Eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un 8 Eylül 2016 tarihindeki vefatına ilişkin yürütülen geniş kapsamlı adli soruşturmada önemli bir aşamaya gelindi.

AK Parti'den Yeni Parti'ye Erdoğan konuşması tepkisi
AK Parti'den Yeni Parti'ye Erdoğan konuşması tepkisi
İçeriği Görüntüle

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, 2016 yılında "beyin kanamasına bağlı doğal ölüm" olarak kayıtlara geçen vefata dair başlatılan "şüpheli ölüm" soruşturmasını tamamlayarak 7 şüpheli hakkında 3 ayrı kamu davası açtı.

Hazırlanan iddianamelerde; Denizolgun'un ölümünün ardından ilk müdahaleyi yapan özel doktoru, otopsi süreçlerinde ve raporlamada görev alan 3 Adli Tıp Kurumu görevlisi ile 3 diğer şüpheli yer alıyor. Şüphelilere "Resmi belgede sahtecilik", "Görevi kötüye kullanma" ve "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" gibi ağır suçlamalar yöneltildi.

Soruşturmanın seyrini, Denizolgun'un naaşına uygulanan fethi kabir işlemi ve 2016 yılına ait otopsi görüntülerinin bilirkişi heyetince yeniden incelenmesi değiştirdi. Yayımlanan son Adli Tıp bilirkişi raporunda:

Boğulma İhtimali: Denizolgun'un göğüs bölgesinde tespit edilen ekimozlar ile çürüme durumu değerlendirilerek, "ağız ve burnun kapatılması suretiyle kasten öldürülmüş olma ihtimalinin bilimsel olarak dışlanamayacağı" vurgulandı.

Eksik Rapor Tespiti: 2016'da düzenlenen ilk otopsi raporunda "doğal ölüm" denilmesine karşın, bu sonucu doğrulayacak objektif tıbbi bulguların raporda yer almadığı saptandı.

Başsavcılık; doktorlar ve kamu görevlileri hakkında açılan davaların yanı sıra, ölümün arkasında bir cinayet organizasyonu olup olmadığına dair yürütülen ana soruşturma dosyasını ayrı tutuyor.

Cemaatin mevcut yöneticisi Alihan Kuriş'in de aralarında bulunduğu şüphelilere yönelik "Kasten Öldürme" iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındaki adli süreç devam ediyor.