Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, 14 Ekim 2026'da partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında fon soruşturmalarını değerlendirdi. Destici, suç işleyenlerin hukuk önünde bedel ödemesi ve elde edilen paraların geri alınması gerektiğini söyledi.
Destici, soruşturmalar kapsamında suçlular ile haksız yere suçlanan kişilerin birbirinden ayrılması gerektiğini savundu. Somut delil ve belge bulunmadan kimsenin suçlanmaması gerektiğini belirtti.
500 bine yakın mağdur için çağrı
Soruşturmalara konu olan paralara ilişkin konuşan Destici, elde edilen tutarların kuruşuna kadar geri alınmasını istedi. Paradan faiz geliri elde edilmişse bunun da tahsil edilmesi gerektiğini ifade etti.
Mustafa Destici, BBP Genel Başkanı:
"Bu vurgunu yapanlar bu paradan faiz kazanmışlarsa o faiz de alınmalıdır. 500 bine yakın zarar gören vatandaşımız, parası çalınan vatandaşımız vardır bu vurguncular tarafından. Bunların kayıpları mutlaka ama mutlaka bu vurguncuların vurduğu paralardan karşılanmalıdır. Vurguncuların vurgunlarının maliyeti devlet hazinesinden karşılanmamalıdır. Vurgunu yapanlardan karşılanmalıdır. Ve hiçbir ayrım gözetilmemelidir."
Destici'nin açıklamasında öne çıkan talepler şöyle sıralandı:
-
Elde edilen paraların kuruşuna kadar geri alınması
-
Kazanılan faizin de tahsil edilmesi
-
500 bine yakın mağdurun kayıplarının karşılanması
-
Maliyetin devlet hazinesinden karşılanmaması
-
Süreçte hiçbir ayrım gözetilmemesi
Bakanlar hakkındaki iddialara da değindi
Destici, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile Ticaret Bakanı Ömer Bolat hakkında fon soruşturması kapsamında ortaya atılan iddiaları da değerlendirdi. Bu iddiaları doğru bulmadığını belirten Destici, suçlama için somut delil ve belge bulunması gerektiğini söyledi.
Haksızlığa kime yapılırsa yapılsın karşı olduklarını ifade eden Destici, soruşturma sürecinin kişilere yönelik suçlama ve iftira amacıyla kullanılmaması gerektiğini dile getirdi.
Mustafa Destici, BBP Genel Başkanı:
"Hiç kimsenin, bu süreç fırsat bilinerek haksız bir şekilde suçlanmasını, bir itibar suikastıyla karşı karşıya kalmasını ve iftiraya uğramasını doğru bulmuyoruz."





