FED’in faiz indirimleri, küresel ticaret gerilimleri ve artan fiziki talep nedeniyle altın, 2025’te tüm varlık sınıflarını geride bırakarak rekor seviyelere yükseldi
Altın fiyatları, yaz aylarından bu yana hız kesmeden yükseliyor. Uzmanlara göre bu yükselişin ardında üç temel neden bulunuyor: ABD Merkez Bankası’nın (FED) para politikasındaki yumuşama, küresel ticaret savaşlarının yarattığı belirsizlik ortamı ve artan fiziki altın talebi. Özellikle FED’in eylül ayında yaptığı 25 baz puanlık faiz indirimi, altına olan güvenli liman talebini güçlendirirken doların zayıflaması da yatırımcı ilgisini artırıyor.
Geçmişe bakıldığında, altının bu performansı dikkat çekici bir toparlanmayı temsil ediyor. 2022’nin Ekim ayında ons başına 1.635 dolara kadar gerileyen altın, o dönem küresel faiz artışlarının baskısı altında kalmıştı. Enflasyonla mücadele için sıkı para politikaları uygulayan merkez bankaları, altın fiyatlarının gerilemesine yol açmış; Ukrayna savaşı bile bu düşüşü durduramamıştı. Ancak 2025’e gelindiğinde tablo tamamen değişti.
Forbes Türkiye’nin aktardığı verilere göre, altın yılbaşından 22 Eylül’e kadar yüzde 42 değer kazanarak tüm yatırım araçlarını geride bıraktı. 22 Eylül itibarıyla Aralık vadeli altının onsu 3.753 dolara ulaştı. Bu, son bir yılda yüzde 43, son üç ayda yüzde 11 ve son bir ayda yüzde 10’luk bir yükseliş anlamına geliyor. 2022’deki dip seviyeden bugüne bakıldığında ise altın yüzde 130’luk bir getiri sağlamış durumda.
Altının bu rekor yükselişinin arkasında üç ana güç bulunuyor. İlki, Trump döneminde artırılan gümrük vergilerinin küresel ticarette yarattığı kaos. İkinci unsur, FED’in faiz indirimleriyle birlikte dolarda yaşanan değer kaybı. Üçüncü etken ise özellikle Asya’daki fiziki altın talebinin hızla artması. Dolar endeksinin yılbaşında 109 seviyesinden Eylül’de 97’ye düşmesi, altını yabancı yatırımcılar için daha cazip hale getirdi.
Bunun yanında, merkez bankalarının rezerv politikaları da altının değerini destekliyor. Özellikle Asya ve gelişmekte olan ülkelerde merkez bankaları rezervlerini çeşitlendirerek dolardan uzaklaşıyor. Bu eğilim, küresel ölçekte altına olan kurumsal talebi de tetikliyor. Aynı zamanda altın borsa yatırım fonlarına (ETF) girişlerin artması, fiziksel külçe alımlarını hızlandırarak fiyatlarda yukarı yönlü bir döngü yaratıyor.
Yatırımcılar, ekonomik belirsizliklerin arttığı dönemlerde altına yöneliyor. Altın, fiziksel olarak sahip olunabilen bir varlık olması nedeniyle hükümetlere veya finansal kurumlara güvenmeyen yatırımcılar için bir sığınak işlevi görüyor. Ünlü yatırımcı Ray Dalio da ABD’nin artan borç yüküne dikkat çekerek altın ve diğer somut varlıkların önümüzdeki dönemin kazananları olacağını vurguladı. ABD’nin borcu 37 trilyon doları aşarken, ekonomik sistemin sürdürülebilirliği konusunda endişeler büyüyor.
Altın talebini artıran bir diğer unsur ise Hindistan’daki düğün sezonu. Her yıl yaklaşık 10 milyon düğünün yapıldığı ülkede, Ekim ayında kutlanan Dussehra ve Diwali festivalleri öncesi altın alımları zirveye çıkıyor. Bu da fiziki altın talebinin küresel ölçekte hızla artmasına yol açıyor.
ABD’de tüketici güveninin Eylül ayında son altı ayın en düşük seviyesine inmesi de altın fiyatlarını destekliyor. Ekonomiye olan güvenin azalması, yatırımcıların “gerçek varlıklar” olarak gördüğü altın ve gümüşe yönelmesini hızlandırıyor.
Analistler, mevcut koşulların devam etmesi halinde altının ons fiyatının önümüzdeki yıl 4.000 doları aşabileceğini öngörüyor. Goldman Sachs, kurumsal yatırımcıların ABD tahvillerinden yalnızca yüzde 1’lik bir kısmı altına kaydırmaları durumunda fiyatların 5.000 dolara ulaşabileceğini belirtiyor. JPMorgan ise FED’in faiz indirim döngüsünün etkisiyle bu yılın son çeyreğinde ons başına 3.800 dolara, 2026’nın ilk çeyreğinde ise 4.000 doların üzerine çıkılacağını tahmin ediyor.
UBS de benzer şekilde, faiz indirimlerinin ve doların zayıflamasının etkisiyle 2025 yıl sonu için altın fiyat hedefini ons başına 3.800 dolara, 2026 ortası için ise 3.900 dolara yükseltti. Tüm bu öngörüler, küresel ekonomideki belirsizliklerin ve parasal gevşemenin, altının uzun vadeli yükseliş trendini destekleyeceğine işaret ediyor.