Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), İstanbul'da görev yapan bir sınıf öğretmeninin öğrenciye yönelik davranışı nedeniyle aldığı uyarma cezasına yaptığı başvuruyu reddetti. Kurum, 1 Ekim 2026 tarihli kararında disiplin işlemini hem usul hem de esas yönünden hukuka uygun buldu.
Başvuruya konu olay, Ümraniye'deki bir ilkokulda yaşandı. 3/A sınıf öğretmeni, kendi öğrencisinin 4/A sınıfındaki başka bir öğrencinin akran nezaketsizliğine maruz kaldığını belirterek 24 Aralık 2025 tarihinde diğer öğrenciyi öğretmenler odasına götürdü. Görüşme okul yönetiminin bilgisi dışında yapıldı.
Veli şikayeti sonrası soruşturma başlatıldı
Öğrencinin velisi, görüşme sırasında çocuğuna psikolojik şiddet uygulandığını, bağırılarak korkutulduğunu ve bunun altını ıslatmasına neden olduğunu ileri sürdü. Velinin dilekçesinde ayrıca öğrencinin alıkonulduğu ve kendisine küçümseyici ifadeler kullanıldığı iddiaları yer aldı.
Şikayetin ardından Ümraniye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, 30 Aralık 2025 tarihli olurla soruşturma başlattı. Muhakkik tarafından hazırlanan 8 Nisan 2026 tarihli raporda, öğretmenin başka sınıftaki öğrenciyi yönetimin bilgisi dışında kamerasız bir ortama götürdüğü ve bağırarak korkuttuğu tespit edildi.
Raporda öğretmen hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesi kapsamında kınama cezası teklif edildi. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü de 29 Nisan 2026 tarihinde öğretmene kınama cezası verdi.
Kınama cezası uyarma cezasına çevrildi
Öğretmen, verilen cezaya 4 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul Valiliği İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu nezdinde itiraz etti. Kurul, 22 Mayıs 2026 tarihli kararında fiille verilen cezayı uyumsuz bularak itirazı kabul etti ve dosyayı yeniden disiplin amirine gönderdi.
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bunun üzerine 24 Haziran 2026 tarihinde kınama cezasını uyarma cezasına çevirdi. Öğretmen, bu işlemin ardından dosyayı KDK'ye taşıdı.
Süreçte öne çıkan tarihler şöyle:
-
24 Aralık 2025: Öğretmen ile öğrenci arasındaki görüşme gerçekleşti.
-
29 Nisan 2026: Öğretmene kınama cezası verildi.
-
24 Haziran 2026: Ceza uyarma cezasına çevrildi.
-
5 Temmuz 2026: Öğretmen KDK sürecine konu başvurusunu yaptı.
-
1 Ekim 2026: KDK başvuruyu reddetti.
KDK cezayı hukuka uygun buldu
KDK, öncelikle disiplin soruşturmasının usulünü değerlendirdi. Zamanaşımı süreleri, öğretmenin savunmasının alınması, itiraz süreci ve cezayı veren makam bakımından işlemlerin mevzuata uygun yürütüldüğü sonucuna ulaşıldı.
Kurum, olay yerindeki inceleme ile öğretmenlerin, okul yöneticisinin, öğrencilerin ve şikayetçinin ifadelerine dayanan soruşturma raporunu da değerlendirdi. Fiilin gerçekleştiği ve karşılığında uyarma cezası uygulanmasının hukuka uygun olduğu belirtildi.
KDK'nin aldığı mesleki görüşte, öğretmenin kendi öğrencisini koruma amacıyla hareket etmesinin uygulanan yöntemi değiştirmediği değerlendirildi. Raporda 9 yaşındaki diğer çocuğun da destek ve özenli yaklaşıma ihtiyaç duyduğu vurgulandı.
Kamu Denetçiliği Kurumu kararında şu ifadeye yer verdi:
"Başvuran hakkında yürütülen soruşturma sonucunda verilen disiplin cezasının usul ve esas açısından hukuken yerinde olduğu kanaat ve sonucuna varılmıştır."
Okuldaki akran zorbalığı süreci de değerlendirildi
KDK'nin 17 Ağustos 2026 tarihli Mesleki Görüş ve Değerlendirme Raporunda, okul yönetimi, sınıf öğretmeni ve rehberlik biriminin akran zorbalığı karşısında nasıl bir ortak çalışma yürüttüğünün dosyadan anlaşılamadığı kaydedildi.
Raporda, gerektiğinde öğretmenler, okul personeli, öğrenciler ve aileler için akran zorbalığını önlemeye yönelik eğitimlerin değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Sürecin rehber öğretmen, aile ve okul yönetimi tarafından çocukların üstün yararı gözetilerek birlikte takip edilmesi gerektiği ifade edildi.
KDK ayrıca idarenin, öğretmene verdiği cevapta karara karşı hangi sürede ve hangi mercie başvurulabileceğini göstermediğini belirledi. Kurum, idareye başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uygun hareket edilmesini önerdi.





