Süper El Nino ihtimali, 2026-27 döneminde küresel ekonomi ve Türkiye açısından yeni riskleri gündeme taşıdı. ABD Ulusal Hava Servisi, Kuzey Yarımküre'de güçlü bir El Nino yaşanma ihtimalini yüzde 90'ın üzerinde değerlendirirken etkilerin enerji, tarım, ticaret ve iklim koşullarına yayılması bekleniyor.

Resmi kayıtların başladığı 1950'den bu yana en güçlü El Nino'nun yaşanma ihtimali ise yüzde 69 seviyesinde bulunuyor. Dartmouth College tarafından yapılan araştırma, 21. yüzyıldaki El Nino döngülerinin küresel ekonomide oluşturabileceği toplam zararın 84 trilyon dolar düzeyine ulaşabileceğini öngörüyor.

Geçmiş dönemler ekonomik riskin büyüklüğüne ilişkin başka veriler de sunuyor. 1980'ler ve 1990'lardaki güçlü El Nino olaylarının her birinin 4 ila 5 trilyon dolar arasında ekonomik hasar oluşturduğu tahmin ediliyor.

Gösterge Kaynaktaki veri
Güçlü El Nino ihtimali Yüzde 90'ın üzerinde
Kayıtlardaki en güçlü El Nino olma ihtimali Yüzde 69
21. yüzyıl için tahmini toplam ekonomik zarar 84 trilyon dolar
Geçmiş güçlü El Nino olaylarında tahmini zarar 4-5 trilyon dolar
Enerji ve gıda piyasaları baskı altında kalabilir

Morgan Stanley, olası bir Süper El Nino'nun şeker ve kakaodan bakıra kadar farklı emtia ve varlık sınıflarını etkileyebileceğini değerlendiriyor. Risklerin merkezindeki alanlardan biri enerji piyasaları olarak gösteriliyor.

Petrol ve doğal gaz piyasaları mevcut arz sorunlarının etkisini sürdürürken yeni hava olaylarının üretim ve taşımacılık üzerindeki baskıyı artırabileceği öngörülüyor. Petrol fiyatlarının bir yıl öncesinin yaklaşık yüzde 30 üzerinde olduğu belirtilirken enerji sistemindeki kullanılabilir rezervlerin de azaldığı aktarılıyor.

Enerji maliyetlerindeki yükseliş tarımsal üretime de yansıyabilir. El Nino'nun Asya ve Avustralya'da kuraklığı artırması durumunda pirinç, mısır ve buğday gibi temel ürünlerde verim kaybı yaşanabileceği belirtiliyor.

Brezilya'daki tarım koşullarının olumsuz etkilenmesi halinde domates, patates ve havuç fiyatlarının iki katına çıkabileceği öngörülüyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü de kahve, çay ve kakao üretiminde ek baskı oluşabileceğine işaret ediyor.

Deniz taşımacılığı ve teknoloji sektörü de risk altında

El Nino'nun Pasifik'teki fırtına ve tayfun riskini artırması, Asya ile Amerika arasındaki deniz ticareti rotalarını etkileyebilir. Ticaret rüzgarlarının zayıflaması halinde seyir sürelerinin uzaması, yakıt tüketimini ve taşıma maliyetlerini yükseltebilir.

Panama Kanalı da kuraklık kaynaklı riskler arasında yer alıyor. 2023-24 El Nino döneminde kanal havzasındaki kuraklık nedeniyle gemilerin taşıyabileceği yük sınırlandırılmış ve ek ücretler artırılmıştı.

Risk yalnızca lojistik sektörünü kapsamıyor. Yapay zeka yatırımlarının büyümesiyle elektrik ve su tüketimi artan veri merkezleri, uzun sıcak hava dalgalarında hem enerji hem de su kaynakları üzerinde daha fazla baskı oluşturabilir.

Yarı iletken üretimi de yüksek su ihtiyacı nedeniyle kırılgan alanlar arasında gösteriliyor. Özellikle Tayvan'daki çip üretiminin su geri dönüşümü ve tuzdan arındırma yatırımlarına rağmen su kaynakları açısından risk taşıdığı belirtiliyor.

Türkiye'de kuraklık, sel ve sıcaklık riski öne çıkıyor

Adalet Bakanlığı çalışanlarına psikolog desteği sağlayacak
Adalet Bakanlığı çalışanlarına psikolog desteği sağlayacak
İçeriği Görüntüle

Pasifik Okyanusu'nda deniz yüzeyi sıcaklığının normalin 2 derece veya daha üzerine çıkmasıyla ilişkilendirilen Süper El Nino'nun Türkiye'yi atmosferik dalgalanmalar üzerinden etkilemesi bekleniyor.

Türkiye açısından uzayan yaz mevsimi, yüksek gece sıcaklıkları ve orman yangını sezonunun normalden daha uzun sürmesi olası etkiler arasında sıralanıyor. Yağış düzenindeki bozulmalar da farklı bölgelerde farklı sonuçlar yaratabilir.

Aşırı ısınan Akdeniz ve Karadeniz sularının kuzeyden gelen soğuk hava kütleleriyle karşılaşması halinde kıyı bölgelerinde sel, şiddetli fırtına ve "medicane" olarak adlandırılan Akdeniz kasırgalarının oluşabileceği öngörülüyor.

İç kesimlerde ise düzensiz yağışlarla birlikte kronik kuraklık riskinin ortaya çıkabileceği tahmin ediliyor. Sonbahar ve kış döneminde sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği daha kuru koşulların oluşabileceği belirtiliyor.

Sıcaklık dalgaları ve su kaynaklarındaki azalma tarımsal üretimi etkilerken uzun sıcak hava dönemlerinin soğutma ihtiyacını artırabileceği aktarılıyor. Bunun elektrik şebekelerinde yük artışına ve enerji maliyetlerinin yükselmesine yol açabileceği öngörülüyor.

Uzmanlar, Türkiye için su yönetimi, tarımsal planlama ve yangın önleme stratejilerinin yeni koşullara göre güncellenmesi gerektiğini belirtiyor.