İlkokulunda öğrenci olduğum yıllarda, okulda çalışan kişilerin davranışları bana hep ilginç gelmişti. Erkek öğretmenler; genellikle düzenli olarak tıraş olurlar, bıyık bırakmazlar,  takım elbise giyerler, dik yürürler ve pek fazla gülmezlerdi. Hizmetliler önlük giyerler, düzenli tıraş olurlar, çok fazla gülmezlerdi. Kadın öğretmenler ciddiyet açısından erkek öğretmenlerden farklı değillerdi. Okul yöneticisi ise, hatırladığım kadarıyla, okula hep yalnız gelip gider, hiç konuşmaz, sürekli kaşları çatık gezer ve hiç ama hiç gülmezdi. Başını sağa sola çevirdiğini dahi görmedim. Kaldırım taşları üzerinde, ceketinin önü ilikli olduğu halde sakin adımlarla okula gelip gittiğini hatırlıyorum. Bir elinde kahverengi çanta, diğer elinde ise elinden hiç bırakmadığı bir anahtarlığı vardı. Gördüğünüz gibi, benim öğrenci olduğum yıllarda, okul oldukça ciddi görünümlü bir örgüt özelliği taşıyordu. Sait Faik ne demişti? “Gülmek, iki insan arasındaki en kısa mesafedir”. Oysa öğretmenler ve diğer okul çalışanlarının bizimle ve kendi aralarındaki mesafe oldukça fazlaydı… Maalesef öğretmenleri, okul yöneticisini ve hizmetlileri hep böyle asık suratlı gördüm ve aklımda böyle kaldı. Ama ben hep gülen bir okulda, neşeli insanların varlığını hayal ederdim. Sanki okul bir tiyatro sahnesi; okulda çalışanlar, sadece okula ait, okulun duvarları, masaları, sıraları gibi görev odaklı insanlardı. Bazen kendi kendime akıl yürütür; bu insanları şöyle hayal ederdim: Kocaman kahkahalar atıp gözleri yaşarıncaya kadar gülseler yüzleri nasıl olurdu acaba? Okulda çok komik bir olay olsa, bu insanlar gülmemeyi nasıl başarırlardı? Acaba bu insanlar evlerinde ve sosyal hayatlarında da hiç gülmüyorlar mı? Mesela ev kıyafetleri ile aile-akraba sohbetlerinde de bu kadar ciddiler mi? Her şey bir tarafa, bu kadar asık suratlı insanı nasıl olurda okulda bir araya toplayabilmişler? Şaşırmamak elde değil…

 Uzun zaman sonra kendimi bir okulda öğretmen olarak buldum. Stajyer öğretmen olduğum okulda da bu tür çalışanlarla çok fazla karşılaştım. Yani benim mezun olduğum ilkokuldan, öğretmen olduğum zamana kadar geçen sürede çok fazla bir değişiklik olmadığını söyleyebilirim. Daha sonra başlayan öğretmenlik, okul yöneticiliği vekilliği ve maarif müfettişliği döneminde de hep asık yüzlü, kaşları çatık, gergin ve gri görünümlü eğitim çalışanlarıyla birlikte çalıştım. Oldukça formal davranışları vardı. Dinlediğimiz veya duyduğumuz sohbetlerinin neredeyse tamamı mevzuatla ilgiliydi. Yaşıtımız olan öğretmen arkadaşlarımızla beraberken espri yapar, mizahı bolca kullanırdık. Bizden kıdemli olan öğretmen, okul yöneticisi ve müfettişlerin yanında sessiz, sakin ve “ağır abi” olmaya özen gösterirdik. Kaş çatıp, asık suratlı olmaya çalıştığım zaman yüzümdeki kasların daha fazla yorulduğunu ve gerildiğini hatırlıyorum. Daha sonra öğrendiğim kadarıyla gülmek için 17 kas, kaş çatmak için 43 kas kullanmamız gerekiyormuş. Bu duruma göre sadece ciddi görüneyim diye yüzümüzdeki 43 kası harekete geçirmenin, gereksiz bir eylem olduğu kanaatindeyim. Demek ki asık suratlı insanlar, bunu gerçekleştirmek için çok fazla yorulmak zorunda kalıyorlarmış!

Asık suratlı, kaşları çatık ve gergin olmanın karşıtı ise mizahi olmak, en azından gülümseyebilmek ve olaylara daha farklı bir perspektiften bakabilmektir. Mizah, hayatı çekilir kılan, sorunlara farklı bir bakış açısı getirebilme yetisidir. Sıradan bir olayda dahi, mizahi yönü gelişmiş olan bir kişi pek çok mizahi öge bulabilir. Bu durum, bir fotoğraf sanatçısının, normal görüntülerde, olağanüstü ve sıra dışı görünümleri fark edebilmesi gibidir. Mizah bir noktada, zihnin kodlarının dışına çıkabilmektir. Mizah, insanı olaylar üzerinde düşündürme, eğlendirme ya da güldürme sanatı olarak bilinmektedir (Yardımcı, 2010, s. 2). Ruch tarafından (1998), varlıkla ilgili uyuşmazlıkların anlaşılması olarak tanımlanan mizah, en basit anlamda nükte, eğlence, alay, dalga geçme, hiciv ve ironi gibi komedinin bir unsuru olarak görülmektedir.  Mizah gerçek ya da hayal ürünü olabilir. Karadeniz fıkralarının bir kısmı gerçek olduğu gibi büyük bir kısmı da hayal ürünüdür. Mizah konusunu saptamak, yönünü ayarlamak, etkisini ve devamını ayarlayabilmek bir becerinin ürünüdür. Bu sebeple her konuda mizah yapılamayacağı gibi, herkesin yapacağı bir iş de değildir mizah. Mizah bir beceridir.  Bu beceri herkes de olmayabilir fakat mizaha açık olmak, mizah yeteneği olanlara fırsat vermek, gülmek, en azından gülümseyebilmek en az mizah yeteneğine sahip olmak kadar önemli bir davranıştır. Örgütsel ortamda işgörenlerin mizahı kullanması, örgütteki sıkıcı ve sorunlu ortamın daha neşeli ve eğlenceli hale gelmesinde etkili olabilir. Mizah saygı ve sevgi sınırları içerisinde yapıldığı zaman olumlu bir örgüt ortamı yaratılırken, alaycı ve saldırgan bir tarzda yapılması halinde örgütte yeni çatışma alanlarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Yani kolaylıkla alay etme, aşağılama gibi algılanabilir veya bu amaçla kullanılabilir. Örgüt ortamında mizah kullanımına ne kadar engel olunursa olunsun, mizah bir şekilde kendisine çıkış yeri bulur ve mizah yapılan alanlar ortaya çıkabilir. Bu aşamada örgütte kullanılacak mizahın sınırlarının çizilmesi ve yönteminin belirlenmesi gerekir. Mizahın yöneticiler elinde şekillenmesi diğer mizah tarzlarının belirginleşmesinde ve uygulanmasında örnek oluşturabilir. Böylece işgörenlerin yapacakları mizahın yönü ve şiddeti belirlenebilir. Örgüt kültürü ve ikliminin oluşmasında en önemli dinamiklerden birisinin yöneticiler olduğu varsayıldığında, yöneticilerin uygulamadaki mizah tarzlarının öğrenilebilmesi, ortak örgüt kültürü ve ikliminin dayandığı ön koşulların bilinmesinde yararlı olabilir (Kara, 2014, s.703).

Canlı varlıklar içerisinde gülme yeteneğine sahip olan tek varlık insandır. Her insanın gülme ihtiyacı vardır. Mizah duygusuna sahip olmak bir kişilik özelliğidir. İnsanları gülmeye iten pek çok sebep olabilir. Karda ya da buzda yürüyen bir kişinin ani düşmesi, komik bir elbise giyen kişi, fıkra, abartılı anıları ya da örnek olayları dinleme, taklit, komik ses çıkarma ve ani yapılan şakalar insanları güldürebilir. Mizahta asıl önemli olan şey, mizah yapılan kişinin mizah yapılan konuyu anlamasıdır. Mizah ile genel kültür, zekâ ve hazır bulunuşluk düzeyi arasında ilişki vardır. Boysan (1990) mizahı, doğrudan doğruya insan aklının sanatı olarak ele almaktadır. Zeki insanların ince bir mizah tarzlarının olduğu ve mizaha karşı duyarlı oldukları bilinmektedir.

Mizah ruh sağlığını koruma ve çevreye intibak etmede etkili midir? Soyaldın (2007, s. 49), mizahı sağlıklı ve uyumlu bir baş etme stratejisi olarak tanımlamaktadır. Tarihte üstün başarı gösteren liderlerin, yazarların ve bilim insanlarının bu amaçla mizahtan yararlandıkları bilinmektedir. Bu konuda yapılan ince mizahlardan birisi Jean-Jacques Rousseau ile ilgilidir. Rousseau davet edildiği bir partiye giderken, gazeteciler yolunu keser ve röportaj yapmak isterler. Rousseau ayaküstü röportajı kabul eder. Gazetecilerden birisi, “A. P. sizin için güvenilmez, üçkâğıtçı ve saldırgan özelliklere sahip olduğunuzu söyledi.”, der. Rousseau: Mümkün değil. Adını kullandığınız şahıs, iyi bir insan, dost ve güvenilir bir kişidir. Asla kabul edemem. O bu tür konuşmalar yapmaz.” cevabını verir. Gazeteci, ısrarla bu olaya şahit olduğunu ve iddiaların doğru olduğu yönünde ısrar eder. Rousseau, tekrar inanmayacağını, bu tür haberlerin gerçeği yansıtmadığını ve ilgili şahsın dürüst bir insan olduğunu defalarca tekrar eder. Gazeteci, “Sayın Rousseau, hakkınızda bu kadar kötü sözler söyleyen ve hakkınızda bazı iddialarda bulunan bir kişiye karşı nasıl olur da bu tür güzel sözler söyleyebiliyorsunuz?” diye sorar. Rousseau, iki üç adım attıktan sonra geri döner ve şöyle cevap verir: “Kim bilir? Belki ikimiz de yanılıyoruzdur…”.

Mizah ile verimlilik arasında ilişki var mıdır? İnsan makine değildir. İnsanın birey olarak pek çok özelliği, ihtiyacı ve beklentileri vardır. Örgüt ortamında bu beklentilerinin karşılanması ile motivasyonu ve iş doyum düzeyi artabilir. Konuyla ilgili olarak Avolio, Howell ve Sosik’e (1999, s.219) göre, mizah kullanımı ile verimlilik arasında olumlu bir ilişki söz konusudur. Özellikle dönüşümcü liderler grup içerisinde pozitif bir atmosfer ve enerji oluşturarak verimliliği artırıp değişim ve gelişme yaratabilmektedirler. Bu şekilde grup içerisindeki stres de yok edilebilmektedirler. İşgörenler rahat ve paylaşımcı bir örgütsel ortamda çalışmaya başladıklarında birbirilerine karşı olumlu mesajlar vermekte ve güler yüzlü olma davranışı, örgütte bulaşma etkisi yaratabilmektedir. Stres, kaygı, korku ve öfkenin yoğun yaşandığı bir örgütte verimin düşme riski her zaman olabileceği gibi, işgörenlerin örgütün kaynaklarına zarar verme sorunu da yaşanabilir. Bu sebeple mizah örgütler açısından önemli bir özellik taşımaktadır.

Okul yöneticisi, okulun iklimi üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Felsenthal’a göre (1982), okul iklimi, okulun etkililiğini belirlemede en önemli faktördür. Bu yüzden okul yöneticisi tarafından mizahın kullanılması, eğer okul iklimini olumlu bir şekilde etkiliyorsa, okulun etkililiği üzerinde de olumlu etkide bulunma olasılığı yüksektir. Pierson ve Bredeson’un (1983) araştırma sonuçları,  okul yöneticisinin mizah yeteneğinin okul iklimi üzerinde olumlu etkisinin olduğunu göstermektedir. Mizahın okul ortamında bir yönetsel araç olarak kullanılması, okul ikliminin oluşmasında ve birliktelik ruhunun gelişmesinde etkili olacaktır. Okul yöneticileri, okul iklimi ve mizah arasındaki ilişki döngüsel bir ilişki özelliği göstermektedir. Okul yöneticileri, okul ikliminin oluşmasında etkili olduklarına göre, olumlu bir okul ikliminde de mizahın ortaya çıkma olasılığı ya da okul yöneticisinin olumlu okul iklimi yaratmada mizahtan yararlanması, okulda olumlu ilişkiler ağının oluşmasında etkili rol oynayabilir. Clouse ve Spurgeon (1995) mizahın yaratıcılığı destekleyen bir iletişim şekli olduğunu, bu nedenle de sınıfta mizah kullanımının faydalı olduğunu belirtmiştir. Bu anlamda, sınıfta uygun ve yerinde mizah kullanımı, derslerde öğrenme sürecini kolaylaştırdığı gibi, potansiyel disiplin sorunlarının azalmasında da etkili rol oynamaktadır. Ayrıca mizah, sınıfta destekleyici ve olumlu bir öğrenme ikliminin oluşmasına da katkıda bulunmaktadır.

Mizah ile okulun kültürü arasında ilişki var mıdır? Amerika’nın, Virginia kentinde bir ortaokul yöneticisi ve yardımcısı, okulda daha fazla mizah kullanmaya karar verirler. Bu amaçla, toplantılarda daha fazla mizah kullanılmış ve toplantılar sıkıcı tartışmaların yaşandığı yerler olmaktan çıkarılıp, mizahın yoğun kullanıldığı, eğlenceli ortamlara dönüştürülmüş. Bu durum okul içerisinde ilişkilerin yönetimi açısından, okul yönetimine bazı olanaklar sunmuş. Okuldaki bu olumlu ortam öğretmenler odasına, sınıflara ve okul bahçesine de yayılmış. Sorunlu dönemlerde ve kriz dönemlerinde okulun koridorlarına mizah içerikli karikatür ve resimler asılmış, yazılar yazılmış. Öğretmenler, derslerinde mizahı daha fazla kullanmaya başlamış. Öğretmenlerin mizahı daha fazla kullanmasıyla birlikte, öğrencilerin daha fazla ilgisini çektiklerini ve disiplin sorunlarının azaldığını fark etmişler. Okul yöneticisinin çok basit, sıradan denilebilecek mizahi davranışlarıyla birlikte, okuldaki iklim, ortam ve ilişkiler ağı farklı bir özellik kazanmıştır (Recepoğlu, 2008, s.78). Bu duruma göre, okula ve sınıfa mizah girdiği sürece, kontrolün okul yöneticisinde ve öğretmende olmaya başladığı ve eğitsel amaçlar doğrultusunda öğrencileri yönlendirebildikleri anlaşılmaktadır. Okul yöneticilerinin olumlu bir mizah tarzına sahip olması örgüt kültürü açısından da çok önemlidir. Mizah genel olarak örgüt kültüründeki artifaktlar arasında kabul edilmektedir. Bu bağlamda güçlü örgüt kültürünün önemli özelliklerinden biri de başarı, eğlence ve mizahın bir arada olması; işgörenlerin çalışırken aynı zamanda eğlenmeleridir. Okuldaki neşenin, mutluluğun miktarı güçlü bir kültüre bağlıdır. Mizah ve neşe, örgütteki insanların zorluklar karşısında tecrübe kazanmasının bir göstergesi olarak ele alınabilir (Pawlas, 1997; akt. Yılmaz, 2011; Peterson ve Deal, 1998).

Mizah ile stres arasında nasıl bir ilişki vardır? Araştırmalar sorunlu örgüt yaşamının olduğu, hataların hoş görülmediği, aşırı kuralcı yöneticilerin bulunduğu örgütlerde; stresin yoğun yaşandığını göstermektedir. Özellikle başarı beklentisinin yüksek olduğu, zaman baskısının bulunduğu, sorunların çözüme kavuşturulamadığı ve süreklilik kazandığı örgütlerde işgörenlerin stres yaşamaları normal olarak görülmektedir. Bennett ve Lengacher, (2006) yaptıkları araştırmada, stresle başa çıkmada mizahın etkili olduğunu ileri sürmektedirler. William ve Clouse (1991) mizahın okul yöneticisi ve öğretmenler arasında oluşacak gerginlikleri azalttığını belirtmektedirler. Ayrıca, okul yöneticisinin mizahı kullanmasının, öğretmenlerin moral düzeyini artırdığı, stresi azalttığı, okullarda iletişimi geliştirdiği, böylece çalışma ortamlarının daha eğlenceli hale geldiğini ve üretimin arttığını belirtmektedirler (akt. Özdemir vd., 2011, s. 412). Aşırı stresin yoğun olduğu örgütlerde iş kazasının daha fazla olduğu ile ilgili önemli bulgular vardır. Stres ve kaygı iş kazalarının ortaya çıkmasında etkili rol oynamaktadır.

Okul yöneticilerinin mizah kullanma biçimleri arasında farklılık var mıdır? Cemaloğlu ve arkadaşları (2012, s. 705) okul yöneticilerinin mizah davranışları ölçeğini geliştirdiklerinde, okul yöneticilerinin mizah davranışlarının beş ayrı boyuttan oluştuğunu saptadılar. Buna göre okul yöneticileri: Alaycı mizah, üretici sosyal mizah, onaylayıcı mizah, reddedici mizah ve mizahi olmayan mizah tarzlarını kullanmaktadırlar. Alaycı mizah tarzını okullarında sıklıkla kullanan okul yöneticileri, mizahı kullanarak öğretmen, öğrenci, veli ya da eğitimci olmayan personel ile alay etmektedirler. Bu mizah tarzını sıklıkla kullanan okul yöneticileri; karşısındakini incitecek dahi olsa, aklına gelen komik şeyleri söyler. Hatta toplum içinde küçük düşürmeye, ezmeye çalışır. Okulda hoşlanmadığı kişi hakkında sürekli espri yaparak onu rencide eder. Mizahi yönü olduğunu düşündüğü kişilere mizah aracılığıyla saldırıp, hadlerini bildirmeye çalışır. Mizahı, okulda ilişkileri ve etkileşimi geliştirmek için araç olarak kullanma yerine başkalarına saldırma ya da sınır koyma aracı olarak kullanmayı tercih eder. Hataları tek tek not alır ve zamanı geldiği zaman bu hatalarla alay etmek için fırsat kollar. Bu ve benzeri davranışlar sergileyen okul yöneticiniz oldu mu? Eğer varsa, muhtemelen alaycı mizah tarzını kullanıyor demektir. Bir öğretmen arkadaşım, okul yöneticisinin sürekli kendisiyle alaycı mizah tarzını kullandığını bana anlatmıştı. Nasıl kullandığını sorduğumda,  odasına bir evrak imzalattırmaya gittiğinde, “Ne o istifa dilekçeni mi getirdin?” diye takıldığını söyledi. Yazdığı dilekçeyi detaylı bir şekilde inceleyip, “Bir işi bari doğru yap da dişimi kırayım.”  diye alay ettiğinden bahsetti. Bu olayı duyduktan sonra aslında çok fazla şaşırmadım. Çünkü bu tür tepkileri daha başka kurumlarda da görmüş, şahit olmuştum. Bu tür yöneticilerin olduğu yerde takım çalışması, sinerji, motivasyon ve örgütsel bağlılık nasıl artabilir?

Diğer bir mizah tarzı üretici sosyal mizah tarzıdır. Üretici, sosyal mizah tarzını benimseyen okul yöneticileri ise, okul ortamında sıklıkla fıkra anlatır. Fıkra bilgisi ve rezervi oldukça fazladır. Ayrıca fıkra anlatma kapasitesine sahiptir. Başkalarının yaşadığı komik olayları herkesle paylaşır ve güler. Yaşadığı bir olaya fıkra ile tepkide bulunur. Geçmişte acı da olsa, yaşadığı olayları komik bir dille anlatmayı sever. İnsanların gülmesinden çok mutlu olur. Genellikle fıkraların kahramanlarını, yer ve zamanı değiştirerek anlatır ve fıkraları farklı durumlara uyarlamayı sever. Okuduğu ve yeni öğrendiği komik fıkraları öğretmenlerle paylaşmayı sever. Bu tür kişilerde en çok görülen davranış, “yeni bir fıkra öğrendim, haydi gelin size anlatayım” şeklinde ortaya çıkar. Üniversitede öğrenci olduğumuz yıllarda bu tür özellikleri olan bir hocamız vardı. Bir hafta sonraki ders, arife gününden bir gün önceydi. Arkadaşlar, defalarca “haftaya ders var mı?” diye sormalarına rağmen hocamız cevap vermedi. Tam amfiden çıkarken tekrar sorulunca geri döndü ve size bir fıkra anlatayım dedi. Bizde yerimize oturduk, hocamızı pür dikkat dinlemeye başladık: “İki arkadaş; Temel ile Cemal, parkta oturuyorlarmış. Bir adam gelmiş ve Temel’den 50 TL para istemiş. Temel cebinden çıkarıp 50 TL’yi vermiş. Adam parayı alıp gitmiş. Cemal, Temel’e sormuş: ‘Bu adamı tanıyor musun?’, Temel, ‘hayır’ demiş.  Cemal, ‘tanımadığın adama 50 TL nasıl verirsin?’ diye çıkışmış. Temel, ‘getirir’, demiş. Cemal, defteri çıkarıp 53 yazmış ve arkadaşının adını, soyadını ve olayın yaşandığı tarihi yazmış. Temel: ‘Ne yapıyorsun?’, diye sormuş. Cemal: ‘Ben tanıdığım enayilerin adını yazarım. Sen de benim tanıdığım elli üçüncü enayisin. Onun için adını yazdım’, demiş. Temel, ‘Ya parayı getirirse ne yapacaksın?’, diye sormuş. Cemal, ‘Görmüyor musun, kurşun kalemle yazdım, senin adını siler, onun adını yazarım’, demiş.” Hocamız bu fıkrayı anlatıp amfiden çıkıp gitti. Hepimiz güldük ve haftaya derse gitmedik…

Okul yöneticilerinin kullandığı diğer mizah tarzı da onaylayıcı mizah tarzıdır. Bu tarzı benimseyen okul yöneticileri, olaylara mizahi bir bakış açısına sahiptirler ve olanlara karşı sempati ile yaklaşırlar. Kendisine espri yapanlardan ya da espri ile tepkide bulunanlardan mutlu olurlar. Bu tür davranışları daima destekleme ihtiyacı duyarlar. Çevresindeki kişiler espri yaptığında güler ve olumlu tepkide bulunur. Mizahı takdir eder ve okulda mizah kullanılmasını teşvik eder. Başkalarına şaka yapmaktan ve kendisine şaka yapılmasından mutlu olur. Bir okul yöneticisi, konu hakkında bir anısını bana yıllar önce anlatmıştı. Bir lisede, hem okul yöneticisi olduğunu hem de 11. sınıflara kimya dersine girdiğini, öğrencilerle iyi bir iletişime sahip olduğunu, zaman zaman karşılıklı şaka yaptıklarını söylemişti. Genellikle sınıfların adına bakmadığını, sınıftan tanıdığı bir iki öğrenciyi görünce o sınıfa girdiğini ve ders anlatmaya başladığını belirtmişti. Okul yöneticisinin bu özelliğini bilen öğrencilerden iki üç öğrenci kendi sınıflarının bulunduğu katta, başka sınıfa gitmiş ve sıraya oturmuş, diğer öğrencilerde bahçeye çıkmış. Okul yöneticisi, tanıdığı öğrencileri görünce o sınıfa girip başlamış ders anlatmaya. Az sonra sınıfın öğretmeni gelmiş. Tabi ki öğrenciler başlamışlar gülmeye. Okul yöneticisi olup biteni anlamakta biraz zorlanmış ama sonradan anlayınca o da gülmekten kendini alıkoyamamış. Bu davranışı onaylayıcı bir okul yöneticisine yaptığınızda olumlu tepki alırken, mizahi yönü olmayan bir okul yöneticisine yaptığınızda disiplin cezasına çarptırılabilirsiniz. Bu sebeple mizah okulda pek çok sorunun absorbe edilmesinde önemli bir araç konumundadır.

Diğer mizah tarzı ise reddedici mizah tarzıdır. Bu tür kişiler mizah kullanan kişileri güvenilir bulmaz. Mizah yapan kişileri aşırı çocuksu, olgunlaşmamış ve mesleğin değerlerini ve ciddiyetini henüz kavramamış bireyler olarak görür. Mizah davranışlarını öğretmenlik mesleğinin değerleri ile bir türlü bağdaştıramaz. Kendisine mizah yapmaya kalkışan kişiye karşı olumlu bir gözle bakmamayı tercih eder. Başkalarının kendisine yaptığı mizaha şüphe ile baktığı gibi, içinden farklı farklı anlamlar çıkarmaya çalışır. Bazen paranoyak özellikler gösterebilir. En çok yaptığı davranışlardan birisi, kendisine mizah yapan kişileri sert bir dille uyarmasıdır. Kısacası, mizah severlere en kısa zamanda hadlerini bildirir. Bu konuda duyduğum ve oldukça güldüğüm bir fıkra vardır: Temel ile Dursun tepenin yamacında sigara içip denize bakarlar. Temel der ki: “Yağmur yağacak.” Dursun, “Sen bana ördek dedin. Seni mahkemeye vereceğim” der. İki arkadaş mahkemeye çıkar. Hâkim, Dursun’a sorar; “Temel sana ne dedi?”. Dursun, “Temel bana yağmur yağacak dedi.”, diye cevap verir. “Aslında bana sen ördeksin demek istedi”, der. Hâkim, “Bu kanıya nasıl vardınız?”, diye sorar. Dursun, “Yağmur yağacak, seller akacak, su birikintileri oluşacak, orada ördekler yüzecek. Bu sebeple bana bakıp ördek demek istedi”, der.

Diğer mizah tarzı ise, mizahi olmayan tarzdır. Mizahi olmayan tarza sahip okul yöneticileri soğuk nevaleye benzerler. Asla mizah yapmazlar ve baston yutmuş gibi kasıntı bir halleri vardır. Çok fazla gülmezler. Gülmek isterse, dudaklarının yan kısmını hafif açıp imalı imalı omuz sallama davranışı ile birlikte acayip bir ses çıkararak gülmeye çalışırlar. Nadiren mizah yaptıkları için, çevresindeki kişiler mizah mı yaptı yoksa başka bir şey mi yaptı, pek anlayamazlar. Uzun yıllar önce birlikte çalıştığım bir öğretim üyesinin sert bir kişiliği vardı ve hiç mizah yapmazdı. Bir gün gerçekten mizah yaptı ama biz hiç gülmedik. Daha doğrusu mizah olduğunu sonradan anladık. Başka bir öğretim üyesi benim de bulunduğum bir ortamda ona ilginç bir fıkra anlatmıştı. Fıkra bittikten sonra, “gördüğünüz gibi hayatta neler oluyor” demişti. Biz fıkraya değil, öğretim üyesinin tepkisine gülmüştük…

Sonuç olarak, okul yöneticilerinin mizahı kullanması olumlu bir okul ortamının oluşmasında, verimin artmasında, stresin azalmasında, sorunların daha kolay ve büyümeden çözülmesinde etkili rol oynamaktadır. Mizah, gerçek ve/veya bir hayal ürünü olarak gerçekleşebilir. Ancak, uygun ortamın yakalanması, anlatılması, yöneldiği tarafı etkilemesi ve davranışın beklenilen yön ve şiddette gerçekleşmesini sağlamak bir becerinin sonucudur. Mizah duygusunu oluşturma ve üretme tarzı, her insanda aynı şiddet ve yönde gerçekleşemeyebilir. Bütün bunları bir araya getirmek ve mizahtan beklenilen gülme eylemini sağlamak ayrı bir beceriyi gerektirmektedir. Beklenilen gülme eyleminin gerçekleşmesi insanlarda belli bir rahatlamayı da sağlayabilir. Özellikle mizah sonucunda gülme eylemini gerçekleştirmek örgütsel ortamda farklı nedenler ile iş yoğunluğu, iş ve rol belirsizliği, iletişim bozuklukları, örgüt politikası vb. oluşan stresli atmosferin dağılmasında etkili olabilir (Kara, 2014, s. 701). Okulun kültürü ve iklimi okul yöneticisinin tutum ve davranışlarından etkilenir. Daha da önemlisi okul yöneticisi okul kültürü ve ikliminin oluşmasında önemli rol oynar. Mizah, günlük yaşamda karşılaşılan problemlerle mücadele etmede ve durumsal güçlüklerin üstesinden gelmede kullanılan (Thorson ve Powell, 1993) etkin bir mekanizmadır. Eğitim örgütlerinde kullanılan olumsuz mizah davranışlarının, örgütsel güveni azalttığı, iletişim üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğu (Banas, Dunbar, Rodriguez ve Liu, 2011) ve eğitimcilerin iş doyumu düzeyini düşürdüğü (Hurren, 2006, s. 382) sonuçlarına ulaşılmıştır. Mizahın işe koşulduğu, çok önemli sorunların çözümünde mizahla ortamın yumuşatılması, mizahla bir işgörenin yüreğine dokunulması, olumlu etkilere neden olabilir. Bu aşamada, mizah sadece örgütsel yaşamı renklendiren bir unsur olarak düşünülmemelidir. Aynı zamanda mizahın insan vücuduna da yararlı sonuçları bulunmaktadır. Bunlar; bireysel sağlık ve fiziksel iyileşmeyi sağlama, stresi ve endişeyi azaltma, ümitli olmayı arttırma biçiminde sıralanabilir (Recepoğlu, 2008, s. 76). Bu durumun ana belirleyicilerinden birisi hiç şüphesiz okul yöneticisinin hizmet öncesi eğitim sürecidir. Bir mizah dergisi okumayan, bir fıkra bilmeyen ve olaylara mizahi bir dille yaklaşmaktan uzak olan bir kişi okul yöneticisi olduğunda, okul ortamı askeri kışlaya dönmektedir. Okulun amaç, yapı ve hava boyutu informal ilişkilerin yoğun olduğu bir özelliği gerektirir. Aşırı formalleşmiş, mizahın işe koşulmadığı bir okul ortamında sinir harbi yaşanıyor demektir. Öğrencilerin ve öğretmenlerin gevşemeye, gülmeye ve kendilerini bir şekilde ifade etmeye ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçları karşılamada mizah önemli bir role ve itici güce sahiptir. Mizahın bir üst değer kabul edildiği ve onaylayıcı mizahın etkili olduğu okul ortamlarında olumlu ilişki ve etkileşim yaratılabilir. Hatta çoğu zaman bu tür ilişkiler ağı kuşaktan kuşağa aktarılabilir. Bu sebeple okul yöneticilerinin hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerinde mizahtan yararlanmalarını sağlayacak hazırlayıcı eğitim uygulamaları yapılabilir. Olaylarla mizahı bütünleştirmeleri, ilişkilendirmeleri sağlanabilir. Ayrıca okuldaki işgörenlerin mizah kullanma kapasiteleri geliştirilerek aşırı resmi yapılardan uzaklaşılabilir. Ciddiyet, yüzde değil, sorumluluk ve görev yaklaşımında işe yarar. İletişim ve insan ilişkilerinde önem kazanan tutum, mizahi yaklaşımdır. Yani mizah hayatta olduğu gibi işyerinde de bir pansuman malzemesi, bir derde deva aracıdır. Genel sağlığımız için çokça önerilen mizahi yaklaşım, örgütsel hayatta da aynı görevi üstlenir. Ünlü Çinli yazar Lin Yutang, “gülmesini bilen insanlar; dünya meselelerine sağduyu, sakin kafa, sağlam düşünce ve kültürlü bir gözle bakabilmelerine imkân veren, sihirli anahtarı ellerine geçirmiş olurlar.” der. Konfüçyüs ise “güler yüzlü olmayan bir kişi, dükkân açmamalıdır.” Önerisinde bulunur. Bu sebeple, eğitimde, eğitimin yönetiminde, en azından bir gülümseme ile her şeyin bambaşka olması mümkündür… Unutmayın gülümseyen bir okul için, gülebilmek, güldürebilmek, en azından gülümsemek gerekir ki; sihirli anahtar hep ellerinizde olsun…

Kaynaklar

Avolio, B. J., Howell, J. M., & Sosik, J. J. (1999). A funny thing happened on the way to the bottom line: Homor as a moderator of leadership style effects. Academy of Management Journal, 42(2), 219-227.

Banas, J. A., Dunbar, N., Rodriguez, D., & Liu, S. J. (2011). A review of humor in educational settings: Four decades of research. Communication Education, 60(1), 115-144.

Bennett, M. P., & Lengacher, C. (2006). Humor and laughter may influence health: II. Complementary therapies and humor in a clinical population. Advance Access Publication, 3(2), 187–190.

Boysan, A. (1990). Paldır güldür mizah söyleşileri. İstanbul: Bas.

Cemaloğlu, N., Recepoğlu, E., Şahin, F., Daşcı, E., & Köktürk, O. (2012). Mizah davranışları ölçeğinin geliştirilmesi: geçerlik ve güvenirlik çalışması. Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 10(4), 694-716.

Clouse, R. W., & Spurgeon, K. (1995). Corporate analysis of humor. Psychology: A Journal of Human Behavior, 32(3–4), 1–24.

Felsenthal, H. (1982). Factors influencing school effectiveness: An ecological analysis of an ‘effective’ school (ReportNo. EA 014 562) (New York, American Educational Research Association) (ERIC Document Reproduction Service No. ED 214 299).

Hurren, B. L. (2006). The effects of principals' humor on teachers' job satisfaction. Educational Studies, 32(4), 373-385.

Kara, H. (2014). Yöneticilerin mizah tarzlarının uygulamadaki durumunun kuramsal ve uygulamalı olarak açıklanması. Tarih Okulu Dergisi, 7(17), 701-724. 10.14225/Joh365

Özdemir, S., Sezgin, F., Kara, Z. ve Recepoğlu, E.  (2011). İlköğretim okulu öğretmenlerinin stresle başa çıkma tarzları ile kullandıkları mizah tarzları arasındaki ilişki. Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi, 17(3), 405-428.

Recepoğlu, E. (2008). Okul müdürlerinin mizah yeteneğinin öğretmenlerin iş doyumlarına etkisi. Eğitim ve Bilim, 33(150), 74-86.

Pierson, P. R., & Bredeson, P. V. (1993). It’s not just a laughing matter: School principals’ use of humor in interpersonal communications with teachers, Journal of School Leadership, 3, 522–533.

Ruch, W. (1998). Sense of humor: A new look at an old concept. W. Ruch (Ed). The Sense of Humor. New York: Mouton de Gruyter.

Soyaldın, S. Z. (2007) Ortaöğretim öğrencilerinin öfke ve ifade tarzları ile mizah tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Mersin Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Mersin.

Thorson, J. A., & Powell, F. C. (1991). Measurement of sense of humor. Psychological Reports, 69, 691-702.

Yardımcı, İ. (2010). Mizah kavramı ve sanattaki yeri. Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2(3), 1-41.

Yılmaz, K. (2011). Okul yöneticilerinin mizah tarzlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi. İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 12(1), 27-44.