İstanbul’da yapılan kapsamlı bir araştırma, kalp krizi riskinin dört temel testle yıllar öncesinden tespit edilebileceğini ortaya koydu. Journal of the American College of Cardiology (JACC) dergisinde yayımlanan çalışmada, 215 binden fazla kişi 12 yıl boyunca takip edildi. Araştırmada, genetik veriler ile kan testlerinin birlikte değerlendirilmesinin kalp hastalığı riskini tek başına kolesterol ölçümüne kıyasla çok daha doğru şekilde öngördüğü belirtildi.
Çalışmada kalp krizi riskini belirlemek için LDL kolesterol, Lipoprotein(a) [Lp(a)], hs-CRP (iltihap göstergesi) ve genetik risk skoru dört temel gösterge olarak kullanıldı. Bu parametrelerde yüksek risk taşıyan kişilerin kalp hastalığına yakalanma ihtimali, düşük risk grubuna göre birkaç kat daha fazla olarak belirlendi.
Uzmanlar, erken teşhisin kalp hastalığını önlemede kritik rol oynadığını vurguladı. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, kol veya çeneye vuran ağrı, soğuk terleme ve bulantı gibi belirtiler kalp krizinin habercisi olabiliyor. Ancak bazı hastalarda, özellikle diyabetli bireylerde, kalp krizi hiçbir belirti göstermeden de gelişebiliyor.
Araştırma, 40 yaş üzerindeki kişilerin özellikle risk değerlendirmesi yaptırması gerektiğini ortaya koyarken, bu testlerin hekim kontrolünde yapılmasının önemine dikkat çekiyor. Ailede kalp hastalığı öyküsü bulunanlar, kolesterol problemi yaşayanlar veya risk grubunda yer alanlar, önleyici tedbirler için sağlık kuruluşlarına başvurmalı.
Sonuç olarak, kalp hastalığı sadece tedavi edilebilir bir rahatsızlık değil, uygun testler ve erken önlemlerle oluşmadan önlenebilir bir durum olarak öne çıkıyor.





