Türkiye Sağlık Enstitüleri Personel Alımına Çıkıyor
Türkiye Sağlık Enstitüleri Personel Alımına Çıkıyor
İçeriği Görüntüle

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın elektrik tüketiminde kademeli tarife sınırını 5.000 kWh’den 3.000 kWh’ye indirmeye yönelik hazırlıkları enerji sektöründe geniş yankı uyandırdı.
Ocak 2026’da yürürlüğe girmesi beklenen düzenlemeyle, yüksek elektrik tüketimi yapan aboneler elektriği gerçek maliyetinden ödeyecek, düşük gelirli haneler ise mevcut devlet desteğinden yararlanmaya devam edecek.

Yetkililere göre, düzenlemenin yaklaşık yüzde 15’lik abone grubunu etkilemesi ve bu hanelerde faturaları %60’a varan oranlarda artırması bekleniyor.

“Devlet desteği söylemi yanıltıcı”

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Başkanı Mahir Ulutaş, düzenlemeyi eleştirerek, “Bakanlığın ‘devlet destek veriyor’ açıklaması gerçeği yansıtmıyor” dedi.
Ulutaş, mevcut sistemde 5.000 kWh altındaki abonelerin ulusal tarifeden, üzerindekilerin ise borsa fiyatına göre faturalandırıldığını hatırlattı.

“Elektriğin gerçek fiyatı olarak borsa fiyatını kabul etmek doğru değil. Dolayısıyla devletin sübvansiyon sağladığı yönündeki söylem yanıltıcı bir algı oluşturuyor,” ifadelerini kullandı.

Ulutaş, sınırın 3.000 kWh’ye düşürülmesinin “daha fazla abonenin destek dışına çıkmasına ve faturalarda ciddi artışlara yol açacağını” söyledi.

Asgari tüketimi bile kapsıyor

EMO’nun hesaplamalarına göre, dört kişilik bir ailenin temel ihtiyaçları (buzdolabı, aydınlatma, fırın vb.) için yıllık ortalama 2.760 kWh elektrik gerekiyor.
Ulutaş, yeni sınırın bu seviyeye çok yakın olduğuna dikkat çekerek, “Bu limit artık asgari yaşam tüketimini bile kapsamaya başladı” dedi.

Ayrıca, Ege ve Akdeniz gibi bölgelerde iklim koşulları nedeniyle elektrikle ısınma ve soğutma yapılan evlerin, tarımsal sulama yapan çiftçilerin ve süt sağım makineleri kullanan üreticilerin bu sınırdan daha fazla etkileneceği belirtildi.

“Zamanlama vatandaşı tuzağa düşürüyor”

Ulutaş, düzenlemenin yürürlüğe giriş zamanlamasını da eleştirerek, “Devlet bu kararı yıl sonunda açıklayarak vatandaşa önlem alma şansı bırakmıyor” dedi.

“2025 yılı sonunda 3.000 kWh sınırını aşan bir hane, 2026’da daha pahalı tarifeden elektrik almak zorunda kalacak,” diye konuştu.

“Elektrik kamusal hizmet olmalı”

Ulutaş, artan fiyatlar ve altyapı sorunlarının nedenini özelleştirme politikaları olarak gösterdi.

“Elektrik temel bir insan hakkıdır. Özelleştirme sonrasında hem fiyatlar yükseldi hem kesintiler arttı. Elektrik altyapısı zayıfladı. Bu alan yeniden kamulaştırılmalı ve kamu yararına yönetilmelidir,” dedi.

TESPAM Başkanı: “Enerji dengesini korumak gerekiyor”

TESPAM Başkanı Oğuzhan Akyener, düzenlemeyi enerji verimliliğini teşvik eden ve devlet desteklerinin sürdürülebilirliğini sağlayan bir adım olarak değerlendirdi.
Akyener, “Yeni düzenleme ile yüksek tüketimli haneler teşvikten daha az yararlanacak, düşük tüketimli vatandaşlar korunacak,” dedi.

Bakanlık verilerine göre, düzenlemeden etkilenecek kesim yüzde 10-15 arasında olacak.

Elektrikli araçlar tartışmanın odağında

Akyener, elektrikli araçların konut tüketimindeki artışta önemli bir rol oynadığını belirtti:

“Devlet hem elektrikli araçlara teşvik veriyor hem de elektriğe sübvansiyon sağlıyor. Bu sistem çift yönlü destek haline geldi ve sürdürülebilir değil.”

Akyener’e göre, 3.000 kWh sınırı, özellikle elektrikli araç sahiplerinin “ucuz tarifeyi suiistimal etmesinin” önüne geçmek için getirildi.
Elektrikli araçların evde şarj edilmesi durumunda tüketim hızla arttığı için, yeni düzenleme enerji dengesini koruma amacı taşıyor.

Verimlilik vurgusu: Eski cihazlar enerji tüketimini artırıyor

Akyener, enerji verimliliği düşük eski cihazların tüketimi artırdığına dikkat çekerek, “Sadece eski buzdolapları bile toplam tüketimin yüzde 40’ını oluşturabiliyor,” dedi.
Kendi ailesinin tüketimini örnek veren Akyener, “Beş kişilik bir aile olarak yıllık 2.400 kWh tüketiyoruz. 3.000 kWh sınırı makul bir seviyedir” ifadelerini kullandı.