Biyokimya Uzmanı Dr. Ayşegül Çoruhlu, sağlıklı uzun yaşam olarak bilinen longevity yaklaşımında D vitamini düzeyinin kritik başlıklardan biri olduğunu belirtti. Çoruhlu, D vitamini değerinin yüksek olmasının, herhangi bir sebepten ölüm ve hastalanmaya yatkınlık anlamına gelen all-cause mortality üzerinde önemli etkisi bulunduğunu ifade etti.
SÖZCÜ TV’de Simge Fıstıkoğlu’nun sorularını yanıtlayan Çoruhlu, D vitamini eksikliğiyle başa çıkma yollarını anlattı. Çoruhlu, takviye kullanımında yalnızca “D vitamini alıyorum” demenin yeterli olmadığını, alınan formun, dozun ve emilimin de önem taşıdığını vurguladı.
D vitamini neden önemli?
Dr. Çoruhlu, sağlıklı uzun yaşam söz konusu olduğunda uzmanların en çok dikkat çektiği kan değerlerinden birinin D vitamini olduğunu söyledi.
Çoruhlu, üst düzey hekim ve araştırmacılara uzun yaşam için en önemli destek ya da kan değeri sorulduğunda, birçok uzmanın D vitamini düzeyinin yüksek olmasına işaret edeceğini belirtti. Bu değerin, herhangi bir sebepten ölüm ve hastalanma yatkınlığını yaklaşık yüzde 40 oranında etkileyebileceğini ifade etti.
“D vitamini her gün bir tane” demek yeterli mi?
D vitamini kullanımında en sık yapılan hatalardan birinin, takviyeyi standart ve tek tip bir ürün gibi değerlendirmek olduğu belirtildi. Çoruhlu, “Her gün bir tane D vitamini” yaklaşımının tek başına doğru kullanım anlamına gelmediğini söyledi.
Takviyenin hangi formda alındığı, ne kadar doz içerdiği, nasıl kullanıldığı ve vücutta ne ölçüde emildiği gibi başlıkların bilinmesi gerektiğini kaydetti.
Güneş almak her zaman yeterli olmayabilir
D vitamininin güneş yoluyla alınabileceği bilinse de Çoruhlu, bunun herkes için yeterli olmayabileceğine dikkat çekti. Genetik özellikler, yaşam tarzı, cilt yapısı, güneşe çıkma süresi ve emilim sorunları gibi birçok faktörün D vitamini düzeyini etkileyebileceğini söyledi.
Çoruhlu, yaz boyunca güneşlenmesine rağmen sonbahar kontrollerinde D vitamini değerinin düşük çıktığını söyleyen çok sayıda kişi olduğunu belirtti. Bu nedenle “Nasıl olsa güneş var” düşüncesiyle eksikliğin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Güneş alerjisi olanlar ne yapmalı?
Çoruhlu, güneş alerjisi yaşayan kişilerin D vitamini konusunda daha dikkatli olması gerektiğini belirtti. Güneşte kızarma, kaşıntı ve tahriş yaşayan kişilerin, D vitamini desteğini doktor kontrolünde değerlendirmesi gerektiğini söyledi.
Özellikle öğle saatlerinde dik açıyla gelen güneşe maruz kalmanın herkes için uygun olmayabileceğini ifade eden Çoruhlu, güneş alerjisi yaşayan kişilerin sabah ve akşam saatlerinde daha kontrollü şekilde güneşten yararlanabileceğini kaydetti.
D vitamini değeri kaç olmalı?
D vitamini düzeyinin hangi aralıkta olması gerektiği konusunda nihai değerlendirmenin hekimler tarafından yapılması gerektiğini belirten Çoruhlu, bu konuda özellikle endokrinoloji uzmanlarına işaret etti.
Genel bir çerçeve çizerek 50’nin üzerindeki değerlerin daha iyi kabul edilebileceğini, 80 civarının ise kendisine göre ideal değerlere yakın olduğunu söyledi. Ancak bu değerlendirmenin kişisel sağlık durumuna göre değişebileceğini ve tıbbi tavsiye yerine geçmeyeceğini vurguladı.
Otoimmün hastalık ve alerjide D vitamini
Çoruhlu, otoimmün hastalığı olan kişilerin D vitamini düzeylerini yakından takip etmesi gerektiğini belirtti. Tiroit hastalıkları, sedef, egzama, ülseratif kolit gibi bağışıklık sistemiyle ilişkili rahatsızlıklarda D vitamininin önemine dikkat çekti.
Alerji eğilimi olan kişilerde de D vitamininin bağışıklık sistemi dengesi açısından etkili olabileceğini ifade etti. Bahar aylarında hapşırma, burun akıntısı ve alerjik şikayetleri artan kişilerin D vitamini eksikliği yönünden değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Yazın iyi hissedip kışın kötüleşenler dikkat
Dr. Çoruhlu, bazı kişilerin yaz aylarında kendini daha iyi hissetmesine dikkat çekti. Özellikle Ege veya Akdeniz gibi güneşli bölgelere gidildiğinde ağrı, alerji, ruh hali düşüklüğü ya da otoimmün şikayetlerde azalma yaşayan kişilerin, kış aylarında D vitamini düzeyini kontrol ettirmesi gerektiğini söyledi.
Bu durumun, güneş ve D vitamini ilişkisini değerlendirmek açısından önemli bir işaret olabileceğini belirtti.
Karaciğer yağlanması emilimi zorlaştırabilir
D vitamininin vücutta işlenmesinde karaciğerin önemli rolü bulunuyor. Çoruhlu, karaciğer yağlanması ve fazla kilonun, klasik yağda eriyen D3 formlarının vücutta aktif hale getirilmesini zorlaştırabileceğini söyledi.
Karaciğerin yağlanma, toksin yükü ve metabolik sorunlarla uğraşırken D vitaminini dönüştürme kapasitesinin etkilenebileceğini ifade etti. Bu nedenle kilolu kişilerde ve karaciğer yağlanması bulunanlarda D vitamini düzeyinin daha dikkatli takip edilmesi gerektiğini belirtti.
D vitamini nasıl alınmalı?
D vitamini takviyelerinin önemli bir bölümünün yağda eriyen formda olduğunu belirten Çoruhlu, bu nedenle klasik D3 formlarının genellikle yağlı yemeklerle birlikte alınmasının önerildiğini söyledi.
Ancak yağ emilim sorunu, safra problemleri, bağırsak sorunları, ishal, pankreas enzimi yetersizliği gibi durumlarda bu emilimin düşebileceğini kaydetti. Bu nedenle kişinin kullandığı D vitamini formunu ve emilim durumunu doktoruna danışmasının önemli olduğunu ifade etti.
Suda eriyen formlar ne anlama geliyor?
Çoruhlu, yeni nesil bazı D vitamini formlarının “suda eriyen” ya da karaciğere uğramadan kullanılabilen formlar olarak öne çıktığını belirtti. Bu tür formların, yağ emilim sorunu bulunan kişiler için farklı bir seçenek olarak değerlendirilebileceğini söyledi.
Klasik D3 takviyelerinin emilim oranının kişiden kişiye değişebileceğini belirten Çoruhlu, bağırsak ve emilim sorunlarında etkinliğin düşebileceğini ifade etti. Bu nedenle takviye seçiminde yalnızca dozun değil, formun da dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Güneşe çıkmamak da risk oluşturabilir
Çoruhlu, güneşten tamamen kaçınmanın da bazı dezavantajları olabileceğini söyledi. Güneşe çıkarken saat, süre, cilt yapısı ve korunma yöntemlerinin dengeli değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Öğle saatlerindeki yoğun güneş yerine, sabah saatleri ve akşamüstü güneşinin de vücut için anlamlı olabileceğini ifade etti. Cilt sağlığı açısından risk taşıyan kişilerin ise güneşlenme planını mutlaka hekim önerisiyle belirlemesi gerektiğini kaydetti.
Güneş gözlüğü ve ışık dengesi uyarısı
Çoruhlu, güneşe karşı şapka kullanımını desteklediğini ancak sürekli koyu güneş gözlüğü kullanımının vücudun ışık algısını etkileyebileceğini söyledi.
Göz ve cildin gün ışığına birlikte uyum sağladığını belirten Çoruhlu, gölgede ve kontrollü şekilde güneş gözlüğü olmadan zaman geçirmenin bazı kişilerde ışık algısı açısından faydalı olabileceğini ifade etti. Ancak bu başlığın da kişisel göz sağlığına göre değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Yaz tatiline rağmen D vitamini düşükse ne yapılmalı?
Yaz aylarında güneşe çıkmasına rağmen eylül veya ekim aylarında yapılan kontrollerde D vitamini değeri düşük çıkan kişilerin destek ihtiyacını gözden geçirmesi gerektiği belirtildi.
Çoruhlu, D vitamini değeri 40 seviyesini geçmeyen, otoimmün hastalığı bulunan, alerjik şikayetleri olan veya yazın bile ruh hali düşük seyreden kişilerin doktor kontrolünde D vitamini desteğini değerlendirmesi gerektiğini söyledi.
Uzman kontrolü önemli
D vitamini, bağışıklık sistemi, kemik sağlığı, ruh hali, otoimmün hastalıklar ve uzun yaşam hedefleri açısından önemli bir başlık olarak öne çıkıyor. Ancak takviye kullanımı kişisel kan değerleri, sağlık geçmişi, kilo, karaciğer durumu ve emilim sorunlarına göre değişebiliyor.
Bu nedenle D vitamini desteği almadan önce kan değerlerinin ölçülmesi ve dozun hekim kontrolünde belirlenmesi önem taşıyor.