Klinik tabloyla günlük dikkat sorunları karıştırılıyor
Psikiyatri Bölümü’nden Uzm. Dr. Fatma Arkaz, sosyal medyada artan öz tanı eğilimlerinin psikolojik ve toplumsal riskler barındırdığını ifade etti. Arkaz, “DEHB belirtileri arasında unutkanlık, organizasyon güçlüğü, erteleme davranışı ve dürtüsellik gibi unsurlar yer alır. Ancak bu belirtiler yoğun stres, uykusuzluk ya da dijital dikkat yorgunluğu gibi durumlarda da geçici olarak görülebilir” dedi.
Dijital dikkat yorgunluğunun da odaklanma süresini kısalttığını vurgulayan Arkaz, günlük hayattaki dikkat sorunları ile klinik tablonun sıklıkla karıştırıldığına dikkat çekti: “Uyaran fazlalığı ve çoklu ekran kullanımı da odaklanmayı güçleştirir. Bu belirtiler çoğu zaman çevresel faktörlere bağlı geçici tepkiler olabilir. Klinik tabloyla karıştırılması yanlış tanılara ve tedavi süreçlerinin aksamasına yol açabilir.”
DEHB belirtileri neler?
Dr. Arkaz, klinik DEHB belirtilerini şu şekilde sıraladı:
-
Kolayca dikkatin dağılması,
-
Söylenenleri dinlemekte veya talimatları uygulamakta zorlanma,
-
Günlük işleri unutma (örneğin diş fırçalamak, çorap giymek),
-
Hiperaktif ve dürtüsel davranışlar.
Hiperaktivite ve dürtüsellik örneklerine de değinen Arkaz, “yüksek enerji, kıpırdanma, gürültülü konuşma, huzursuzluk, sırasını beklemekte zorlanma ve konuşmaları bölme” gibi davranışların bu grupta yer aldığını aktardı.
Yanlış ilaç beklentisi tehlike yaratıyor
Yanlış tanıların beraberinde ilaç kullanımı beklentisini de artırdığına işaret eden Arkaz, “DEHB tedavisinde kullanılan uyarıcı ilaçlar bazı kişiler tarafından odak artırıcı performans hapı olarak görülüyor. Bu durum ilaçların kötüye kullanım riskini yükseltir. Oysa bu ilaçlar yalnızca doğru tanı konmuş bireylerde, uygun doz ve düzenli takip ile fayda sağlar. Gereksiz veya yanlış kullanım ise ruhsal dengeyi bozabilir ve bağımlılığa neden olabilir” ifadelerini kullandı.
Algoritmalar tanı koyamaz
DEHB tanısının, çocukluk döneminden itibaren kişinin farklı alanlardaki işlevselliğini uzun süreli olarak etkileyen belirtilerle konulabileceğini hatırlatan Arkaz, sosyal medyanın bu noktada yalnızca farkındalık yaratabileceğini vurguladı. “Sosyal medya, bazı bireylerin ilk kez kendini anlaşıldığını hissetmesine katkı sağlayabilir. Ancak tanı süreci algoritmalara değil, ruh sağlığı profesyonellerine bırakılmalıdır. Dikkat ve odak sorunları yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilemeye başladığında mutlaka bir psikiyatri uzmanına başvurulmalıdır” dedi.





