz. Eğitim fakültelerinde daha nitelikli öğretmen yetiştirmeyi planlıyoruz. YÖK Başkanlığımızla eğitim fakültelerine taban puan getirerek daha iyi konuma getirmek istiyoruz" dedi.

Ekonomik açıdan süper ülkeler olduğunu hatırlatan İsmet Yılmaz, ama kültürel olarak sıralama yapılsa Türkiye'nin ilk 5'te yer alacağını söyledi. Yılmaz, ?Böyle bir kültürün mirasçıları olarak bize büyük sorumluluk düşüyor. Kucağında çocuğuyla ülke arayanlara bu ülkede çelme takılmıyor. Biz kültürde süper güçler arasındayız" dedi.

YÖK BAŞKANI SARAÇ

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Yekta Saraç, bölgesel kalkınmada üniversitelerin rolünü daha belirli, daha etkin hale getirmek amacıyla Kalkınma Bakanlığı ile bir çalışma yürüttüklerini ifade etti. Saraç, Türkiye'nin ihtiyacı olan alanlarda 5 üniversiteye 'misyon farklılaşması' temelinde ayrı bir rol belirlediklerini kaydetti. Saraç, üniversitelerin asıl amacından uzaklaşmadan bölgesel gelişmede ve belirli bir alanda o üniversitenin öne çıkmasını beklediklerini aktardı.

TEMEL BİLİMLER YENİDEN CANLANDIRILDI

Türkiye'nin en çok ihtiyacı olan temel bilimlerin son yıllarda öğrenciler tarafından hiç tercih edilmediğini ifade eden Saraç, ?Onlarca değerli öğretim üyemizin bulunduğu bu bölümler neredeyse kapanma noktasına geliyordu. Bu programları tercih eden ilk 25 bindeki öğrencilere burs verilmesi ve rasyonel kontenjan politikası ile bu sorun çözümlendi ve bugün temel bilimlerimiz yeniden canlılık kazandı" diye konuştu.

630 ÖĞRENCİYE YÖK BURSU

Türkiye açısından stratejik önem taşıyan ziraat, orman ve su ürünleri programlarının da aynen temel bilimler gibi üniversitelerde değer kaybedenler arasına girmekte olduğunu belirten Saraç, ?Yükseköğretimde bu fakültelerin yöneticileri, öğretim üyeleri ve sektörle bir dizi çalışma gerçekleştirdik. Devlet üniversitelerinde bu programları tercih ederek yerleşen ilk 3 sıradaki öğrencilere eğitim süreçleri boyunca YÖK bursu veriliyor. Bu yıl, bu programdan 630 öğrencimiz yararlanıyor" dedi.

'YENİ YÖK OLARAK'

Son yıllarda önem taşıyan göç merkezli çalışmaları da üniversitelerde hızla oluşturmaya başladıklarını dile getiren Saraç, şöyle konuştu:

?10'a yakın üniversitemizde göç ile ilgili merkezler kuruldu, bu yıl alanlara bağlı seçtiğimiz doktora konuları arasında göç çalışmaları bilim dalları da yer almaktadır. Yeni YÖK olarak eğitim-öğretimin niteliğini yükseltecek faaliyetler çerçevesinde yükseköğretimde kalite güvencesi sistemini kurduk. Kalite Kurulu, yoğun şekilde çalışıyor. Kalite kavramını, Türk yükseköğretimine yerleştirmekte kararlıyız. Üniversitelerimizin topluma hizmet fonksiyonunun sadece ürettiği, geliştirdiği bilgiyi topluma servis etme olarak algılamadığımızı, üniversitelerimizin toplumun hassasiyetlerine ve milli değerlere duyarlı, toplumun sorunlu alanlarına dikkat çeken, bu alanlara yönelik iyileştirme çabalarında öncü rol üstlenen kurumlar olması gerektiğini de vurgulamak isterim."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
+4 mud yrd. 2015-2016 1 ay önce

Sayın Bakanım biz +4 ler.meb büyükleri bilir bu kesimi.önce hakkımız olan gorev yerlerimize atasinlar.meb nurdan başlasın bence.s iz bakan olmadan önce bizi gorevden aldılar.sizden bunu düzeltmenin istiyoruz.

Avatar
Bizler Milli Eğitim Bakanlığında kadrolu olarak çalışan öğretmenleriz. Milli Eğitim Bakanlığın da norm fazlası olarak 40 binin üzerinde öğretmen beklemektedir. Normal zaman da yönetmeliğe bağlı alan değişikliği bütün normlar açılarak yapılır hem öğretmenl 1 ay önce

Bizler Milli Eğitim Bakanlığında kadrolu olarak çalışan öğretmenleriz. Milli Eğitim Bakanlığın da norm fazlası olarak 40 binin üzerinde öğretmen beklemektedir. Normal zaman da yönetmeliğe bağlı alan değişikliği bütün normlar açılarak yapılır hem öğretmenler uzmanı olduğu alana geçer hem de norm fazlası sorunu ortadan kalkardı. Maalesef Milli Eğitim Bakanlığı son 3 yıldır yönetmeliğe bağlı alan değişikliği yapmamaktadır. Bu durum da norm fazlası öğretmen sayısını ciddi anlam da arttırmıştır.
Norm fazlası olarak bekletilen öğretmenin de ülke ekonomimize büyük zararı olmaktadır 40 bin öğretmenin norm fazlası olması demek ayda 200 milyon TL ekonomimizin zarara uğraması demek. Yılda ise 2,5 milyar TL Ülke ekonomisinin zarara uğraması demektir.
Norm fazlası olan öğretmenlerin yarısı resen(zorunlu) atama ile boş olan normlara atanabilir ; ama diğer yarısına hiçbir şekilde boş norm bulunmamaktadır. Milli Eğitim Bakanlığının yönetmeliği aynen yayınlayarak ve bütün normları açarak yapacağı alan değişikliği norm fazlası öğretmen sorununu ortadan kaldıracaktır aksi halde kısıtlı yapılacak alan değişikliği ile norm fazlası öğretmen sorunu hiçbir şekilde çözülemeyecektir.
Ülke genelin de öğretmen açığı 100 bini geçmiştir. Yapılacak resen atamalar ile ve Yönetmeliğe bağlı alan değişikliği ile öğretmen açığı 60 binin altına düşecektir ve öğretmen açığı sorunu da ciddi anlamda azalacaktır.
Örnek ile açıklayacak olursak Antalya ilinde Sınıf öğretmeni açığı hiç yok ve 1.000 in üzerinde sınıf öğretmeni norm fazlası olarak beklemektedir. Antalya genlinde de 5 binin üzerinde diğer branşlar da öğretmen açığı bulunmaktadır. Sınıf öğretmeni olup ta ikinci üniversite Matematik öğretmenliği bitiren öğretmene yönetmeliğe bağlı alan değişikliği hakkı verilirse o öğretmen Matematik öğretmenliğine geçecek ve Sınıf öğretmeni norm fazlası azalacaktır. Başka branşta olupta sınıf öğretmenliği yapan öğretmenler de bulunmaktadır onlara da kendi alanlarına geçiş hakkı verilirse sınıf öğretmeni norm fazlası sorunu ortadan kalkacaktır ve öğretmen açığı azalacaktır.
Yukarıda verdiğimiz sadece 1 örnektir bunun binlerce örneği mevcuttur. Yönetmeliğe aynen bağlı kalarak yapılacak alan değişikliği ile öğretmenler boş normlara alan değişikliği yapacağı için yerleri boşalacaktır ve boşalan yerlerede norm fazlası öğretmenler yerleşecektir.
Siz değerli büyüklerimizden isteğimiz alan değişikliğinin yönetmeliğe aynen bağlı kalınarak ve bütün normların açılarak yapılmasıdır. Aksi takdirde yapılacak alan değişikliği norm fazlası öğretmen sorununu hiç bir şekilde halletmeyecektir.