İstanbul Başakşehir'de 15 yaşındaki bir öğrencinin sekiz öğrenciyi bıçakladığı ve bir öğrencinin hayatını kaybettiği saldırının ardından, çocuk ve ergenlerde şiddetin “taklit” ve “bulaşma” etkisi yeniden tartışılmaya başlandı. Uzmanlar, önceki saldırıların bazı gençler için modele dönüşebileceğini belirtiyor.

Eylül ayında Manisa'nın Turgutlu ilçesinde 15 yaşındaki bir çocuk lise yakınında av tüfeğiyle ateş açmış, 11 öğrenci yaralanmıştı. Olayların nedenleri ve koşulları farklı olsa da bir saldırının başka çocukların şiddeti algılama biçimini etkileyip etkilemediği gündeme geldi.

Okul saldırılarında 13 gün ne anlama geliyor?

2015 yılında PLOS ONE'da yayımlanan “Contagion in Mass Killings and School Shootings” araştırmasında, ABD'deki okul saldırılarında istatistiksel olarak anlamlı bir bulaşma etkisi saptandı. Araştırmanın modeline göre bu etkinin ortalama 13 gün sürdüğü hesaplandı.

Çalışmada her saldırının ortalama en az 0,22 yeni olayla ilişkili olduğu sonucuna ulaşıldı. Ancak araştırma, saldırıdan sonraki 13 günü kesin bir tehlike dönemi olarak tanımlamadı ve medyanın saldırılara doğrudan neden olup olmadığını test etmedi.

Araştırma İncelenen konu Bulgular
2015, PLOS ONE ABD'deki okul saldırıları Bulaşma etkisi ortalama 13 gün
2015, PLOS ONE Saldırıların ilişkisi Her olay ortalama en az 0,22 yeni olayla ilişkili
2022, Significance ABD'de 2000-2018 dönemi Kısa vadeli risk artışına ilişkin kanıt bulunamadı

2022 yılında Significance'da yayımlanan başka bir çalışma ise farklı bir sonuca ulaştı. ABD'de 2000-2018 arasındaki toplu kamusal silahlı saldırıları inceleyen araştırmacılar, saldırı sonrasındaki birkaç haftada yeni olay riskinin arttığına veya yoğun medya ilgisinin kısa vadede yeni saldırıları tetiklediğine dair kanıt bulamadı.

Taklit riski hangi durumlarda artıyor?

Uzman Klinik Psikolog Çağla Yaşın, bir okul saldırısının başka bir saldırıyı doğrudan yarattığını söylemenin doğru olmayacağını belirtiyor. Ancak yoğun öfke, dışlanma, aşağılanma, görünmezlik veya intikam düşünceleri yaşayan gençlerin önceki saldırılardan bir davranış modeli çıkarabileceğini aktarıyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde okul saldırılarını araştıran komisyonda da taklit etkisi ele alındı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Betül Ulukol, takip ettikleri 10 ve 12 yaşındaki iki çocuğun şiddet eğilimi gösterdiğini anlattı.

Yaşın'a göre önceki saldırganlara ilgi göstermek veya şiddet içeriklerini merak etmek tek başına bir çocuğun tehlikeli olduğunu göstermiyor. Merak, özdeşleşme ve saldırıya yönelik hazırlığın birbirinden ayrılması gerekiyor.

Saldırı görüntülerinin sürekli izlenmesi, faillerin yüceltilmesi, saldırganların kullandığı sembol ve dilin benimsenmesi, belirli kişilere yönelik yoğun kin ve ayrıntılı şiddet fantezileri ise birlikte değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında sıralanıyor. Hedef, zaman, yöntem veya hazırlığın belirginleşmesi halinde riskin yükseldiği aktarılıyor.

Sosyal medya görünürlüğü nasıl etkiliyor?

Yaşın, sosyal medyanın kullanıcıların hangi içeriği ne kadar süre göreceğini de şekillendirdiğini belirtiyor. Saldırı görüntülerinin ve failin hikâyesinin sürekli karşıya çıkması, olağan dışı bir eylemin zamanla daha tanıdık hale gelmesine yol açabiliyor.

Dijital topluluklarda öfke ve düşmanlığın karşılıklı olarak güçlenebileceği de belirtiliyor. Bu nedenle yalnızca çocuğun ekran başında geçirdiği süre yerine sürekli döndüğü içeriklerin, yaşadığı duyguların ve iletişim kurduğu kişilerin de değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Öğretmenler için Ek Ders Hakkında Emsal Karar
Öğretmenler için Ek Ders Hakkında Emsal Karar
İçeriği Görüntüle

Haberlerde failin görünürlüğüne dikkat çekildi

Yaşın, haberlerde saldırganın yüzünün, adının, kullandığı silahların, manifestosunun ve saldırı görüntülerinin sürekli dolaşıma sokulmasının failin görünürlüğünü büyütebileceğini belirtiyor. Haber odağının saldırgandan etkilenen kişilere ve olayın daha erken nasıl fark edilebileceğine kaydırılabileceğini ifade ediyor.

Çocukların şiddetten korunmasında okullardaki aidiyet duygusu, öğretmen desteği, duygu düzenleme ve yardım isteme imkanlarının güçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Aile, okul, ruh sağlığı hizmetleri, yerel yönetimler ve hukuki mekanizmaların birlikte koruyucu bir yapı oluşturması gerektiği aktarılıyor.