Genele baktığımızda özellikle büyük şehirlerde kiralık ev bulmak güç haline geldi. Bir kiracının yeni bir eve yerleşmesi, nakliye masrafları, depozito ve emlakçı komisyonu ile gittikçe katlanıyor. Tüm bu giderlerden uzak durmak isteyenler ise oturdukları evden ayrılmak istemiyor. Ancak ev sahipleri de mülkünü daha yüksek bedel ile kiraya vermek istediği için mevcut kiracısını tahliye etmenin fırsatını kolluyor. Bu durum yüzünden birçok farklı yöntem deneyen ev sahibi yer alıyor. En son ise IBAN üzerinden ödenen kira ücreti ile ilgili itirazda bulunan ev sahibine Yargıtay'dan karar çıktı.

Kira ücretini banka hesabından online olarak aktaran kiracının, kirasını eksik olarak verdiği iddiası ile tahliyesi istendi. Öyleyse, kira ücretini normal yatıran kiracı banka tarafından uygulanan kesintiden sorumlu tutulur mu? Avukat Cansen Erdoğan bu durumu cevapladı.


Vatan Gazetesi'nin haberine göre;

AK Partili Metin Külünk: Türkiye, Avrupa'nın Göçmen Parkı Değildir AK Partili Metin Külünk: Türkiye, Avrupa'nın Göçmen Parkı Değildir

"Son zamanların üzerinde en çok ihtilaf yaşanan konularından biri olan Kiracı- ev sahibi uyuşmazlıklarında kira bedeli kadar bedelin ödenme şeklinde de ne yazık ki pek çok tartışma ve anlaşmazlık yaşanmaktadır. Bu anlaşmazlıkların çözümünde sadece Türk Borçlar Kanunu’ndan değil yanında diğer birçok kanundan, mevzuattan, düzenlemeden yararlanılmaktadır. " diyen Erdoğan, somut olay incelediğinde, olaydaki yeri ve önemi bakımından Bankacılık Kanunu’na bakılması gerektiğinin önemini vurgulayarak şunları ekliyor:

HAVALE ÜCRETİ KESİLİYOR
"Havale, bankaların faaliyet konuları arasında yer alan işlemlerden biridir. Her ne kadar Bankacılık Mevzuatında yürürlük alanı bulsa da havale işlemi, Borçlar Kanunu’nun 457-462. maddelerinde de düzenlenmiştir. Buna göre, “havale göndericisi”, havale işlemi ile bir miktar paranın “havale alıcısı” olarak belirlediği bir kişiye ödenmesi hususunda (havale ödeyicisi) bankayı yetkilendirmiş olmaktadır.



Havale, bir gerçek veya tüzel kişinin (amir, havale göndericisi), diğer bir gerçek veya tüzel kişiye (lehtar, havale alıcısı) bir miktar para, kıymetli evrak ya da misli şeyler vermeye üçüncü bir kişiyi yetkili kılmasıdır. Buna göre havale, mevduat hesabından para aktarma şekillerinden biridir. Hesap sahibi, bankaya vereceği bir talimatla hesabından başka birinin hesabına veya adına para gönderilmesini talep eder. Yani banka, hesap sahibi (gönderen) adına bir iş görmektedir ve sunduğu hizmet karşılığında uygulamada “havale komisyonu” olarak anılan bir ücret talep etme hakkı vardır- ki günlük hayatta ve uygulamada da bu şekilde uygulanmaktadır.

Kiracının kira bedelini eksiksiz olarak yatırdığına dikkat çeken Avukat Cansen Erdoğan, "Dava konusu olayda, kiracı ev sahibi ile aralarında kararlaştırdıkları kira bedelini, ev sahibinin banka hesabına tam olarak yatırmıştır. Ancak banka, yatırılan bedelden, bu ödemeyi gerçekleştiren aracı kurum olarak komisyon- başka deyişle işlem masrafı kesmiş ve haliyle de kira bedeli ev sahibinin hesabına eksik olarak gitmiştir. Ev sahibi de bu eksik ödemeler sebebiyle icra yoluna başvurmuştur. " dedi.

"Yapılan yargılama neticesinde mahkeme, yatırılan kira bedelindeki noksanlığın, banka işlemleri nedeniyle oluşan masraflardan kaynaklanan kesintilerden dolayı olduğu cihetle, ödenmemiş bir kira ücreti bulunmadığını dolayısıyla da tahliye davasında ev sahibinin haksız olduğu gerekçesiyle davayı reddediyor ancak, ev sahibinin itirazı üzerine Yargıtay, mahkemenin kararını bozuyor.

Bu bozma kararı sonrasında mahkeme tarafından yapılan yeniden yargılama sonucunda mahkemenin aynı kararla direnmesi üzerine ev sahibi tekrar temyiz başvurusu yapıyor ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu son kararı veriyor. Kararda, kiracının, paranın eksiksiz olarak ev sahibine ulaştırılmasından sorumlu olduğu bu yüzden de banka üzerinden yapılan havaledeki işlem masrafının kiracıya ait olduğu belirtildi. Hal böyle olunca da kira bedelinin yatırılmasında havale ücreti kesildiği için ev sahibine eksik ödeme yapıldığı ve bu sebeple kiracının tahliye edilebileceği de vurgulandı."

"Bu kararda Yargıtay ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı doğru ve yerinde bir karardır. Bunun sebebi ise gerekçesini Borçlar Kanunu’nun kira ile ilgili hükümlerinden alıyor. Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesi, borcun ifa yerini düzenlemektedir. Buna göre “para borcu” alacaklının ifa anındaki yerleşim yerinde ödenir. Başka bir ifadeyle para borçları, alacaklıya “götürülecek borçlar”dandır.

Bu hükme göre de kira bedeli para borcu olduğundan kiraya verenin ikametgâhında ödenir. Yani alacaklının ayağına götürülerek ödenecek borçlardandır ve bedelin ev sahibine ulaştırılması, kiracıya ait bir külfettir. Böyle olunca da banka hesabına havale ile yapılan kira ödemelerinde, havale ücreti kiracıya ait olacaktır ve havale ücreti kiraya verenden tahsil edilerek ödeme yapılırsa da kiracı eksik ödeme yapmış olur. Bankanın işlem masrafını yatırılan ücretten kesilmesi halinde kira bedeli tutarının eksik ödenmesi gerçekleşmiş olacağından TBK’nın 315. uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye sebebiyet oluşturmaktadır."

"Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2015 yılında vermiş olduğu 2015/6655 Esas, 2015/10585 Karar sayılı kararında da; Banka işlemleri sebebiyle kesilen bedeller nedeniyle kira borcu tam olarak yerine getirilmemiştir. Yapılan kesintilerin az ya da çok olması fark etmez, temerrüde düşülmüştür, tahliyeye karar verilmesi gerekir” diyerek Yargıtay’ın bu son vermiş olduğu kararı çok daha önceden destekler nitelikte karar vermiştir.

Özetleyecek olursak, Kira borcu ‘götürülecek borç”lardan olup kiracı kira bedelini ev sahibine tam ve eksiksiz ödemekle yükümlüdür. Banka tarafından yapılan kesintilerden kiracı sorumlu olup bunların ödenmemesi temerrüt sebebiyle tahliye sonucunu oluşturur. Bu meyanda Yargıtay ve Yargıtay Genel Kurulu kararı yerindedir, hakkaniyete de uygundur." şeklinde değerlendirildi.