Enstitü Sosyal, Türkiye'deki akademik yapıyı ve kurumsal işleyişi merkeze alan "Türkiye'de Yükseköğretim Sisteminin Mevcut Durumu, Yapısal Sorunlar ve Politika Önerileri" başlıklı kapsamlı bir rapor yayımladı. Yükseköğretim sisteminde son 20 yılda yaşanan niceliksel büyümenin ardından artık niteliğe odaklanılması gerektiği belirtilen raporda, üniversitelerdeki eğitim sürelerinden yönetim modellerine kadar köklü reform hamleleri sıralandı. Çalışmada öne çıkan en radikal başlık, mevcut 4 yıllık standart lisans eğitim modelinin bazı fakülteler için 3 yıla indirilmesi teklifi oldu.

Rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan, zaman odaklı eğitim yerine yetkinlik odaklı bir sisteme geçilmesi gerektiğini vurguladı. Armağan, lisans sürelerinin kısaltılmasıyla genç iş gücünün ülke ekonomisine 1 yıl daha erken kazandırılacağını, bu yapının üniversite sistemini hızlandırarak öğrenciyi sahaya daha erken çıkaracağını ve akademideki ders yükünü hafifleteceğini kaydetti.

Üniversitelere eğitim süresi için özerklik tanınması isteniyor

Raporda, yükseköğretimde asıl ölçütün mezuniyet aşamasındaki bilgi, beceri ve yetkinlik setleri olması gerektiği savunuldu. Bu doğrultuda üniversitelere müfredat ve zaman planlamasında özerklik verilerek 180 AKTS (Avrupa Kredi Transfer Sistemi) uygulamasının önünün açılması önerildi. Özellikle teorik eğitim ile pratik saha deneyimini birleştirebilecek esnek yapıdaki bölümlerde 2+1 yıllık (6 dönemlik) eğitim sürelerinin tatbik edilebileceği aktarıldı.

Süre kısaltılması modelinin tüm akademik branşları kapsamayacağının altı çizildi. Özellikle tıp, mühendislik, sağlık bilimleri ve yoğun laboratuvar ile saha uygulaması gerektiren mesleki alanlarda süre azaltımının eğitim kalitesi açısından ciddi riskler doğurabileceğine dikkat çekildi. Mevcut tek tip zaman diliminin bazı esnek bölümlerde zamanı verimsiz kullanmaya yol açtığı, bu sebeple fakülteler arasında yapısal farklılaşmaya gidilmesi gerektiği ifade edildi.

YÖK yapısının değiştirilmesi ve yeni kurul kurulması gündemde

Akademik sistemdeki dönüşümün kalıcı olabilmesi adına 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun sadeleştirilmesi gerektiği raporda ana hedef olarak gösterildi. Mevcut Yükseköğretim Kurulu (YÖK) yapısının kurullar hiyerarşisinden çıkarılması ve bakanlıklar ile sektör temsilcilerini kapsayacak şekilde genişletilmesi istendi.

Dr. İpek Coşkun Armağan, yeni kurumsal tasarım kapsamında şu önerileri paylaştı: "Yükseköğretim Kurulu; Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, TÜBİTAK ve sektör temsilcilerinin katılımıyla genişlemelidir. Bu haliyle yapı, Yükseköğretim Dönüşüm Koordinasyon Kurulu'na dönüşmeli ve merkezi yetkileri sadeleşmelidir."

Üniversite yönetimlerine yapay zeka ve profesyonel kadro ayarı

Hazırlanan projeksiyonda, yükseköğretim kurumlarının araştırma, eğitim odaklı, bölgesel kalkınma ve vakıf üniversiteleri olarak kendi güçlü yönlerine göre misyon farklılaşmasına gitmesi gerektiği kaydedildi. Üniversite rektörlükleri ve idari yönetim kademelerinde, objektif kriterlere dayalı olarak akademi dışından farklı alanlardaki profesyonellerin de katma değer sağlamak adına görev alabilmesi önerildi.

MEB'den 81 ile yeni eğitim takvimi genelgesi
MEB'den 81 ile yeni eğitim takvimi genelgesi
İçeriği Görüntüle

Raporda son olarak, hızla gelişen yapay zeka teknolojilerinin ders planlamaları üzerindeki dönüştürücü etkisine işaret edildi. Üniversitelerin artık yalnızca ham bilgi üreten mekanizmalar olarak kalamayacağını belirten Armağan, yeni dijital çağda yükseköğretim kurumlarının bilgiyi doğrulayan, anlamlandıran, yorumlayan ve toplumsal faydaya dönüştüren merkezler haline gelmesinin zorunlu olduğunu sözlerine ekledi.