Hindistan’ın Batı Bengal eyaletinde tespit edilen Nipah virüsü vakaları, Asya genelinde endişeye neden oldu. Yüksek ölüm oranı ve insandan insana bulaşma riskiyle bilinen virüsle ilgili uzmanlar, erken teşhis ve korunma önlemlerinin hayati önem taşıdığı uyarısında bulunuyor.
Ölüm oranı yüksek, tedavisi yok
Hastaneden yapılan açıklamaya göre, Nipah virüsü hayvanlardan insanlara bulaşan tehlikeli bir zoonotik enfeksiyon olarak biliniyor. Özellikle Güney ve Güneydoğu Asya ülkelerinde zaman zaman ortaya çıkan virüs, geçmişte ölümcül salgınlara yol açmasıyla dikkat çekiyor.
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, Nipah virüsüne karşı spesifik bir antiviral tedavinin bulunmadığını, bu nedenle hastalıkla mücadelede en etkili yöntemin korunma olduğunu vurguladı.
Belirtiler hafif başlayıp ağırlaşabiliyor
Nipah virüsünün başlangıçta basit belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirten Diktaş, hastalığın kısa sürede ağır tablolara ilerleyebileceğine dikkat çekti. Diktaş, şu bilgileri paylaştı:
“Ateş, kas ağrıları, ishal, bulantı ve kusma gibi belirtilerle başlayan hastalık, bazı vakalarda ağır solunum yetmezliği ya da beyin enfeksiyonu olan ensefalite kadar ilerleyebilmektedir. Bu durum, ölüm riskini ciddi şekilde artırmaktadır.”
Nasıl bulaşıyor?
Uzmanlara göre Nipah virüsü;
-
Meyve yarasaları başta olmak üzere hayvanlardan insanlara,
-
Enfekte kişilerin vücut sıvıları yoluyla insandan insana bulaşabiliyor.
Bu nedenle salgın görülen bölgelerde karantina ve temas takibi büyük önem taşıyor.
Türkiye için risk var mı?
Doç. Dr. Diktaş, Türkiye’nin Nipah virüsünün doğal olarak görüldüğü ülkeler arasında yer almadığını belirterek, yurt dışı seyahatleri konusunda uyardı:
“Ülkemiz, virüsü taşıyan yarasaların doğal yaşam alanında bulunmuyor. Ancak Güney ve Güneydoğu Asya ülkelerine seyahat eden vatandaşlarımızın açıkta satılan yiyeceklerden, meyve sularından ve hijyeninden emin olunmayan gıdalardan kesinlikle uzak durması gerekiyor.”
Kuluçka süresi 45 güne kadar çıkabiliyor
Nipah virüsünün kuluçka süresinin uzun olabildiğini vurgulayan Diktaş, belirtilerin genellikle 4-14 gün içinde ortaya çıktığını ancak bu sürenin 45 güne kadar uzayabildiğini söyledi.
Riskli bölgelere seyahat eden kişilerin dönüş sonrası bu süre boyunca kendilerini yakından izlemeleri gerektiğini belirten Diktaş, şu uyarıda bulundu:
“Ateş, solunum sıkıntısı, bilinç değişikliği gibi belirtiler ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve seyahat öyküsü mutlaka paylaşılmalıdır. Erken farkındalık, hem bireysel hem toplumsal korunma açısından kritik önemdedir.”




