ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş, yalnızca enerji piyasalarını değil, çok sayıda sektörü etkileyebilecek yeni bir maliyet dalgasını gündeme taşıdı. Orta Doğu’daki enerji tesislerinin vurulmasıyla birlikte Brent petrolün varil fiyatı bu ay dolar bazında yüzde 41 yükseldi.
Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, yaşanan tabloyu “petrolde tarihin en büyük arz şoku” sözleriyle değerlendirdi. Birol, küresel enerji krizinin, 1973 ve 1979 petrol krizleri ile Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin etkilerinin birleşimine eşdeğer olduğunu belirtti.

Zam dalgasının enerjiyle sınırlı kalmayacağı belirtiliyor
Uzmanlara göre, küresel tedarik zincirinde yaşanan bozulma eşi benzeri görülmemiş seviyelere ulaştı. Bu nedenle ortaya çıkan maliyet baskısının yalnızca enerji alanıyla sınırlı kalmayacağı ifade ediliyor.
Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin durma noktasına gelmesi ve petrol üretiminin yaklaşık yüzde 20’sinin devre dışı kalması, otomotivden gıdaya, teknolojiden plastiğe kadar çok sayıda alanda yeni bir tedarik krizine zemin hazırlıyor.
Gıdadan ilaca kadar pek çok ürün etkilenebilir
Orta Doğu’daki kriz nedeniyle vatandaşın eczaneden alacağı ilaç, marketten alacağı gıda ürünü, mağazada göreceği kıyafet, satın almayı planladığı telefon, beyaz eşya ve mobilya gibi birçok üründe fiyat artışı yaşanabileceği belirtiliyor.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), savaş hali nedeniyle gıda ambalajı, otomotiv parçaları, beyaz eşya bileşenleri, boru sistemleri ve tıbbi ekipman üretiminde kullanılan en yaygın plastiklerden biri olan polietilen tedariğindeki kesintilerin geniş bir sanayi grubunu etkilediğini vurguluyor.
Otomotiv, tekstil ve ambalaj ilk sırada yer alıyor
TEPAV, hem otomotiv parçalarında hem de tekstilde kullanılan polipropilen fiyatlarındaki sıçramanın da ürünlere zam olarak yansıyabileceğine dikkat çekiyor. Petrokimya alanındaki fiyat artışlarından en olumsuz etkilenebilecek sektörler arasında otomotiv, tekstil ve ambalaj sanayi gösteriliyor.
Ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapalı olması nedeniyle endüstriyel gazlar ve helyum tedariğinde de sorun yaşanabileceği belirtiliyor. Bu durumun da sağlık ve teknoloji sektörlerinde maliyet artışına yol açabileceği ifade ediliyor.
Petrol yalnızca yakıt olarak kullanılmıyor
Metinde vurgulanan bir diğer başlık da, petrolün günlük yaşamda yalnızca akaryakıt olarak değil, çok daha geniş bir kullanım alanına sahip olması. Petrolün ayrıştırılmasıyla elde edilen ürünlerin, LPG’den beyaz eşya üretimine, otomotiv sanayinden sağlık hizmetlerine, gıda ambalajından plastik sanayine kadar birçok alanda kullanıldığı belirtiliyor.
Bu nedenle petrol fiyatlarındaki artışın yalnızca taşıma maliyetlerini değil, üretim zincirinin birçok halkasını doğrudan etkilediği ifade ediliyor.
Tarımda da yeni kriz riski gündemde
Enerji ve petrokimya sektörlerinin yanı sıra tarım da büyük bir baskıyla karşı karşıya bulunuyor. Modern tarımsal üretimin temel girdilerinden olan üre üretiminde büyük ölçüde doğalgazdan elde edilen amonyak kullanılıyor.
Üre ve amonyak, temel tarım ürünlerinin verimini artıran azotlu gübrelerin ana bileşenleri arasında yer alıyor. Bu nedenle enerji fiyatlarındaki artışın, gıda enflasyonunu da tetikleyebileceği değerlendiriliyor.
Gübre maliyetlerindeki artış stratejik ürünleri etkileyebilir
TEPAV, gübre maliyetlerindeki artışın buğday, mısır ve ayçiçeği gibi stratejik ürünlerde fiyat baskısı yaratabileceğini öngörüyor. Metinde ayrıca, Orta Doğu’daki ülkelerin üretiminde büyük sorunlar yaşanırken, Çin’in geçen yıl 13 milyar doları aşan gübre ihracatının dörtte üçünü kısıtlama kararı aldığı bilgisine yer veriliyor.
Enerjide yaşanan artış nedeniyle çiftçilerin 96 milyar liralık ilave yükle karşı karşıya kalabileceği de belirtiliyor. Bu tablo, savaşın etkisinin yalnızca enerji piyasasında değil, gıda üretiminde de hissedilebileceğini ortaya koyuyor.
Krizin etkisi raflara ve günlük yaşama yayılabilir
Orta Doğu’daki savaşın yol açtığı enerji ve tedarik baskısı, yalnızca akaryakıt fiyatlarıyla sınırlı kalmıyor. Üretim, taşımacılık, ambalaj, sanayi girdileri ve tarımsal maliyetler üzerindeki baskı, daha geniş bir zam zinciri riskini gündeme taşıyor.
Bu nedenle kriz, pompa fiyatlarının ötesinde, vatandaşın günlük yaşamında karşılaştığı çok sayıda ürün ve hizmette yeni fiyat artışlarının önünü açabilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.




