Okullarda şiddet ve akran zorbalığı, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Son olarak Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları; özellikle Kahramanmaraş’ta Ayla Öğretmenimizin ve körpe çocuklarımızın hain saldırılar sonucunda hayatını kaybetmesi, millet olarak hepimizi derin bir üzüntüye boğmuştur.
Okullarımız 14 Eylül tarihinde eğitim-öğretime başlayacaktır. Bu süreçte, başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşların gerekli ve yeterli tedbirleri alması büyük önem taşımaktadır.
Nitekim Millî Eğitim Bakanlığı da okulların açılış sürecinde “Güvenlik okul iklimi”ne vurgu yapmaktadır. Bunun yanı sıra, 12-18 yaş grubunda ağır suçlar için uygulanan ceza sınırlarının yükseltilmesi ve diğer tedbirlerin alınması da büyük önem arz etmektedir. Herkes bilmelidir ki; çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin eğitim kurumlarında huzur, güven ve sağlıklı bir ortam içerisinde bulunmaları hepimizin ortak önceliği olmalıdır.
2026-2027 Eğitim-Öğretim yılı “Öğretmenimi ve Okulumu Seviyorum” temasıyla başlatılsın!
Bu tür acı olayların bir daha yaşanmaması, okullarımızın öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz için güvenli eğitim yuvaları olması amacıyla Türk Eğitim-Sen olarak Millî Eğitim Bakanlığından yeni eğitim-öğretim yılının “Öğretmenimi ve okulumu Seviyorum” temasıyla başlatılmasını talep ettik. Ayrıca, Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi tarafından 1 Temmuz-10 Ağustos 2026 tarihleri arasında “Okullarda Akran Zorbalığı ve Suça Karışan Çocuklar” temasıyla kapsamlı bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir.
Türk Eğitim-Sen internet sitesi başta olmak üzere toplam 6 ayrı internet sitesi üzerinden gerçekleştirilen çalışmaya 2 bin 296 öğretmenimiz katılmıştır. Anket sonuçları, okullarımızda akran zorbalığı, şiddet ve suça sürüklenen çocuklarla ilgili yaşanan sorunların boyutunu ortaya koyması ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi açısından önemli veriler sunmaktadır.
Akran Zorbalığı Yaygın ve Öğretmenler Tarafından Fark Ediliyor
Türk Eğitim-Sen’in araştırmasına göre öğretmenlerin önemli bir bölümü akran zorbalığını okullarda yaygın bir sorun olarak değerlendirmektedir. Katılımcıların %49,2’si
Akran zorbalığına tanıklık oranı ise oldukça yüksektir. Ankete katılan öğretmenlerin %65,2’si
Bununla birlikte zorbalığa maruz kalan öğrencilerin yaşadıklarını yetişkinlerle paylaşmadığı da görülmektedir. Katılımcıların %26,6’sı, öğrencilerin yaşadıkları zorbalığı öğretmenlerine, okul idaresine ya da ailelerine anlatmadığını düşünmektedir.
Zorbalık fark edildiğinde ise katılımcı öğretmenler, en çok sırasıyla %81,8’i “zorbalığa maruz kalan ve zorbalığı uygulayan öğrencilerin rehber öğretmenle görüşmesini sağlarım”, %81,7’si “zorbalığa uğrayan öğrenciyle görüşürüm”, %78’i“zorbalığı uygulayan öğrenciyi uyarırım”, %65’i “aileleri bilgilendiririm cevabı vermiştir.
Zorbalığın Görüldüğü Yerler ve Kurumsal Durum
Zorbalığın en fazla görüldüğü ortam %37,2 ile okul bahçesidir. Bunu %19,5 ile sınıf, %16 ile sosyal medya ve %14,7 ile okul dışındaki ortamlar izlemektedir.
Okulun Akran Zorbalığı Olaylarındaki Tavrı
Katılımcıların %53,4’ü, rehberlik biriminin zorbalığı uygulayan ve zorbalığa maruz kalan öğrenciler ile aileleriyle görüştüğünü belirtmiştir. Önleyici çalışmalar ve farkındalık eğitimleri verildiğini ifade edenlerin oranı %28,3 iken, %16 oranında öğretmen yeterli bir müdahalenin söz konusu olamadığını düşünmektedir.
Okullarda Suça Karışan Çocuklar
Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri, okullarda suça karışan çocukların varlığına ilişkin bulgulardır. Katılımcıların %23,9’u, görev yaptığı okulda suça karışan çocuk bulunduğunu belirtmiştir. %44,6’sı böyle bir öğrencinin bulunmadığını söylerken, %31,5’i bu konuda bilgi sahibi olmadığını ifade etmiştir. Çocukların adli süreçlerine ilişkin bilgilerin hassas ve gizli olması düşünüldüğünde, bu durum bütünüyle şaşırtıcı değildir.
Rehberlik Çalışmaları
“Bu çocuklar okula devam ediyorsa rehberlik birimi tarafından bireysel rehabilitasyon çalışması yapılıyor mu?” sorusuna ankete katılanların %54,3’ü evet, %16,7’si hayır cevabı vermiştir. Bu konuda bilgisi olmayanların oranı ise %28,8’dir.
Şiddet ve Suça Yönelmenin Nedenleri
Öğretmenlerin değerlendirmelerinde şiddet ve suça yönelmenin en önemli nedenleri arasında en güçlü vurgu ebeveyn ilgisizliği ve sanal medya kullanımının yeterince denetlenmemesidir. Katılımcıların %85,9’u “katılıyorum” ya da “kesinlikle katılıyorum” seçeneğini işaretleyerek, ebeveyn ilgisizliği ve yetersiz denetimin şiddeti tetiklediği görüşüne katılmaktadır.
Dijital içerikler de önemli bir risk alanı olarak görülmektedir. Sosyal medya içeriklerinin çocukları şiddete yönlendirdiğini düşünenlerin oranı %82,6, şiddet içerikli dijital oyunların öğrencilerin saldırgan davranışlarını artırdığını belirtenlerin oranı (“katılıyorum” ya da “kesinlikle katılıyorum” seçeneğini işaretleyenler)%80,1’dir.
Arkadaş çevresi ve riskli grup ilişkileri de sorunun bir başka yüzüdür. Ankete katılan öğretmenlerin %81,9’u “çeteleşme suça yönelmede etkili bir faktördür” ifadesine “katılıyorum” ya da “kesinlikle katılıyorum” seçeneğini işaretlemiştir. Madde kullanımını etkili bulanların oranı %81,1, akran baskısının suça yönelmede etkili bir faktör olduğuna katılan ya da kesinlikle katılanların oranı ise %74,9’dur. Dışlanmışlık ve zayıf aidiyet hissinin etkili olduğunu düşünenlerin oranı %77,8, okula aidiyet duygusunun zayıflığını etkili bulanların oranı ise %70’dir. Aile-okul iş birliği konusunda da katılımcıların %59,4’ü, şiddet eğilimli öğrencilerin ailelerinin okul ile yeterli iş birliği yapmadığını düşünmektedir. “Suça karışan çocukların ailelerinin büyük bir kısmında suç geçmişi olan bireyler vardır” ifadesinde “katılıyorum” ya da “kesinlikle katılıyorum” seçeneğini işaretleyenlerin oranı %56’dır.
Okul ve Çevresinde Karşılaşılan Şiddet ve Riskler
Okulunuzda/okul çevresinde hangi durumlarla ne sıklıkla karşılaşıyorsunuz?” sorusuna, sözlü şiddetle sık sık karşılaştığını belirtenlerin oranı %52,7, ara sıra karşılaştığını belirtenlerin oranı %35,9’dur.
Akran zorbalığıyla sık sık karşılaştığını ifade edenlerin oranı %39,7, ara sıra karşılaşanların oranı %41,9’dur. Fiziksel şiddetle ara sıra karşılaştığını belirtenlerin oranı %48,3, sık sık karşılaştığını belirtenlerin oranı %17,1’dir. Psikolojik şiddetle sık sık karşılaşanların oranı %32,4, ara sıra karşılaşanların oranı ise %45,0’dır.
Madde kullanımıyla hiç karşılaşmadığını belirtenlerin oranı %62, nadiren karşılaştığını söyleyenlerin oranı %29’dur. Ara sıra ve sık sık cevaplarının toplamı %9’da kalmaktadır. Kesici veya delici aletle gelinmesinde “nadiren” cevabı %37,8’dir; daha düzenli karşılaşma bildirenlerin toplamı %13,1’dir.
Okul İklimi ve Siber Zorbalık
Katılımcıların görev yaptıkları okuldaki okul iklimi, güvenlik ve siber zorbalığa ilişkin ifadelere katılım düzeyleri de değerlendirildi. Katılımcıların %71,3’ü “
Olumlu okul ikliminin şiddet davranışlarını azalttığını düşünenlerin oranının %87,1 olması dikkat çekicidir. Sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerin olumlu davranış geliştirmeye katkı sağladığını belirtenlerin oranı da %84,3’tür.
“Öğrenciler arasında dışlanma ve ayrımcılık yaygın değildir” ifadesine katılanların oranı %49,5’te kalmaktadır. Buna karşılık %26,8’i bu görüşe katılmamakta, %23,7’si kararsız kalmaktadır.
Siber zorbalık da önemli bir risk alanı olarak görülmektedir. Katılımcıların %63,5’i siber zorbalığın öğrenciler arasında önemli bir sorun olduğunu belirtmektedir. %69,8’i çevrim içi zorbalık ile okul içindeki akran zorbalığı arasında bağlantı bulunduğunu düşünmektedir. Sosyal medyanın öğrenciler arasındaki çatışmaları artırdığını düşünenlerin oranı %77,7’dir.
Sosyal medyada dışlama ve küçük düşürmenin öğrencilerin psikolojik sağlığını olumsuz etkilediğini düşünenlerin oranı %82,5’dir. Siber zorbalığın akademik başarı ve okul uyumuna zarar verdiğini belirtenlerin oranı da %79,2’dir.
Öte yandan öğrencilerin siber zorbalığı yetişkinlere bildirip bildirmediği konusunda belirgin bir belirsizlik bulunmaktadır. Öğrencilerin öğretmenlerine veya ailelerine durumu anlattığını düşünenlerin oranı %40, bu konuda kararsız olanların oranı %36,8’dir. Katılımcıların %59,6’sı
Velilerin çocuklarının dijital medya kullanımını yeterince takip ettiğini düşünenlerin oranı yalnızca %20’dir.
Şiddeti Önlemeye Yönelik Destek Mekanizmaları
ü Öğretmenlerin şiddet ve zorbalığı önlemeye yönelik görüşlerini de değerlendirdik. Risk grubundaki öğrencilerin düzenli psikolojik destek almasını isteyenlerin oranı %91,3,
ü Akran zorbalığını önlemeye yönelik eğitimlerin artırılması gerektiğini düşünenlerin oranı %90,5’tir.
ü Psikolojik danışman sayısının artırılmasına verilen destek de %80,2’ye ulaşmaktadır.
ü Şiddeti önlemede rehberlik servislerinin yeterli sayıya sahip olduğunu düşünenlerin oranı yalnızca %25’dir.
Önleyici Uygulama ve Etkinliklere İlişkin Görüşler
ü Şiddet kapsamında önleyici olabileceği düşünülen uygulama ve etkinliklerden spor faaliyetlerinin “etkili” ya da “çok etkili” olduğunu söyleyenlerin oranı %86,0’dır.
ü Sosyal etkinlikler de %81,4’lük etkili veya çok etkili cevabıyla benzer bir konumdadır.
ü Psikolojik desteğin %81,9 ile sıralamanın üst bölümünde yer alması, sosyal katılım kadar bireysel desteğin de önemsendiğini göstermektedir.
ü Şiddeti önlemede rehberlik çalışmalarını etkili ve çok etkili bulanların oranı %70,9’dur.
Suça Karışan Çocuklara Uygulanacak Cezalara İlişkin Görüşler
Açık uçlu sorulara verilen cevaplar ise çoklu tematik yöntemiyle değerlendirilmiştir. Buna göre en güçlü talep caydırıcı, ağır, kesin ve tutarlı cezalar yönündedir. Bu tema %42,3 oranındadır. Eğitici, onarıcı ve rehabilite edici yaklaşım ise %22,4 oranında dile getirilmiştir.
Kahramanmaraş’ta yaşanan okul şiddeti olayları dikkate alındığında benzer olayların önlenmesine yönelik tedbirlerde en sık dile getirilen ilk üç tema; aile eğitimi, denetimi, işbirliği ve sorumluluğu (%39,2), rehberlik, psikolojik destek ve risk izleme (%37) ve okul güvenliği, giriş denetimi ve kolluk desteği (%35) olmuştur.
Millî Eğitim Bakanlığından beklenen öncelikli tedbirlerde ise okul güvenliği, güvenlik personeli ve giriş denetimi (%41,3) ilk sıradadır. Bunu disiplin yönetmeliği, caydırıcı yaptırımlar ve sınıf tekrarı (%40,2) ile aile eğitimi, okul-aile iş birliği ve veli sorumluluğu (%33,9) izlemektedir.
Anket sonuçlarını değerlendiren Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, şunları kaydetti: “Araştırmanın bulguları, öğrencilerin şiddete ve suça yönelmesinde birbiriyle bağlantılı pek çok unsurun rol oynadığına ilişkin yaygın bir görüş bulunduğunu göstermektedir. Katılımcıların değerlendirmelerinde dijital medya ve oyunlar, ebeveyn ilgisi ve denetimi, akran baskısı ve çeteleşme öne çıkmaktadır. Okula aidiyet, sosyal dışlanma, rehberlik hizmetlerinin sayısı ve okul-aile ilişkileri de bu çerçevenin önemli parçalarıdır. Bu bağlamda, öğrencinin davranışını içinde bulunduğu aile, okul, akran grubu ve dijital çevreyle birlikte ele almak gerekmektedir. Okulda karşılaşılan şiddet türleri arasında sözlü şiddet, akran zorbalığı ve psikolojik şiddet en sık gözlemlenen sorunlar olarak öne çıkmaktadır. Madde kullanımı ile okula kesici veya delici aletle gelme daha seyrek görülmekle birlikte ciddi sonuçlar doğurabilecek risklerdir. Akran zorbalığının en fazla okul bahçesinde görüldüğünün belirtilmesi, okulun ortak kullanım alanlarına dikkat çekmektedir. Bu saatlerde öğretmen ve okul personelinin görünürlüğünün artırılması, okul giriş ve çıkışlarının düzenli biçimde denetlenmesi ve riskli alanların belirlenmesi yararlı olacaktır.
Rehberlik hizmetleri, araştırmada öne çıkan bir başka alandır. Rehberlik servislerinin personel ve çalışma koşullarının güçlendirilmesine duyulan ihtiyaç açıkça ortadadır. Ayrıca, düzenli psikolojik destek verilmesi ve psikolojik danışman sayısının artırılması geniş destek görmektedir. Bu noktada okullarda her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalıdır.
Risk grubundaki öğrencilerin belirlenmesinde devamsızlık, okuldan uzaklaşma, akademik performansta belirgin düşüş, sosyal dışlanma, akran ilişkilerinde bozulma, ani davranış değişiklikleri ve tekrarlayan disiplin olayları birlikte değerlendirilebilir.
Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere verilen önemdir. Katılımcıların %87,1’i olumlu okul ikliminin şiddet davranışlarını azalttığını, %84,3’ü sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerin öğrencilerin olumlu davranış geliştirmesine katkı sağladığını düşünmektedir. Spor faaliyetlerini etkili veya çok etkili bulanların oranı da %86,0’dır. Aile, bulguların hemen her bölümünde öne çıkan ortak başlıklardan biridir. Ebeveyn ilgisi, çocukla kurulan iletişim, sınır koyma ve dijital medya kullanımının izlenmesi katılımcılar tarafından şiddet davranışlarıyla ilişkili görülmektedir. Bu nedenle veli çalışmalarının yıl boyunca sürdürülen ve belirli ihtiyaçlara göre planlanan bir yapıya kavuşturulması gerekir. Öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin süreçteki görevleri de açık biçimde tanımlanmalıdır. Okul idaresi, öğretmenler ve rehberlik servisi arasındaki bilgi akışı, öğrencinin mahremiyeti korunarak güçlendirilmelidir. Disiplin süreçleri de okulun eğitim ve güvenlik işlevleriyle uyumlu biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada araştırmamızın sonuçları, Millî Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlara gönderilecektir. Bu noktada, okul güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik politika ve uygulamalara katkı sunması amaçlanmaktadır.”




