Anayasa Mahkemesi (AYM), 2018 yılı Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS/YDUS) yerleştirme sonuçlarının ilanında, dava açma süresinin açıkça belirtilmemesi nedeniyle bir adayın mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Karar, 31 Aralık 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı.
AYM, sınav sonuçlarının yalnızca internet üzerinden duyurulmasının yeterli olmadığını belirterek, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) adaylara hangi yargı yoluna ve hangi süre içinde başvurabileceklerini açık ve net biçimde bildirmesi gerektiğini vurguladı.
2018 YDUS yerleştirme süreci yargıya taşındı
Bireysel başvuruya konu olayda, 2018-YDUS yerleştirme sonuçları 1 Ekim 2019 tarihinde ÖSYM’nin internet sitesinde ilan edildi. Ancak ilanda, dava açma süresine ilişkin herhangi bir bilgilendirme yer almadı.
Başvurucu aday, yerleştirme işleminin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla 21 Ekim 2019’da Ankara 12. İdare Mahkemesi’nde iptal davası açtı. Mahkeme ise davanın özel dava açma süresine tabi olduğu gerekçesiyle sürenin geçirildiğini belirterek, 31 Ekim 2019 tarihli kararla davayı süre aşımından reddetti.
Danıştay kararı kesin olarak onadı
İdare mahkemesinin kararına karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Danıştay Sekizinci Dairesi, 27 Aralık 2019 tarihli kararıyla mahkeme kararını onadı. Nihai kararın 9 Mart 2020’de tebliğ edilmesinin ardından başvurucu, 22 Haziran 2020’de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.
AYM: Süreyi bildirmek devletin yükümlülüğü
Anayasa Mahkemesi, kararında Anayasa’nın 40. maddesine atıf yaparak, idari işlemlerde kişilere hangi kanun yoluna ve hangi süre içinde başvurabileceklerinin bildirilmesinin devletin yükümlülüğü olduğunu hatırlattı.
Yüksek Mahkeme, sınav sonuçlarının internet üzerinden ilan edilmesinin, dava açma süresi açıkça belirtilmediği sürece hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik sağlamadığını ifade etti.
“Mahkemeye erişim hakkı ihlal edildi”
AYM, tüm değerlendirmeler sonucunda başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verdi. İhlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla dosyanın, yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedildi.
İçtihat farklılıkları adaylar açısından belirsizlik yarattı
Kararın gerekçesinde, olayın yaşandığı dönemde idari yargıda dava açma sürelerine ilişkin uygulamanın istikrarlı ve öngörülebilir olmadığı tespitine yer verildi. Danıştay daireleri arasında uzun süredir farklı uygulamaların bulunduğu, bu durumun adaylar açısından hukuki belirsizlik yarattığı belirtildi.
AYM, bu belirsizliğin sıradan bir adayın hangi sürenin uygulanacağını öngörmesini fiilen imkânsız hale getirdiğini vurguladı. Ayrıca, ilgili dönemde Danıştay’ın içtihat farklılıklarını gidermek amacıyla İçtihadı Birleştirme Kararı yayımlamış olmasının, yüksek yargı düzeyinde dahi tereddüt yaşandığını gösterdiği ifade edildi.
“Adaydan süreyi kendiliğinden tespit etmesi beklenemez”
Yüksek Mahkeme, ÖSYM tarafından dava açma süresi açıkça belirtilmeden yapılan bir ilanla adaylara aşırı ve ölçüsüz bir külfet yüklendiğini belirtti. Bu nedenle, adaylardan karmaşık ve tartışmalı yargı içtihatları arasından doğru süreyi kendiliklerinden tespit etmelerinin beklenemeyeceği sonucuna ulaşıldı.
AYM, bu gerekçelerle süre aşımı nedeniyle davanın reddedilmesinin anayasal hak ihlali oluşturduğuna hükmetti.




