Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Suriye’de yaşanan son askeri ve siyasi gelişmelere ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Bahçeli, Suriye ordusunun Rakka hattındaki ilerleyişi ve SDG’nin Fırat’ın doğusuna çekilme kararını değerlendirerek, Suriye’de Kürt kökenli vatandaşlar ile SDG terör örgütünün net biçimde ayrıştırılması gerektiğini vurguladı. Açıklamasında federasyon ve özerklik tartışmalarına kesin bir dille karşı çıkan Bahçeli, Suriye’nin birlik ve bütünlüğü için 8 maddelik kapsamlı bir yol haritası sundu.
“SDG terör örgütüdür, Suriye Kürtlerini temsil etmiyor”
Bahçeli, SDG’nin Suriye’nin kuzey ve kuzeydoğusunda fiili kontrol alanları oluşturmasının, ülkenin yeniden inşası ve istikrarı önündeki en önemli engellerden biri haline geldiğini belirtti. “Suriye’de Kürtler başka, SDG başkadır. SDG terör örgütüdür ve Suriye Kürtlerini temsil etmemektedir” ifadelerini kullanan Bahçeli, bu ayrımın hem siyasi hem de toplumsal açıdan hayati önemde olduğunun altını çizdi.
10 Mart Mutabakatı vurgusu
Bahçeli, 10 Mart 2025’te SDG ile varılan mutabakatın, örgütün silahlı varlığının sona erdirilmesi ve devlet kurumlarına entegrasyonu açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirildiğini hatırlattı. Ancak geçen sürede SDG yönetiminin mutabakatın ruhuna aykırı tutum sergilediğini, özerklik ve federasyon talepleriyle süreci oyalamaya çalıştığını ifade etti. Bu yaklaşımın Şam yönetimi tarafından Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik açık bir tehdit olarak görüldüğünü belirtti.
Türkiye’nin üniter Suriye vurgusu
Açıklamada, Türkiye’nin Suriye’nin üniter yapısına verdiği desteğin merkezi hükümetin tutumunu güçlendirdiğine dikkat çekildi. Bahçeli, Türkiye’nin bu konudaki net ve kararlı duruşunun, Şam yönetiminin elini güçlendirdiğini ve SDG’nin manevra alanını daralttığını ifade etti. Türkiye’nin güvenlik hassasiyetlerini merkeze alan yaklaşımının, sahadaki dengeleri doğrudan etkilediğini vurguladı.
Sahadaki askeri gelişmeler değerlendirildi
Bahçeli, Suriye ordusunun son dönemde Halep’ten başlayarak Fırat hattına doğru ilerleyişini ve Rakka çevresindeki askeri hareketliliği detaylarıyla ele aldı. Suriye ordusunun sahada gösterdiği üstünlüğün, merkezi devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesine yönelik kararlılığı ortaya koyduğunu belirten Bahçeli, yerel aşiretlerin de büyük ölçüde Şam yönetimini desteklediğini ifade etti.
“Tek ve makul seçenek mutabakatın uygulanmasıdır”
Bahçeli, mevcut bölgesel konjonktür ve sahadaki güç dengelerinin, SDG’nin iddia ettiği ölçüde güçlü ve vazgeçilmez bir aktör olmadığını gösterdiğini kaydetti. “Tek ve makul seçenek, Suriye’nin birlik ve bütünlüğünde karar kılmak ve 10 Mart mutabakatının tüm hükümlerini eksiksiz yerine getirmektir” değerlendirmesinde bulundu.
Suriye için 8 maddelik yol haritası
Bahçeli, Suriye’de kalıcı barış, huzur ve istikrarın sağlanabilmesi için izlenmesi gereken yol haritasını şu başlıklar altında sıraladı:
1. 10 Mart 2025 mutabakatının tüm maddeleriyle uygulanması, SDG ve türev yapıların tamamen feshedilerek devlet kurumlarına geri dönüşü olmayacak şekilde entegre edilmesi.
2. Federasyon ve özerklik tartışmalarının tamamen gündemden çıkarılması, Suriye’nin üniter yapısının kalıcı biçimde güvence altına alınması.
3. Tüm etnik ve dini kesimleri kapsayan, eşitlikçi ve hukukun üstünlüğünü esas alan yeni bir Suriye anayasasının hazırlanması.
4. Kürtlerle SDG’nin net biçimde ayrıştırılması ve SDG’nin “Kürtlerin temsilcisi” olduğu algısının kırılması.
5. Kürtçenin seçmeli ders olarak eğitim sisteminde yer alması başta olmak üzere, tüm asli unsurların kültürel haklarının gözetilmesi.
6. Suriye vatandaşlığı kavramının güçlendirilmesi, etnik ve mezhepsel aidiyetler yerine vatandaşlık bağının esas alınması.
7. Başkanlık sistemi temelinde istikrarlı bir yönetim yapısının oluşturulması, demokratik ve temsile dayalı siyasi sistemin tesis edilmesi.
8. Ekonomik ve siyasi açıdan güçlü, bütünleşmiş bir Suriye’nin bölgesel istikrarın temel aktörlerinden biri haline gelmesi.
Bahçeli, açıklamasını Suriye’de silahlı dayatmalar yerine merkezi otoritenin yeniden inşası ve toplumsal uzlaşmanın esas alınması gerektiğini vurgulayarak tamamladı.





