Diyarbakır'da gerçekleştirilen törene Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer. bakan yardımcıları, bürokratlar, 81 ilin milli eğitim müdürlerinin yanı sıra öğretmen ve öğrencilerin katıldığı geniş bir törenle kapanış gerçekleştirildi. 

 "Temel Eğitimde 10.000 Okul Projesi" Diyarbakır'daki özel eğitim öğrecilerinin oluşturduğu  'Özel Sesler Korusu'nun verdiği konserle başladı. Bakan Özer, özel öğrencilerin konseri ile ilgili "O yüreği büyük özel yavrularımıza, gençlerimize, çocuklarımıza şükranlarımı arz ediyorum. İnşallah bizler de onlara bir sürpriz yapacağız ve onları İstanbul'a davet edeceğiz. İstanbul'da 3 Aralık Dünya Engelliler Günü'nde onlarla birlikte o günü kutlayacağız." dedi

Bakan Koca Kahramanmaraş merkezli depreme ilişkin açıklamada bulundu Bakan Koca Kahramanmaraş merkezli depreme ilişkin açıklamada bulundu

Bakan Özer, eğitimin önemine değinerek son 20 yılda ulaşılan hedefleri belirtti, "2000'li yıllara geldiğimiz zaman Türkiye'deki resim hiç de iç açıcı değildi. Çünkü o yıllarda Türkiye'de beş yaştaki okullaşma oranının sadece yüzde 11 idi. Ortaöğretimdeki okullaşma oranı sadece yüzde 44 idi. Yükseköğretimdeki net okullaşma ise sadece yüzde 14 idi. Yani ilkokul hariç tüm kademelerde okullaşma oranları yüzde 50'nin altındaydı. OECD ülkeleri, yani bizim rekabet etmiş olduğumuz ülkelere baktığımız zaman o ülkelerin, eğitimin tüm kademelerinde okullaşma oranlarını 1950'li, 1960'lı yıllarda yüzde 90'ın üzerine çıkarttığını görüyoruz. İşte son 20 yılda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tüm Türkiye'de bölge, şehir, ilçe ayrımı yapılmaksızın yapılan seferberlik sonucunda, 20 yıl gibi kısa sürede beş yaştaki okullaşma oranları yüzde 11'den yüzde 98'e, ortaöğretimdeki yani liselerdeki okullaşma oranları yüzde 44'ten yüzde 95'e, ilkokuldaki okullaşma oranı yüzde 99'un üzerine, ortaokuldaki okullaşma oranı yüzde 99'un üzerine ulaşmıştır. Son 20 yılda eğitimin tüm kademelerinde, Cumhuriyet tarihinde ilk kez okullaşma oranı yüzde 95'in üzerine çıkmıştır. Yani son yirmi yıl beşeri sermayenin en verimli bir şekilde değerlendirildiği bir döneme tekabül etmektedir."

Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması adına Bakan Özer, "Bunun için iki tane ana odak noktamız oldu. Birincisi okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılmasıydı. Okul öncesi eğitim, okullar arası başarı farklarının kaynaklandığı yerdir." dedi.

Özer şöyle devam etti "Düşünün 2000'li yıllarda beş yaştaki okullaşma oranı yüzde 11. Yani yüzde 89'un okul öncesi eğitim erişimi yok. Okul öncesi eğitime erişenle, erişmeyen arasındaki fark ne zaman ortaya çıkmakta? Okul başladığı zaman ortaya çıkmakta. Eğer eğitim sistemi bu farkı telafi edemezse o zaman avantaj, daha fazla avantajı, daha fazla dezavantajı üretmekte ve başarı farkını müthiş bir şekilde artırmakta. İşte eğitim sistemimiz aslında yıllardan beri bu okul öncesi eğitimdeki erişim kısıtlığından çekiyordu. 6 Ağustos 2021'de tüm Türkiye'de 2 bin 782 bağımsız anaokulu vardı.  
 

Biz bu projeyi başlattığımız zaman, 3 bin tane anaokulunu bir senede yapmak üzere yola çıktık ve Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayesinde projemizi başlattık. Amacımız neydi? Amacımız şuydu: Üç yaşındaki okullaşma oranlarını, dört yaş okullaşma oranlarını mümkün olduğu kadar ortalamasını yaklaştırmak. Beş yaş okullaşma oranını ise mümkünse yüzde 100'e ulaştırmak. Bu sabah rakamları aldım. Bir sene içerisinde 2 bin 321 tane bağımsız anaokulu yapmışız. 16 bin 100 ana sınıfı yapmışız. Normalde beş ana sınıfı, bir anaokuluna tekabül eder. Dolayısıyla 16 bin 100 ana sınıfı, 3 bin 220 tane bağımsız anaokuluna tekabül etmektedir. 2 bin 321'i de buna ilave ettiğimiz zaman, bir yıl gibi kısa sürede 5 bin 541 bağımsız anaokulu kapasitesi oluşturmuşuz. Millî Eğitim Bakanlığı'nın yılda elliyle yedi arasında anaokulu yaptığı bir geçmişe baktığınız zaman gerçekten bu bir devrimdir. Devrimin yansımalarını rakamlardan da görüyoruz. Üç yaştaki okullaşma oranı yüzde 9'dan yüzde 16'ya, dört yaştaki okullaşma oranı yüzde 16'dan yüzde 37'ye, beş yaştaki okullaşma oranı yüzde 65'ten bir senede yüzde 98'e ulaştı. İşte bu mevcut yatırımlar inşallah devam edecek."