ABD ile İsrail’in 28 Şubat sabahı başlayan saldırılarının ardından açıklama yapan Trump, NBC’ye verdiği demeçte Hark Adası’ndaki saldırılara değindi. Haberde, Trump’ın saldırılarda adanın büyük bölümünün hedef alındığını söylediği, ancak petrol altyapısını vurmadıklarını belirttiği aktarıldı. Aynı açıklamada, Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlere müdahale edilmesi halinde bu kararın yeniden değerlendirilebileceği kaydedildi.
Hark Adası neden kritik görülüyor
Hark Adası, İran kıyılarına 24 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Küçük yüzölçümüne rağmen ada, ülkenin enerji ihracat zincirinin en kritik halkalarından biri olarak tanımlanıyor.
Haberde yer alan bilgilere göre, İran’ın ham petrolünün yüzde 90’ı boru hatlarıyla bu adadaki terminale ulaştırılıyor. 85 milyon galona ya da 320 bin tondan fazla petrol taşıyabilen çok büyük tankerlerin adadaki uzun iskelelere yanaşabildiği, bunun da Hark Adası’nı yalnızca İran için değil küresel enerji sevkiyatı açısından da önemli hale getirdiği belirtildi.
Adanın bir başka stratejik yönü ise coğrafi konumu oldu. Kıyı hattının derin sulara yakın olması nedeniyle büyük tankerlerin yükleme yapabildiği, sevkiyatın buradan Hürmüz Boğazı üzerinden başta Çin olmak üzere ana alıcılara ulaştığı aktarıldı. Haberde, adanın aynı zamanda Devrim Muhafızları için önemli bir gelir kaynağı niteliği taşıdığına dikkat çekildi.
Taraflar saldırı hakkında ne söyledi
Haberde, Trump’ın ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) tarafından düzenlenen operasyonun, “Orta Doğu tarihindeki en güçlü bombalama operasyonlarından biri” olduğunu savunduğu belirtildi. Trump’ın, adadaki askeri hedeflerin vurulduğunu söylediği, petrol tesislerine yönelik doğrudan bir saldırıdan ise kaçınıldığını dile getirdiği kaydedildi.
CENTCOM’un açıklamasında da Hark Adası’nda 90’dan fazla askeri hedefin vurulduğu, petrol altyapısının hedef alınmadığı bildirildi. Açıklamada, deniz mayını depolama alanları, füze depolama sığınakları ve çeşitli askeri tesislerin imha edildiği bilgisine yer verildi.
İran tarafı ise petrol tesislerinin zarar görmediğini duyurdu. İran resmi medyası ile yarı resmi Fars Haber Ajansı, saldırıların daha çok hava savunma sistemleri, deniz üssü, havaalanı kontrol kulesi ve helikopter hangarı gibi alanlara yöneldiğini bildirdi. Buşehr Vali Yardımcısı Ehsan Cihanyan’ın açıklamalarında, ne askeri personelin ne de petrol şirketi çalışanlarının zarar gördüğü, petrol ihracatının ise tam kapasite sürdüğü ifadelerine yer verildi.
Petrol tesisleri neden hedef alınmadı
Haberde, Hark Adası’ndaki petrol altyapısına doğrudan saldırının yalnızca İran ekonomisi için değil, bölgesel güvenlik ve küresel enerji piyasaları için de ağır sonuçlar doğurabileceği vurgulandı. Böyle bir senaryonun petrol fiyatlarında yeni yükselişleri tetikleyebileceği ve savaşın kapsamını genişletebileceği değerlendirildi.
Ayrıca İran’ın Körfez’deki Arap komşularına, ticari gemilere ve enerji altyapılarına yönelik daha sert karşılıklar verebileceği ihtimalinin de öne çıktığı belirtildi. Haberde, su arıtma tesisleri gibi sivil ve kritik altyapıların da olası hedefler arasında sayıldığı aktarıldı.
Sibylline CEO’su Justin Crump’ın değerlendirmesine de yer verilen haberde, petrol tesislerinin hedef alınmasının “zor” bir tercih olduğu, çünkü bunun ülkenin ekonomik can damarını uzun süreli biçimde devre dışı bırakabileceği ifade edildi. Crump, 1980’lerdeki İran-Irak savaşı sırasında adadaki petrol altyapısının tahrip edilmesinin ardından yeniden inşanın uzun zaman aldığını da hatırlattı.
Gündemde olası yeni senaryolar da var
Haberde, ABD güçlerinin ilerleyen süreçte Hark Adası’nı ele geçirmeye çalışıp çalışmayacağı yönündeki tartışmalara da değinildi. Böyle bir adımın, yalnızca İran petrol ihracatını sekteye uğratmakla kalmayacağı, aynı zamanda anakaraya yönelik operasyonlar için yeni bir askeri platform oluşturabileceği belirtildi.
Güvenlik analisti Mikey Kay’ın değerlendirmesinde ise adanın kontrol altına alınmasının, İran Devrim Muhafızları’nın ekonomik kapasitesine doğrudan darbe vurabileceği ve savaş yürütme kabiliyeti üzerinde etkili olabileceği kaydedildi.





