MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada NATO, Avrupa Birliği, İran, Hürmüz Boğazı ve 15 Temmuz başlıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, Türkiye'nin NATO içinde yalnızca jeostratejik konumuyla değil, tarihi birikimi, devlet tecrübesi, siyasi iradesi ve milli kudretiyle yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri haline geldiğini söyledi.
Bahçeli, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin Türkiye'nin ulaştığı siyasi ve stratejik seviyeyi bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti. NATO'nun yeni bir güvenlik çağının eşiğinde olduğunu ifade eden Bahçeli, bu dönemde asıl ölçünün yalnızca savunma bütçeleri değil, bu bütçelerin üretim ve caydırıcılık kapasitesine dönüşmesi olacağını vurguladı.
“NATO yeni bir devrin şafağındadır”
Bahçeli, konuşmasında NATO'nun yeni bir dönemin başlangıcında olduğunu belirtti. Bu dönemin yalnızca savunma bütçelerinin büyütüldüğü bir süreç olmadığını söyleyen Bahçeli, kağıt üzerindeki taahhütlerin üretime, üretimin sahadaki kabiliyete, kabiliyetin caydırıcılığa ve caydırıcılığın da barışın teminatına dönüşmesi gerektiğini ifade etti.
MHP lideri, güvenliğin artık sadece bütçe büyüklüğüyle değil, savunma sanayisindeki üretim sürekliliğiyle ölçüleceğini kaydetti. Bahçeli, NATO'nun bu yeni güvenlik çağını doğru okuyup okumadığının kritik olduğunu söyledi.
Savunma sanayisindeki kısıtlamalara tepki
Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın savunma sanayi kısıtlamalarının kaldırılmasına yönelik çağrısının Ankara Zirvesi'nin önemli mesajlarından biri olduğunu belirtti.
CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35 sürecinin yeniden ele alınmasına yönelik iradenin önemli olduğunu ifade eden Bahçeli, asıl meselenin Türkiye'nin yıllardır karşı karşıya bırakıldığı haksız muamelenin ittifak düzeninde yol açtığı güven aşınmasını gidermek olduğunu söyledi.
“Olumlu adımlar lütuf değil, hakkaniyetin gereğidir”
Bahçeli, Türkiye'nin savunma kabiliyetinin siyasi hesapların konusu yapılmasının doğru olmadığını dile getirdi. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin envanterinde yerli ve milli üretim oranının yüzde 80'i aşmasının, Türkiye'ye dayatılan kısıtlamaların nasıl aşıldığını gösterdiğini ifade etti.
MHP lideri, Türkiye adına bundan sonra atılacak olumlu adımların bir lütuf değil, hakkaniyet ve hakikatin gereği olduğunu kaydetti.
Hürmüz Boğazı ve İran açıklaması
Bahçeli, konuşmasında ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik açıklamalarına ve bölgede artan gerilime de değindi. Trump'ın mutabakat sürecinin kendisi için bittiğini ifade etmesini eleştiren Bahçeli, kısa süre önce umut veren bir sürecin etkisizleştirilmesinin barış ihtimaline duyulan güveni sarstığını söyledi.
İran'ın mutabakatın tarafıyken saldırıya uğradığını belirten Bahçeli, Hürmüz Boğazı'na ilişkin kararların bu gelişmelerden bağımsız değerlendirilmesinin doğru olmayacağını ifade etti.
“Mutabakat bir şahsın değil, devletlerin taahhüdüdür”
Bahçeli, devletler arası ilişkilerin bir gün geçerli sayılıp ertesi gün kişisel açıklamalarla hükümsüz ilan edilemeyeceğini söyledi. Mutabakatların ahde vefa ilkesiyle yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
ABD Başkanı'nın “Mutabakat benim için bitti” açıklamasını sorunlu bulan Bahçeli, mutabakatın bir şahsın değil, devletlerin taahhüdü olduğunu belirtti. Bu tür yaklaşımların gelecekte Washington ile masaya oturacak başkentlerde güven sorununu büyüteceğini ifade etti.
“Hürmüz'deki gerilim durdurulmalı”
Bahçeli, Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerilimin İran'ın sebepsiz ve keyfi bir tasarrufu gibi sunulmasının gerçeklerin yalnızca bir bölümünü yansıttığını söyledi.
MHP lideri, saldırıların durdurulması, mutabakatın ihlal edilen hükümlerinin yeniden işler hale getirilmesi ve tarafların yükümlülüklerine uyması gerektiğini belirtti. İran'ın da Hürmüz'deki geçişlerin güven içinde yürütülmesini sağlaması gerektiğini kaydetti.
Avrupa Birliği'ne Türkiye mesajı
Bahçeli, NATO Ankara Zirvesi'nin ardından Avrupa başkentleri ve Brüksel'de yeniden gündeme gelecek en önemli başlıklardan birinin Türkiye'nin Avrupa Birliği ile tam üyelik süreci olacağını söyledi.
Avrupa'nın enerji arz güvenliği, düzensiz göç, savunma kapasitesi, demografik daralma, tedarik zincirleri ve ekonomik rekabet gibi çok sayıda sorunla karşı karşıya olduğunu belirten Bahçeli, eski ezberlerle bu sorunların yönetilemeyeceğini ifade etti.
“Türkiye'nin yeri Avrupa'nın bekleme salonu değildir”
Bahçeli, AB'nin Türkiye'yi bekleme odalarında tutarken kendi stratejik ufkunu daralttığını söyledi. Türkiye'yi dışarıda bırakarak Avrupa'nın daha güçlü olacağını düşünenlerin, karşı karşıya kaldıkları güvenlik ve istikrar sorunlarına bakması gerektiğini dile getirdi.
Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, vize serbestisi sürecinin tamamlanması ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemli olduğunu belirten Bahçeli, asıl meselenin Avrupa'nın Türkiye'ye bakış açısını değiştirmesi olduğunu söyledi.
“Türkiye stratejik masalarda hak ettiği yerde olmalı”
Bahçeli, Türkiye'nin kriz dönemlerinde kapısı çalınan, normal zamanlarda ise ötelenen bir ülke gibi görülmemesi gerektiğini belirtti.
Türkiye'nin yerinin Avrupa'nın bekleme salonu değil, stratejik kararların alındığı masalar olduğunu vurguladı. İlişkilerin karşılıklı saygı, egemen eşitlik ve hakkaniyet temelinde ilerlemesi gerektiğini ifade etti.
15 Temmuz için “işgal teşebbüsü” vurgusu
MHP lideri Bahçeli, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 10. yıl dönümüne ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Bahçeli, 15 Temmuz'un yalnızca bir darbe girişimi olmadığını, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin son halkalarından biri olduğunu söyledi.
15 Temmuz'u yalnızca FETÖ'nün kalkışması olarak değerlendirmenin yetersiz olduğunu belirten Bahçeli, bunun Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni içeriden çökertmeyi amaçlayan çok katmanlı bir işgal teşebbüsü olduğunu ifade etti.
“Bu millet esir yaşamaz”
Bahçeli, Türk milletinin 15 Temmuz gecesi bir kez daha tarih yazdığını belirtti. Milletin iradesini vesayet odaklarına bırakmadığını ve devletini terör örgütlerine teslim etmediğini söyledi.
FETÖ'nün yıllar boyunca devlet kurumlarına sızdığını, milletin duygularını sömürdüğünü ve fırsat bulduğunu düşündüğü anda Türk devletine silah doğrulttuğunu ifade etti.
“İhanetin yöntem değiştirmesi sona erdiği anlamına gelmez”
Bahçeli, 15 Temmuz'un 10. yılında FETÖ ile mücadelenin geçmişte kalmış bir mesele olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Tehdidin görünmez hale gelmesinin, ortadan kalktığı anlamına gelmeyeceğini söyledi.
Devlet hafızasının diri tutulması, kurumsal tedbirlerin tavizsiz sürdürülmesi ve milli şuurun canlı tutulmasının hayati önemde olduğunu belirten Bahçeli, 15 Temmuz'un hatırasını yaşatmanın geleceğe karşı sorumluluk olduğunu kaydetti.
“Milli birlik duygusu korunmalı”
Bahçeli, milletin hafızasını kaybetmesi halinde tehditlerin yeniden güç kazanabileceğini ifade etti. Tarih şuuru zayıfladığında fitne odaklarının cesaret bulacağını söyledi.
MHP lideri, 15 Temmuz'un hatırasını yaşatmanın yalnızca geçmişe saygı değil, aynı zamanda devlete ve millete karşı görev olduğunu belirtti.





