Suriye’de yıllardır süren güvenlik hareketliliği kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) bölgede yürüttüğü faaliyetler devam ederken, Türkiye’nin askerî varlığının sona ermesine ilişkin koşullar yeniden gündeme geldi. Güvenlik kaynakları, TSK’nın Suriye’den çekilmesinin üç temel şartın gerçekleşmesine bağlı olduğunu belirterek, Türkiye’nin bundan sonraki yol haritasına dair değerlendirmelerde bulundu.
Güvenlik kaynaklarının açıklamasında, Suriye’de devlet otoritesinin ülke genelinde tamamen tesis edilmesi, Türkiye sınırlarının güvenliğinin sağlanması ve terör tehdidinin bütünüyle ortadan kalkması koşullarının altı çizildi. Bu şartlar sağlandığında, Türkiye’nin bölgede asker bulundurmasına ihtiyaç kalmayacağı ifade edildi.

Kaynaklar, “Suriye’de devlet otoritesinin tamamıyla tesis edilmesi, sınırlarımızın güvenliğinin sağlanması, terör tehdidinin tamamen ortadan kalkması gerekiyor. Bunlar olduğu zaman zaten ordumuzun orada olmasına gerek kalmayacak” değerlendirmesinde bulundu.
Güvenlik kaynakları Suriye’deki son tabloyu değerlendirdi
Güvenlik kaynakları, Suriye’deki son gelişmeler çerçevesinde özellikle SDG ve YPG yapılanmasına ilişkin değerlendirmeler paylaştı. Aktarılan bilgilere göre, Arap aşiretlerden SDG’ye katılan unsurların ayrıldığı, geriye ise YPG’nin kaldığı belirtildi. Bu kapsamda SDG’nin kendisini feshetmesi gerektiği görüşü dile getirildi.
Açıklamada, ABD’nin geçmişte bu yapıyı DEAŞ ile mücadele gerekçesiyle kullandığı, ancak artık destek konusundaki yaklaşımının değiştiği ifade edildi. Güvenlik kaynakları, Türkiye’nin daha önce “bir terör örgütüyle mücadelenin başka bir terör örgütüyle yapılamayacağı” yönündeki itirazını hatırlatarak, zaman içinde ABD’nin de benzer bir noktaya geldiğini kaydetti. YPG’nin tutumlarının ABD tarafında da rahatsızlık oluşturduğu değerlendirmesi yapıldı.
Mutabakatlar ve entegrasyon süreci: “İyi niyet göstermediler” vurgusu
Güvenlik kaynaklarının aktardığı bilgilere göre, 10 Mart Mutabakatı’nın entegrasyonu hedefleyen bir anlaşma olduğu ancak bu süreçte somut adım atılmadığı ifade edildi. Kaynaklar, “en ufak bir iyi niyet gösterilmediğini” belirterek, süre dolduktan sonra Suriye yönetiminin kamu düzeni ve can güvenliğini sağlamak amacıyla operasyon gerçekleştirdiğini aktardı.
Bunun ardından 18 Ocak’ta yeni bir anlaşma yapıldığı, bu anlaşmanın SDG açısından 10 Mart’taki mutabakattan daha ağır koşullar içerdiği kaydedildi. Güvenlik kaynakları, askerî operasyonlarla Suriye hükûmetinin sahadaki gücünün arttığını, SDG’nin ise Haseke ve Ayn el-Arab hattına sıkıştığını belirtti. Direnişin devam etmesi halinde daha ağır şartların gündeme gelebileceği değerlendirmesi yapıldı.
“Tek Devlet Tek Ordu” vurgusu: Bireysel entegrasyon modeli
Açıklamada, entegrasyonun “bireysel” düzeyde olacağı, terör olaylarına karışmamış kişilerin kabul edileceği ve sürecin “Tek Devlet Tek Ordu” anlayışıyla ilerleyeceği ifade edildi.
Güvenlik kaynakları, YPG unsurlarının petrol gelirleri ve sınır geçişlerinden elde edilen gelirlerle ekonomik anlamda rahat bir düzen kurduğunu, bu düzenin kaybedilmesi ihtimalinin örgüt içinde yeni gerilimler yaratabileceğini belirtti. Kaynaklar, bu durumun örgütü daha saldırgan bir çizgiye itebileceğini, ancak askerî açıdan seçeneklerinin daraldığını ifade ederek, “Artık askerî olarak yapacakları bir şey kalmadı” değerlendirmesinde bulundu.
TSK’nın Suriye’den çekilmesi için 3 kritik koşul
Türkiye’nin Suriye’deki askerî varlığına ilişkin tartışmalar sürerken, güvenlik kaynakları çekilme şartlarının daha önce de çeşitli düzeylerde dile getirildiğini hatırlattı. Buna göre TSK’nın geri çekilmesi için şu üç şartın gerçekleşmesi gerekiyor:
-
Suriye’de devlet otoritesinin tamamen tesis edilmesi
-
Türkiye sınırlarının güvenliğinin sağlanması
-
Terör tehdidinin tamamen ortadan kalkması
Bu koşulların sağlanması halinde Türkiye’nin bölgede askerî varlık bulundurmasına gerek kalmayacağı belirtildi. Kaynaklar ayrıca, Suriye hükûmetinin talep etmesi durumunda Türkiye’nin destek vermeyi sürdüreceğini ifade etti.
Afrin’de yerel güvenlik devri: “Görevler tamamlandı” açıklaması
Güvenlik kaynakları, Türkiye’nin harekât bölgelerinde Suriye hükûmetinin idari sorumlulukları kademeli olarak üstlenmeye başladığını bildirdi. Bu çerçevede, devlet otoritesinin güçlenmesiyle birlikte yardım amacıyla bölgede görev yapan personelin zaman içinde geri döneceği ifade edildi.
Afrin örneği üzerinden açıklama yapan kaynaklar, Afrin’de polise destek amacıyla görevlendirilen polis ve jandarma personelinin görevini tamamlayarak geri döndüğünü, yerel güvenliğin Suriye hükûmeti tarafından devralındığını aktardı. Buna karşın, TSK unsurlarının üs bölgelerinde görevini sürdürdüğü belirtildi.
Barzani’ye uyarı: “Uygun kanallardan gerekli uyarılar yapıldı”
Güvenlik kaynaklarının değerlendirmesinde, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani’nin süreçle ilgili açıklamalarının gerilimi artırma ihtimali taşıdığı ifade edildi.





