İzmir Balçova’da karakola saldırarak iki polisi şehit eden, altı kişiyi yaralayan saldırganın yalnızca 16 yaşında olması, “çocukların suça sürüklenmesi” gerçeğini yeniden gündeme taşıdı. TÜİK verilerine göre 2024’te suça karışan çocuk sayısı 612 bin 651’e ulaşırken, bu sayı bir önceki yıla göre yüzde 13,3 arttı.
“Ceza tek başına çözüm değil”
Umut Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Timur Demirbaş, sorunun yalnızca hukuki değil sosyolojik bir boyutu olduğunu belirtti:
“Suçun sebeplerini ortadan kaldırmadan sadece ceza vermek çözüm değildir. Çocuk aileden suça itiliyorsa devletin koruma mekanizması devreye girmeli. Yasa teklifinde ailelerin de sorumlu tutulması, hatta velayetin kaldırılması doğru bir adım ama uygulanması şart.”
Bireysel silahlanma alarmı
Kriminal uzman İrfan Bayar, Türkiye’nin bireysel silahlanmada 178 ülke arasında 14’üncü sırada olduğunu söyledi:
“Cinayetlerin yüzde 85’i ruhsatsız silahlarla işleniyor. İnsanlar iz bırakmamak için ruhsatsız silaha yöneliyor. Ruhsatlı silah sahipleri de tıpkı ehliyetsiz araba kullanımında olduğu gibi, silahlarını korumazlarsa hukuken sorumlu tutulmalı.”
“Ailelere eğitim şart”
Çocuk ve ergen psikiyatristi Doç. Dr. Hakan Öğütlü, 16 yaşındaki bir gencin tek başına böyle bir saldırı planlamasının ağır bir psikososyal tabloya işaret ettiğini söyledi:
“Travmalar, öfke kontrol sorunları veya aile içi şiddet bu tür eylemleri tetikleyebilir. Okullarda erken uyarı sistemleri kurulmalı, aileler de eğitim almalı.”
Zayıf aile bağı ve dijitalleşme tehlikesi
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise iki noktaya dikkat çekti:
“Zayıf aile bağları ve dijitalleşme, çocukların erken yaşta kaldıramayacağı bilgilere maruz kalmasına yol açıyor. Anne-baba yeterince rehberlik edemediğinde çocuk suça çok daha kolay yöneliyor. Çözüm; ailelerin çocuklarıyla nitelikli zaman geçirmesi ve dijital detoksla güvenli bir ev ortamı oluşturmasıdır.”




