Üniversitelerde yıllardır kullanılan, sınıf sınıf dolaştırılan yoklama listeleri artık tarihe karışıyor. Dijitalleşme adımları kapsamında birçok üniversite, klasik imza yöntemini bırakıp iki farklı dijital yoklama sistemine geçti. Böylece hem zaman kaybı hem de sahte imza sorunu büyük ölçüde ortadan kalkarken, kağıt israfının da önüne geçildi.
QR Kodlu Yoklama Dönemi
Yeni sistemin en çok tercih edilen yöntemi QR kod uygulaması. Her dersin başında öğretim görevlisi, yalnızca o derse özel olarak oluşturulan bir QR kodu ekrana yansıtıyor. Öğrenciler, mobil cihazlarıyla bu kodu okutarak yoklamalarını anında sisteme işlendiriyor.
Dinamik olarak üretilen QR kodlar kısa sürede geçerliliğini yitiriyor. Böylece öğrencilerin ders dışında kodu okutması veya başka birinin yerine yoklama yapması neredeyse imkânsız hale geliyor.
Konum Doğrulamalı Elektronik Yoklama
Kullanılan bir diğer dijital yöntem ise üniversitelerin kendi uygulamaları üzerinden gerçekleştiriliyor. Ders hocası "yoklamayı açtım" komutunu verdiğinde, sınıfta bulunan öğrenciler uygulamaya girip “elektronik yoklama” sekmesinden yoklamaya katılıyor.
Bu sistemde konum doğrulama ve cihaz kimlik doğrulaması aktif olduğu için öğrencinin sınıf içinde olup olmadığı net bir şekilde tespit edilebiliyor. Böylece başkasının yerine yoklama alma ihtimali ortadan kaldırılıyor.
Zamandan Tasarruf Sağlıyor
Dijital yoklama yöntemleri sayesinde dersin başlangıcında yaşanan zaman kaybı sona eriyor. Akademisyenler sadece birkaç saniye içinde yoklamayı tamamlayabiliyor. Yoklamalar eş zamanlı olarak sisteme düşüyor ve idari birimler tarafından kolayca takip edilebiliyor.
"Manuel İmzadan Daha Güvenli"
Sistemi aktif olarak kullanan öğrencilerden Fırat Turğut, uygulamanın güvenilirliğini şu sözlerle değerlendirdi:
"Başkasının adına işlem yapılması teorik olarak mümkün olsa da manuel imzaya kıyasla çok daha güvenli bir yöntem. Farklı bir telefondan başka bir öğrencinin hesabına giriş yapıldığı kolayca tespit ediliyor ve okulda gerekli cezai işlemler uygulanıyor."





