Kayıp vakaları ve faili meçhul dosyalar üzerinden sıkça gündeme gelen “cesetsiz cinayet olur mu?” sorusu, hukukçuların değerlendirmeleriyle yeniden tartışılıyor. Özellikle Gülistan Doku soruşturması gibi dosyalar, ceset bulunmadan mahkûmiyetin mümkün olup olmadığına dair hukuki sınırları gündeme taşıdı.
“Ölüm Olgusu Kesin Şekilde İspatlanmalı”
Hukukçu Ersan Şen, ceza yargılamasında en temel unsurun “ölümün kesin olarak ortaya konulması” olduğunu vurguladı. Şen’e göre, yalnızca varsayımlar ya da delille desteklenmeyen senaryolar hukuki değer taşımıyor.
Bir kişinin öldüğünün kabul edilebilmesi için ya bedenine ait kalıntılara ulaşılması ya da ölümün gerçekleştiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyan güçlü somut delillerin bulunması gerekiyor.
Baz Kayıtları ve İtiraf Tek Başına Yetmez
Şen, daraltılmış baz verileri gibi teknik bulguların tek başına yeterli sayılamayacağını belirterek, bu tür verilerin mutlaka başka somut delillerle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Aynı şekilde, itirafların da tek başına mahkûmiyet için yeterli olmadığı, hukuka uygun şekilde elde edilmesi ve diğer delillerle doğrulanması gerektiği vurgulandı.
En Az 2 Yıllık Etkin Araştırma Vurgusu
Uzmanlara göre cesetsiz dosyalarda kapsamlı ve uzun soluklu bir soruşturma yürütülmesi şart. Bu sürecin en az iki yıl etkin şekilde sürdürülmesi gerektiği ifade edilirken; bu aşamada kuvvetli şüphe bulunması halinde tutuklama tedbiri uygulanabileceği belirtildi.
Kritik Deliller Neler?
Cesetsiz cinayet dosyalarında şu unsurlar belirleyici rol oynuyor:
- Kamera ve ses kayıtları
- DNA incelemeleri
- Telefon ve HTS kayıtları
- Hastane verileri
- Kişinin son görüştüğü kişiler
“Mahkemenin İkna Olması Yeterli”
Hukukçu Hadi Dündar ise cesedin bulunmasının en güçlü delil olduğunu ancak zorunlu olmadığını belirtti. Dündar’a göre mahkemenin, kişinin öldüğüne dair her türlü şüpheden uzak biçimde ikna olması durumunda ceset bulunmadan da mahkûmiyet kararı verilebilir.
Ailelere Sorumluluk Tartışması
Uzmanlar ayrıca çocukların işlediği suçlarda ailelerin sorumluluğuna da dikkat çekti. Hukuk sisteminde “şahsi sorumluluk” esası geçerli olsa da, ebeveynlerin gerekli özeni göstermemesi durumunda ihmale dayalı sorumluluk doğabileceği ifade edildi.
Sonuç olarak hukukçular, cesetsiz cinayet davalarının mümkün olduğunu ancak bu tür dosyalarda mahkûmiyet için çok daha güçlü, somut ve birbirini destekleyen delillere ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.





