Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2026/1495 sayılı kararı, yıllık izinlerin bölünerek kullandırılması konusunda önemli bir değerlendirme içeriyor.
Dava konusu olayda işçi, yıllık izinlerinin gerektiği gibi kullandırılmadığını ve izin taleplerinin iş yoğunluğu gerekçesiyle reddedildiğini belirterek iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürdü.
İşçi, izinlerinin eksik kullandırıldığını savundu
Dosyaya göre davacı işçi, 16 Aralık 2013 ile 27 Nisan 2022 tarihleri arasında bir şirkette gümrük müşavir yardımcısı olarak çalıştı.
İşçi, çalışma süresi boyunca yıllık izin taleplerinin işlerin yoğunluğu gerekçe gösterilerek reddedildiğini, kendisine bir defada en fazla 6 gün izin kullandırıldığını ve kullanılmayan izinlerinin ücretinin ödenmediğini iddia etti.
Toplam 68 günlük kullanılmayan yıllık izni bulunduğunu belirten işçi, izinlerin gereği gibi kullandırılmaması nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini savundu.
İşçi ayrıca bazı dönemlere ait primlerinin de ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı ve prim alacağının tahsilini istedi.
İlk derece mahkemesi işçiyi haklı buldu
İlk derece mahkemesi, imzalı izin talep formlarını inceleyerek işçinin toplam 48 gün yıllık izin kullandığını tespit etti.
Mahkeme, işçinin kıdem süresi dikkate alındığında toplam 130 gün yıllık izin hakkı bulunduğunu, buna göre 82 günlük kullanılmayan izin kaldığını kabul etti.
Yıllık izinlerin gereği gibi kullandırılmadığı sonucuna ulaşan mahkeme, işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğine karar verdi. Bu doğrultuda kıdem tazminatı ile 82 günlük yıllık izin ücretinin ödenmesine hükmetti.
İşçinin prim alacağı ise ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedildi.
Yargıtay kararı bozdu
Dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırarak ilk derece mahkemesinin kararını bozdu.
Yargıtay, yıllık izinlerin 10 günden kısa sürelerle kullandırılmış olmasını tek başına işçinin haklı nedenle fesih hakkı doğuran bir durum olarak değerlendirmedi.
Kanun ne diyor?
4857 sayılı İş Kanunu'nun 56. maddesine göre yıllık ücretli izin, kural olarak işveren tarafından bölünemez. Ancak tarafların anlaşması halinde izin bölümlere ayrılabilir. Bu durumda bölümlerden birinin 10 günden az olmaması gerekir.
Somut olayda ise işçinin kullandığı izinlerin 10 günden kısa süreler halinde olduğu tespit edildi.
Ancak Yargıtay, belirleyici noktanın izinlerin işçinin talebi ve rızasıyla bölünüp bölünmediği olduğunu vurguladı.
İşçinin daha uzun izin istediği kanıtlanamadı
Yüksek Mahkeme kararında, işçinin daha uzun süre izin kullanmak istediğini en az bir ay önceden yazılı olarak işverene bildirdiğinin ve işverenin bu talebi daha kısa süreye indirdiğinin kanıtlanamadığı belirtildi.




