Bakan Yardımcısı Mahmut Özer’den; Mesleki Eğitimin Başarı Hikayesi Kitabı

Türkiye’de mesleki eğitimin yaşadığı başarı hikâyesini kitaplaştıran MEB Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, "Okul ve kurumlarımız ile işgücü piyasası arasında kurulan güçlü bağlar nedeniyle mesleki eğitime güven artmaya başladı." dedi.

MEB 10.09.2020, 09:56
Bakan Yardımcısı Mahmut Özer’den; Mesleki Eğitimin Başarı Hikayesi Kitabı

Milli Eğitim Bakanlığı, son iki yılda mesleki eğitimde, sektörlerle kapsamlı iş birliğinden, eğitim merkezlerinin cazip hale getirilmesine, müfredatların ulusal meslek standartları ile uyumundan üretim kapasitesinin artırılmasına ve eğitim-istihdam bağının güçlendirilmesine çok sayıda önemli adım attı. Özellikle Kovid-19 sürecinde bu adımların sonuçlarına şahit olundu. MEB Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, ekibiyle yönettiği süreci, Türkiye’de ve dünyada tartışılan konuları “Mesleki Eğitimde Paradigma Değişimi: Türkiye’nin Mesleki Eğitimle İmtihanı” adıyla kitaplaştırdı. Özer ile Maltepe Üniversitesi Yayınlarından henüz çıkan kitabını ve mesleki eğitimi konuştuk.

Süreci hem yönetmek hem de yazmak nasıl bir duygu?

Mesleki eğitimde dönüşüm yeni bir dil inşasını gerektirdiği için bir taraftan yaparken diğer taraftan bu dilin geliştirilmesi ve bağlamının ortaya konması çok önemliydi. Benim açımdan da kıymetli bir çalışma oldu. Kitap öncelikle Türkiye’de mesleki eğitimin yakaladığı başarı hikâyesini anlatıyor. Diğer taraftan mesleki eğitimin geçmişine bakış sağlıyor, hangi aşamalardan günümüze gelindiğini gösteriyor.

Mesleki eğitimin geçmişine baktığınızda sorun nerede?

Mesleki eğitimde bir sorun varsa, bu sorunun iki alanı var: Mesleki eğitim alanı ve işgücü piyasası alanı. MEB, yıllardan beri iyileştirmek için çırpınıyor ancak bir noktaya kadar sonuç alınabiliyor. Çünkü mesleki eğitimi iyileştirme sadece eğitim alanında değil, ayrıca iş gücü piyasası ve ileri eğitim yani yükseköğretim alanında da düzenlemeler gerektiriyor. Dünyada da tartışmalar bu bağlamda ele alınıyor. Ancak bizde maalesef tek eksen üzerinden gitmiş tartışmalar.

Katsayı uygulaması için ne dersiniz?

Katsayı uygulaması da mesleki eğitim mezunlarının yükseköğretime erişimlerini alan dışı tercihler üzerinden kısıtlamayı hedefliyordu. 1999’da uygulama başladığında mezunların lisans programlarına erişimlerinin neredeyse imkânsız hale geldiği ve çoğunlukla sadece ön lisans veya açık öğretim programlarına yerleşebildikleri görüldü. Başarılı öğrenciler katsayı uygulamasından sonra mesleki eğitime yönelmediler. İki önemli sorun sistemi etkilemeye başladı. Birincisi, diğer lise türlerine yerleşebilmek için öğrencilerin rekabetleri ve dolayısıyla sınav sisteminin baskısı arttı. Diğer taraftan, mesleki eğitim giderek hiçbir yere yerleşemeyen akademik olarak görece başarısız öğrencilerin zorunlu eğitim türüne dönüştü. Bu defa da mesleki eğitimin yeterince cazip olmaması nedeniyle buradaki eğitim olumsuz etkilendi. Disiplin, devamsızlık ve terk oranları arttı. Mesleki eğitimin işgücü piyasasına verdiği sinyal gittikçe olumsuz oldu. İşverenler istedikleri nitelikte eleman bulamamaktan şikâyet etmeye başladılar. Yani bu uygulamanın on yıldan fazla uygulanmasının neden olduğu maliyet tahminin ötesinde oldukça büyüktür.

Liseler arası başarı farklarının artmasında da etkisi oldu mu?

Katsayı uygulaması öncesinde meslek liselerinde akademik olarak başarılı öğrenciler de bulunduğu için eğitim ortamlarında heterojen öğrenci kümeleri bulunuyordu. Özellikle dezavantajlı öğrenciler başarılı akranlarından faydalanarak öğrenme eksikliklerini telafi edebiliyorlardı. Katsayı uygulamasından sonra öğrenciler bundan yoksun bırakıldılar. Ayrıca, meslek lisesi homojenleştikçe eğitim ortamlarındaki dezavantajlar da arttı. Böylece mesleki eğitimdeki başarı düştü ve diğer liselerle aralarındaki başarı farkı arttı.

Ülkemizde de genç işsizlik oranlarını düşürmek için mesleki eğitim merkezleri aktif kullanılabilir mi?

Mesleki eğitim işgücü piyasası ile güçlü bağlar kurduğunda okuldan işe geçişin Almanya örneğinde olduğu gibi kolaylaştığını ve dolayısıyla da genç işsizlik oranlarının düştüğünü biliyoruz. Mesleki eğitim merkezlerinin aslında kapasite açısından ülkemizde yeterince kullanılamadığını görüyoruz. Buralarda çıraklık, kalfalık ve ustalık eğitimi veriliyor. Öğrenciler haftada bir gün okula giderken diğer günler işletmelerde eğitim alıyorlar. Dört yıllık eğitimleri boyunca asgari ücretin üçte biri kadar ücret alırken iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı da sigorta kapsamında oluyorlar. Usta olarak mezun olanların eğitim aldıkları alanlarda istihdam oranları yüzde 88. Mezun olanların lise diploması alabilmeleri için esnek bir yapı kurduk. İşletmelerde mesleki eğitim verilebilmesi için zorunluluk olan usta öğretici sertifikasını almada iş kayıplarını önlemek ve erişimi artırmak için uzaktan eğitim imkânı getirdik. Kalfalık ve ustalık sınavları yılda iki kez yapılabilirken her ay yapılabilmesini sağladık. Bu iyileştirmeler sonunda öğrenci sayısı yüzde 62 arttı. Böylesine başarılı bir modeli genç işsizliği azaltmak için yaygınlaştırabiliriz.

‘Güçlü bağlarla güven arttı’

Kitabınızda sektörlerle iş birliği vurgulanıyor. Bu yönde atılan adımlar ve bu adımların yansımaları neler?

İstihdam kaynağını dikkate almayan bir mesleki eğitimin başarılı olması mümkün değil. Bu nedenle başlangıçta sektörlerle iş birliklerini güçlendirmeye odaklandık. Mesleki eğitim müfredatları kısa sürede birlikte güncellenerek ulusal meslek standartları ile uyumlu hale getirildi. Ders programı güncellendi. Öğretmenlerin iş başı ve mesleki gelişim eğitimleri bir yılda yüzde 700 arttı. Başarılı öğrencilere sağlanan burs miktarı yüzde 600 arttı. Döner sermaye kapsamında yapılan üretim miktarı yüzde 40 arttı ve 400 milyon TL bandına yükseldi. İlk kez mesleki ve teknik Anadolu liseleri yüzde 1’lik başarı diliminden öğrenci almaya başladı. Mesleki eğitime yerleşen öğrenci sayısı iki yılda yüzde 63 arttı. İlk üç tercihinde mesleki ve teknik Anadolu lisesine yerleşen öğrenci oranı yüzde 82’ye yükseldi. En önemlisi, mesleki eğitim okul ve kurumları ile işgücü piyasası arasında kurulan güçlü bağlar nedeniyle güven artmaya başladı.

Yorumlar (4)
yasin 10 ay önce
1--Özellikle Proje okullarına seçilen mesleki ve teknik öğretmenlerin ustalık hatta kalfalık sınavlarına alınması ve komisyonlarda ise piyasada ve sektörde tanınan usta öğretici/ustaların olması... Madem kalite istiyoruz... Kopya ile, fotokopi ile pratik eğitim alınmadan bitirilen bir fakülte mezunu teknik öğretmen ne kadar mesleki öğretim yapabilir. Hele hele bir de düz lise mezunu ise..2- MESLEKİ YÜKSEK ÖĞRETİMDE ÖĞRETİM ÜYELERİNİN UYGULAMADA NİTELİKLİ BİR USTA ÖĞRETİCİ, ÖĞRETİM GÖREVLİLERİNİN FİİLİYATTA KALİFİYE BİR USTA VE MESLEKİ TEKNİK ÖĞRETMENLERİN İŞ BAŞINDA KALİTELİ BİR KALFA KADAR PİYASAYA HAKİM PRATİK BİR TECRÜBEYE SAHİP OLDUKLARI VE BÖYLELİKLE ARASIRA DEĞİL HER ZAMAN ARANILAN ARA ELEMANLARIN YETİŞTİRİLMEYE BAŞLANDIĞI BİR MESLEKİ EĞİTİM OKULU OLUR ZANNIMCA.
yasin 10 ay önce
1-SGK, MYS, KBS vb. mali işlerin meslek lisesi idaresinden alınması ve idarecilerin eğitim-öğretim işlerine yoğunlaşması. 2-Meslek liselerinden kültür derslerinin alınması Başka bir lisede 9.sınıfı, kültür derslerini görüp gelmesi- Beden Eğitimi kalabilir. Meslek lisesi çalışanlarının, tümünün mesleki yükseköğrenim görmüşhatta mümkünse mesleki ve teknik lise mezunu da olması.3- Bazı alanlardaki dalların birleştirilmesi. Mesela elektrik-elektronik Teknolojisi Alanındaki Tesisat ve Pano Montörlüğü ile Endüstriyel Bakım ve Onarım birleştirilebilir. Genel görüş eski sistemin içerik olarak daha faydalı olduğu gibi.. Yani diplomasında Elektrikçilik yazan bir meslek lisesi öğrencisi şimdiki öğrenciye göre daha işlevli oluyordu. İyi bir piyasal güncelleme yapılarak okul, öğrenci ve öğretmen, malzeme ve mekan olarak geri dönütler alınabilecek seviyeye ulaşacak şekilde dalların birleştirilmesi gerekir. Mesela Elektrik-elektronik Teknolojisi Alanının her hangi bir dalından mezun olan öğrenciye dışarıdan sadece Elektrikçi gözüyle bakılıyor Bu Elektrikçi kavramının içi doldurulamayan/dolduramayan çoğu okul olduğu gözlemleniyor.4-Meslek Liseliler Ailelerle Buluşuyor Projesinde olduğu gibi teknik öğretmenlerin öğrencileriyle ve okuluyla bütünleşmesinin tam olarak sağlanması. Nasıl? Mesela okulda her hangi bir alanın yapacağı bakım ve onarımı bulunan dal öğretmenleri ve öğrencileri yapmazsa veya yapmamaya resmi gerekçe gösterilirse acaba o okulun işlerini örnek olarak anahtar, priz, lamba değişecek veya kaynak yapılacak veya bilgisayar arızası gibi. Bu gibi bakım onarımlar sözde ara eleman, işin ustasını, kalifiye teknik elemanını teknisyenini yetiştiren değerli teknik öğretmenler ve teknisyen adayı öğrenciler yapmasa, tersine onların gözünün içine baka baka okul çevresindeki işletmelere, ustalara, kalfalara yaptırılsa, yaptırtılsa acaba nasıl bir tanıtım yapılmış, nasıl bir imaj bırakılmış olur? Sadece bu kritik bile meslek lisesinin işlevini kritize ederek durumun kritik olduğunun göstergesi değil midir?İlla sayın öğretmenlerimize Bakan, Müsteşar, Genel Müdür onaylı zoraki bir proje mi yaptırılacak? Mesleki ve Teknik Öğretmenlerde teorik ve pratik bilgi birikimine dayalı güncellenmiş isteksel ruh olmayınca, meslek liseleride bu çerçevede ruhsuz olmaya başladıPiyasadan geri kalmaya başladı. Bir yıllık Çırak öğrenci , mezun olmuş bir meslek lisesi öğrencisinden daha da mesleki ve pratik işlevli oluyorYoksa 10, 11 ve 12.sınıflarda her hafta üç gün staja mı göndersek öğrencileri?Bir de Koordinatörlük görevlerinin içeriğinin daha dolu hale getirilmesi.Hatta koordinatörlük görevinde mesleki ve teknik eğitime fayda sağlayan her türlü çalışmaya parasal ve makamsal ödüllendirme yapılması..5-Okullarda bulunması gereken ekseriyetle bulunmayan teknisyen, uzman usta öğretici personel gibi özel sektörden özel protokollerle alan ve dallara göre işleyişleri belli belgeli ve tecrübeli teknik personellerin dönüşümlü olarak derslere katılması.
yasin 10 ay önce
-Mesleki ve teknik Liselerindeki alan ve dallarının daha da rağbet görebilmesi için meslek lisesinde okuyan öğrencilerin mezun olduktan sonra- kursiyerlerin çoğunda mesleki işsizlik bulunmakta olup bir de İşkur, Umem vb. adlarla, iş bulma umuduyla meslek edindirme ve istihdam sağlayıcı kurslara bir daha gitmeleri hem devlet açısından hem de kursiyerler açısından geri gelmeyecek zaman ve para kaybına neden olduğu aşikardır ve iş bulma da bir ihtimaldır. Meslek lisesini okuma sürecinde eğitim ortamı, ekseri malzemesi, ekipmanı, öğretmen ve öğrencisi olan ve zaten işi ara sanayi elemanı yetiştirmek olan okulların işlevini artırmak için bir küçük fikir olarak kabul edilirse eğer ekseriyetle yaşları onsekizden yukarı ve sadece kursiyer olarak işsiz, sigortasız meslek lisesi mezunlarını ele alırsak, sonradan yapılan ve bir çoğu aynı mesleki konular öğretilmeye çalışılan/çalışılmış olan verilen binlerce kurs, harcanan binlerce saat zaman ve eğitim gören kursiyerlere, eğitim görevlilerine ve teknik desteklere verilen milyarlarca lirayı, eğer üç yıllık atelye eğitimi süresince meslek lisesi öğrencilerine atelye dersleri gündeliği olarak mesela işkur kursiyerine verilen gündeliğin asgari beşte biri bile verilse/verilirse, meslek lisesi öğrencilerinin maddiyat açısından güdülenmiş olarak Varoş bir bölgede, Yerel olarak küçük ama değerli bir para olur. Burada öğrenciler çoğunlukla 5 TL'ye tavuk döner ile öğle yemeğini yiyorlar özellikle mesleki derslere daha iyi motive olacağı, disiplinin sağlanacağı, devamsızlığın azalacağı ve başarının artacağı, sonraki hayatında iş bulacağım, istihdam olunacağım/sağlayacağım diye uğraşılan günlerde resmi, şahsi ve özel olarak harcanacak zamanların, ülke ve insan kaynaklarının boşa gitmeyeceği kanaatindeyiz. Ayriyeten birçok istihdam, kurs vb. faaliyet sayıları dolayısıyla da azalacak işgücü sahibi olacak kişilerin ne zamanı, ne de devletin parası ve nede resmi bürokraside işleyiş kaybı bir daha yaşanmayacak yada asgari seviyeye inecek ve insani bir enerjiyle birlikte ruhi bir sinerji oluşarak yenilenebilir bir enerji verimliliğinin kazanımları tüm toplum kesimlerince maddi ve manevi hissedilecektir. Resmi ve sivil kurumlar/kuruluşlar hatta şahıslarda bu fiilayatın hayalattan çıkan bir gerçek olmadığını anlayıp, otomasyon çağında bile kısır döngü bürokrasisinin evrakları ile uğraşmayıp işleri olan hakikaten işsizleri, iş arayanları istihdam etmeye çalışacaklar ve daha güncel ve teknolojik konulara eğilecekler, işsizlerimiz mezun olduktan sonra şu anda tek tük olsada istihdam edilecekler belki de staj eğitimi zamanında bile istihdamı garantileyeceklerdir.2- Mesleki alanda uzman öğretmen sıfatının yeniden alınıp kimin işinin, mesleki dalının uzmanı, kimininde ezbere soru-cevap uzmanı olduğunun tespit edilmesi.3-Modüler eğitimde ayrılan meslek dallarında aynen doktorlar gibi eğitim ve araştırma hastanesi tarzında okullarda uzman piyasa tecrübesi olan eğitimcilerle anabilim dalları oluşturulabilir.
yasin 10 ay önce
1-Özellikle ilçelerde bulunan MYO öğretim görevlilerinin mesleki okullarda, okullardaki öğrencilerin MYO'da derse girmesi..2-MYO ile her türlü etkinliklerin , özellikle yapılmaması/yapılamamasının araştırılıp, girişimlerde bulunulması, özellikle ilçelerde akademik ve nitelikli kurumlarımız olan Meslek Yüksek Okullarının ve değerli öğretim görevlilerinin ve öğrencilerinin akademik projeleri ile Mesleki ve Teknik Eğitim Sergisine katılması/katkılar sunması3-Sıfır atık Projesi kapsamında materyallerin toparlanması. Binlerce atıl okul malzemelerinin geri dönüşüme verilenleri gözlemlendiğinde ve o malzemeleri fakir okulların değersiz teknik öğretmenleri gördüğünde 'keşke , atılmadan önce bizede sorsalar belki bunları temrin uygulamalarında kullanırdık veya bu ilde hiç mi mobilya, metal vs. alanı yok..yazık!'' Bu bağlamda bazı okullarda kapatılan alanların hangi mantıkla kapatıldığının araştırılması ve bu atıl görünen çoğu diğer okullarda olmayan malzemelerin neden atıldığının soruşturulması... Evlerde ve kurumlarda olan atık kullanılabilir/dönüştürülebilir teknik ve mesleki malzemelerin toparlanması çalışmasının başlatılması
16°
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Sizce erken bir genel seçim olmalı mı?
Namaz Vakti 18 Haziran 2021
İmsak 04:06
Güneş 05:48
Öğle 13:06
İkindi 16:59
Akşam 20:14
Yatsı 21:49