Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), Sosyal Güvenlik Kurumu çalışanının mobbing iddialarını inceleyerek başvuruyu reddetti. 21 Eylül 2026 tarihli kararda görev yeri değişikliği, sendikadan istifa yönündeki telkin iddiası ve izin sürecindeki aksaklıklar mobbing kriterleri açısından değerlendirildi.
Kamu Başdenetçisi Mehmet Akarca imzasıyla verilen kararda, bir davranışın mobbing kapsamında değerlendirilebilmesi için belirli bir süre boyunca devam etmesi, sistematik biçimde uygulanması ve kasıt taşıması gerektiği ortaya konuldu.
Başvuran personel, 5 Şubat 2026 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Personel Daire Başkanlığına mobbing başvurusu yaptığını bildirdi. Personel; sendikal ayrımcılığa uğradığını, sendikadan istifa dilekçesi imzalaması için baskı gördüğünü ve KDK'ya başvurmaması yönünde sözlü talimat aldığını ileri sürdü.
Kurumdan aldığı yanıtın ardından personel, 9 Temmuz 2026 tarihinde KDK'ya başvurdu. Başvurusunda maruz kaldığını belirttiği uygulamaların mobbing olarak tespit edilmesini istedi.
İzin işlemi daha sonra düzeltildi
Dosyada görev yeri değişikliği ve sendikal faaliyetlere ilişkin iddialar da incelendi. Başvuran, sendika genel kuruluna katılabilmek için talep ettiği idari iznin başlangıçta verilmediğini belirtti.
Bu nedenle önce yıllık izin kullanan personelin izni daha sonra idari izne çevrildi. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ise KDK'ya gönderdiği 4 Ağustos 2026 tarihli yazıya Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce görevlendirilen muhakkikin inceleme raporunu ekledi.
SGK Mobbingle Mücadele Komisyonu da incelemesinde mobbing oluşturan bir işlem bulunmadığı yönünde karar verdi.
KDK, mobbing değerlendirmesinde üç temel unsurun birlikte aranması gerektiğini belirtti:
-
Süreklilik: Davranışın tek seferle sınırlı kalmayıp belirli bir süre devam etmesi.
-
Sistematiklik: Eylemlerin belirli aralıklarla tekrarlanarak çalışanın verimliliğini düşürmeye veya onu pasifleştirmeye yönelmesi.
-
Kasıt: Davranışların çalışanı olumsuz sonuçlarla karşı karşıya bırakma amacı taşıması.
KDK üç temel kriteri esas aldı
Kararda mobbing kapsamında değerlendirilebilecek davranışlara da yer verildi. Bir çalışan hakkında dedikodu çıkarılması, kendisine iş verilmemesi, eşit davranılmaması veya diğer çalışanlara kıyasla daha fazla iş yüklenmesi örnekler arasında gösterildi.
KDK ayrıca 2011/2 sayılı Başbakanlık Genelgesi kapsamında psikolojik tacizin tanımını değerlendirdi. Genelgede kasıtlı ve sistematik biçimde belirli bir süre devam eden aşağılayıcı, dışlayıcı, yıldırıcı veya kişinin saygınlığına zarar veren davranışlar esas alınıyor.
Somut olayda ise sendikadan istifaya yönelik telkin iddiasını destekleyen bir dayanak bulunmadığı belirtildi. Genel kurul için istenen idari izne ilişkin işlemin de daha sonra idare tarafından düzeltildiği kaydedildi.
KDK, olaylarda sistematik bir davranış bütünü bulunmadığı sonucuna ulaştı. Yer değişikliği ile izin sürecinde yaşanan durumların münferit nitelikte kaldığı değerlendirildi.
Başvurunun reddine karar verildi
Kararda, çalışanı işten soğutmaya veya pasif duruma getirmeye yönelik kasıtlı bir davranış bütününün tespit edilemediği bildirildi. Bu nedenle başvuranın ileri sürdüğü işlemler mobbing kapsamında değerlendirilmedi.
KDK, iyi yönetim ilkeleri açısından da idarenin aykırı bir davranışını tespit etmedi. Başvurunun bu gerekçelerle reddine karar verildi.
Kararda ayrıca 6328 sayılı Kanun'un 21. maddesi hatırlatıldı. Buna göre ret kararının tebliğinden sonra, varsa dava açma süresinden kalan bölüm işlemeye devam edecek.
Başvuranın yetkili ve görevli mahkemelerde dava açma hakkının bulunduğu da kararda belirtildi.





