Mutsuzluk her zaman dış koşullardan kaynaklanmayabiliyor. Günlük yaşamda tekrarlanan düşünce ve davranış biçimleri, kişinin kendisini kötü hissetmesine yol açabiliyor. Mükemmeliyetçilik, sürekli karşılaştırma yapmak, geçmişe takılmak ve başkalarının düşüncelerine göre hareket etmek bu alışkanlıklar arasında bulunuyor.

Kişinin kendisinden sürekli kusursuz sonuçlar beklemesi, elde ettiği başarıları görmesini zorlaştırabiliyor. Belirlenen yüksek standartlara ulaşılamadığı düşüncesi ise zamanla yetersizlik hissini artırabiliyor.

Mükemmeliyetçilik ve olumsuz düşünceler yıpratabiliyor

Bir işi mümkün olan en iyi şekilde yapmaya çalışmak tek başına olumsuz görülmüyor. Ancak küçük hataları başarısızlık saymak ve kişinin kendisine hata yapma hakkı tanımaması, öz güven üzerinde olumsuz etki yaratabiliyor. Daha gerçekçi hedeflere yönelmek ve kaydedilen ilerlemeyi fark etmek bu döngünün kırılmasına yardımcı olabiliyor.

Çevredeki insanlar ve gün içinde tüketilen içerikler de ruh hâli üzerinde etkili olabiliyor. Sürekli şikâyet eden veya olayların olumsuz yönlerine odaklanan kişilerle uzun süre vakit geçirmek, kişinin kendi bakış açısını da etkileyebiliyor.

Benzer biçimde olumsuz haberleri sürekli takip etmek ya da sosyal medyada yıpratıcı içeriklerle karşılaşmak zihinsel yorgunluğu artırabiliyor. Bu nedenle ilişkileri ve takip edilen içerikleri gözden geçirmek daha dengeli bir günlük ortam oluşturulmasına katkı sağlayabiliyor.

Geçmişe takılmak ve geleceği sürekli düşünmek

Geçmişte yaşanan tartışmaların, kaçırılmış fırsatların veya kırıcı olayların tekrar tekrar düşünülmesi bugüne odaklanmayı zorlaştırabiliyor.

“Keşke böyle olmasaydı”

düşüncesinin sürekli tekrarlanması, artık değiştirilemeyecek olaylarla bağlantılı üzüntünün devam etmesine neden olabiliyor.

Gelecek konusunda sürekli en kötü ihtimalleri düşünmek de benzer bir etki yaratabiliyor. İş, ilişkiler veya sağlıkla ilgili henüz gerçekleşmemiş durumlar üzerinde uzun süre düşünmek kaygıyı artırabiliyor. Geçmişten ders çıkarmak ve gelecek için plan yapmak yararlı olsa da düşüncelerin sürekli aynı konulara dönmesi kişiyi yorabiliyor.

Kişinin dikkatini yeniden içinde bulunduğu ana yöneltmesi bu noktada faydalı olabiliyor.

Başkalarıyla kıyaslamak kişinin kendi ilerlemesini gölgeleyebiliyor

Ev, otomobil, iş, maddi durum, ilişkiler veya sosyal yaşam üzerinden yapılan karşılaştırmalar da mutsuzluğu artırabilen alışkanlıklar arasında sıralanıyor. Özellikle sosyal medyada başkalarının hayatlarının yalnızca belirli bölümlerinin görülmesi, onların her alanda daha iyi yaşadığı algısını oluşturabiliyor.

9 Ekim reyting sonuçları: Üç kategorinin lideri belli oldu
9 Ekim reyting sonuçları: Üç kategorinin lideri belli oldu
İçeriği Görüntüle

Bu karşılaştırmalar kişinin kendi başarılarını küçümsemesine ve sahip olduklarını görmezden gelmesine yol açabiliyor. Herkesin farklı koşullarda ilerlediğini hatırlamak, başkalarının hayatı yerine kişisel gelişime ve kendi hedeflerine odaklanmayı kolaylaştırabiliyor.

Mutsuzluğu besleyebilen başlıca alışkanlıklar şöyle sıralanıyor:

  • Her şeyin mükemmel olmasını istemek
  • Sürekli olumsuz düşüncelerin etkisinde kalmak
  • Geçmişte veya gelecekte yaşamak
  • Kendini sürekli başkalarıyla kıyaslamak
  • Hayatın yalnızca olumsuz yönlerine odaklanmak
  • Başkalarının ne düşüneceğinden korkarak kendini sınırlamak
  • Hayatı gereğinden fazla karmaşıklaştırmak

Başkalarının onayını aramak seçenekleri daraltabiliyor

Yeni bir işe girişmek, farklı bir hobi edinmek veya alışılmışın dışında karar vermek isteyen kişiler, çevrenin tepkisini fazla önemsediklerinde kendi isteklerinden uzaklaşabiliyor. Sürekli geri adım atılması, zaman içinde denenmek istenen birçok şeyden vazgeçilmesine neden olabiliyor.

Çevrenin görüşlerini dikkate almak doğal kabul edilse de herkesin onayını almaya çalışmak kişinin kendi değerlerini ve isteklerini geri plana itebiliyor. Kendi önceliklerini de hesaba katmak daha tatmin edici seçimlerin önünü açabiliyor.

Hayatı fazla karmaşıklaştırmak zihinsel yükü artırabiliyor

Günlük sorumluluklar ve belirsizlikler stres yaratabiliyor. Buna olayları zihinde büyütmek, basit konular üzerinde gereğinden uzun düşünmek ve her ayrıntıyı kontrol etmeye çalışmak eklendiğinde zihinsel yorgunluk artabiliyor.

Aynı anda çok sayıda sorumluluk üstlenmek ve karar vermeden önce bütün ihtimalleri değerlendirmeye çalışmak da yükü ağırlaştırabiliyor. Öncelikleri belirlemek, gereksiz yükleri azaltmak ve her problemi aynı anda çözmeye çalışmamak günlük hayatı sadeleştirmeye yardımcı olabiliyor.

Kusursuz bir çözüm aramak yerine yeterli görülen bir adımla ilerlemek de sürecin kolaylaşmasını sağlayabiliyor.