Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaklaşık altı yıl aradan sonra Beyaz Saray’ı ziyaret ederek ABD Başkanı Donald Trump ile kritik bir zirve gerçekleştirecek. Görüşmede savunma ve enerji alanlarını kapsayan toplam değeri 50 milyar doları aşan anlaşmalar masada olacak. İki liderin gündeminde 250 yolcu uçağı siparişi, savaş uçağı alımları ve LNG tedarik anlaşmaları ile birlikte Suriye ve Gazze gibi hassas bölgesel konularda uzlaşı arayışları bulunuyor.
Bu zirve, Türkiye-ABD ilişkilerinde son yıllarda yaşanan ticari ve diplomatik gerilimlerin ardından yeni bir sayfa açılması açısından büyük önem taşıyor. Savunma sistemleri ve ticaret politikaları ekseninde uzun süredir yaşanan gerilimler, bu görüşmeyle daha yapıcı bir döneme taşınabilir.
Bloomberg News’un aktardığı bilgilere göre, görüşmenin ana gündemini Türkiye’nin ABD’den savaş uçakları ve yolcu uçakları alımları ile uzun vadeli LNG tedarik anlaşmaları oluşturuyor. Yaklaşık 250 adet yolcu uçağı siparişi ve F-16 savaş uçağı alımları planlanırken, bu anlaşmaların Türkiye’nin NATO içindeki rolünü güçlendirmesi bekleniyor.
Geçmişte gerilim yaratmış olan S-400 hava savunma sistemleri konusu da görüşmelerde ele alınacak. Türkiye, sistemleri elinde tutmayı sürdürürken, NATO altyapısına entegre edilmemesi yönünde orta yol bir çözüm üzerinde duruyor. Bu yaklaşım, Türkiye’nin F-35 programına yeniden katılımının önünü açabilir.
Enerji alanında da önemli adımlar gündemde. Türkiye, Amerikalı şirketlerle uzun vadeli LNG tedarik anlaşmaları yaparak enerji güvenliğini artırmayı hedefliyor. Bu anlaşmalar, iki ülke arasındaki ticaret hacmini büyütürken Türkiye’nin dış ticaret açığını da azaltmaya katkı sağlayacak.
Erdoğan, görüşme öncesinde attığı adımlarla diplomatik zemini güçlendirdi. Bazı Amerikan ürünlerine uygulanan ek gümrük tarifelerinin kaldırılması ve yatırımcı dostu politikaların hayata geçirilmesi, Cumhurbaşkanı’nın elini görüşme öncesinde güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor.
Zirvenin sonucunda ekonomik ve askeri alanlarda daha yapıcı bir işbirliği dönemi başlaması bekleniyor. Ancak kalıcı bir normalleşme için sadece ticari çıkarlar değil, Suriye, Kürt gruplar ve İsrail politikaları gibi bölgesel güvenlik konularının da dikkatle yönetilmesi gerekiyor. Bu alanlarda atılacak adımlar, Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğini belirleyecek en kritik unsurlar olacak.





