Milyonlarca çalışanı ilgilendiren önemli bir karara imza atan Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), çalışanların biyometrik verileri kullanılarak mesai takibi yapılmasının kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuata aykırı olduğuna hükmetti.

Resmi Gazete'de yayımlanan ilke kararına göre, işverenlerin çalışanların devam durumunu takip etmek amacıyla parmak izi, yüz tanıma, retina taraması, el geometrisi veya ses tanıma gibi biyometrik verileri işlemesi hukuki açıdan uygun bulunmadı.

Açık Rıza Yeterli Görülmedi

Kurul kararında, çalışanların açık rıza vermiş olmasının tek başına biyometrik veri işleme faaliyetini hukuka uygun hale getirmeyeceği vurgulandı. Biyometrik verilerin işlenmesinin ancak kanunlarda açıkça öngörülmesi veya zorunlu bir hukuki dayanağın bulunması halinde mümkün olabileceği belirtildi.

Bu kapsamda, yalnızca mesai kontrolü amacıyla biyometrik veri kullanımının ölçülülük ve gereklilik ilkeleriyle bağdaşmadığı değerlendirmesi yapıldı.

İşverenler Alternatif Yöntemler Kullanacak

KVKK, çalışanların giriş-çıkış takibinin daha az müdahaleci yöntemlerle yapılabileceğine dikkat çekti. Kararda şu alternatif uygulamalar sıralandı:

“Evini sat altın al” diyenlere hesap çıktı: 5 milyon TL’nin kârı ve zararı belli oldu
“Evini sat altın al” diyenlere hesap çıktı: 5 milyon TL’nin kârı ve zararı belli oldu
İçeriği Görüntüle
  • Şifreli personel kartları
  • PIN kodlu giriş sistemleri
  • RFID veya NFC tabanlı kimlik kartları
  • İmza föyleri ve kağıt bazlı devam çizelgeleri
  • Yetkili personel gözetiminde manuel kayıt sistemleri

Kurul, işverenlerin öncelikle bu yöntemleri değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.

Çalışanlar İçin Ne Anlama Geliyor?

Karar, özellikle özel sektörde yaygın olarak kullanılan parmak izi ve yüz tanıma sistemlerinin hukuki durumuna açıklık getiriyor. Bundan sonra işverenlerin mesai takibi amacıyla biyometrik veri kullanımında KVKK'nın belirlediği kriterlere uygun hareket etmesi gerekecek.

Uzmanlar, kararın çalışanların özel hayatının ve kişisel verilerinin korunması açısından emsal niteliğinde olduğunu, işyerlerinde veri güvenliği ve mahremiyet konularında yeni düzenlemelerin önünü açabileceğini değerlendiriyor.