21.12.2019, 09:44 2941

Hayatın Yankısı

Bir zamanlar bir baba ile oğul dağlık bir bölgede yürüyüşe çıkmışlar. Bir ara nasıl olduysa çocuğun ayağı kaymış ve incinmiş. Çocuk acıyla bağırmış:

Aaa hhh!!!........

Karşı dağlarda yankı yapan sesi geri dönmüş:

Aaa hhh!!!........

Daha önce böyle bir durumla karşılaşmamış olan çocuk bu kez : “Sen kimsin?” diye bağırmış. Cevap gelmekte gecikmemiş: “Sen kimsin ?” Sinirlenen çocuk : “ Sen bir korkaksın!” diye bağırmış. Dağdan “Sen bir korkaksın! cevabını almış.

Bu olanlara bir anlam veremeyen çocuk neler olduğunu babasına sormuş. Babası ”şimdi dikkatlice beni izle oğlum.” demiş ve yüksek sesle bağırmış:

“Hayatı çok seviyorum!”

Karşı dağlardan aynı ses gelmiş: “Hayatı çok seviyorum!”

Baba : “Sana hayranım!”

Yankı: “Sana hayranım!”

Baba : “Sen harikasın!”

Yankı: “Sen harikasın!”

Çocuğun şaşkınlığının daha da arttığını gören baba, ona durumu şöyle açıklamış: ”Bu yankı adı verilen bir tabiat olayıdır. Ama hayatı da çok iyi anlatır. Yani hayattan ne istiyorsan önce onu sen vermelisin. Verdiklerin aldıkların olacaktır. Tatlı sözler tatlı yankılar oluşturur. Sevilmek istiyorsan önce sen sevmelisin. Saygı istiyorsan önce sen saygı duymalısın. Anlayış bekliyorsan bunu önce sen göstermelisin. Bu yüzden çocuklar daima yaşadıklarını yansıtır. Bir hata yapıldığı zaman azarlanan, cezalandırılan, dışlanan çocuk, yetişkin olduğunda aynı davranışları anne-babasına karşı göstermeye başlar. Bu davranışları göstermesinin sebebi; çocukluk dönemlerinde yaşadığı sorunu çözerken şiddetin dışında farklı bir yöntem kullanmayan anne-babalardır. Bu anne-babalar çocuklarına şiddetin dışında hiçbir seçenek sunmadıkları için, onların şiddet yanlısı gelişmelerine sebep olmaktadırlar.

Çocuklarınızla iletişim kurarken, güler yüzlü, tatlı dilli olmayı öğrenin. Güler yüzlü tatlı dilli iletişim onlarca sorununun ortaya çıkmasını engellediği gibi, çocukların hayatları boyunca kullanacakları olumlu bir iletişim tarzını da kazanmalarında etkili rol oynar. Sorunları asık suratlı, saldırgan bir tarzla çözmeye çalışmak, sorunu çözümsüzlüğe itmekten, kin ve nefret tohumları ekmekten başka bir şey değildir.

Çocuklarınızı ön koşulsuz, sabırla ve saygı dolu mesajlarla dinleyin. Dinlerken onların gözlerine bakın ve tebessüm edin. Dinlerken konuşmak, yorum yapmak, azarlamak ve rencide etmek yerine, onların anlatmak istediklerini anladığınız mesajını vermeniz gerekir. Hemen önerilerde bulunmaya kalkışmak yerine, çocuğunuzun sizden yardım ve rehberlik talebinde bulunup bulunmadığını anlamaya çalışın. Eğer çocuğunuz sizden rehberlik, yardım talebinde bulunuyor ise, ne yapacağını söylemek ya da ne yapması gerektiğini dayatmak yerine, seçenekler oluşturmasına yardımcı olun. Verdiği her kararın kendi kararı olduğunu, hür iradesi ile verdiğini hissetmesini sağlayın.

Çocuklarınızı yargılayıp cezalandırmadan önce, onları anlamaya çalışın. Çocuğunuz, ödevleri yapmadığı için, okuldan öğretmen tarafından aranabilirsiniz. Çocuğunuzun fizik dersine ilişkin ödevleri yapmadığını öğrendiğinizde, onu sorumsuz, ilkesiz ve haylaz şekilde etiketleyip cezalandırmaya da kalkışabilirsiniz. Bunların hepsi mümkün. Onunla konuşmayı deneseniz… Ona neden fizik ödevlerini yapmadığını sorsanız. O da: “Kuvvet ve Hareket” ünitesini iyi anlayamadığını, bu yüzden de ödevleri yapamadığını söylese. Ailenin ekonomik durumu iyi olmadığı için, özel ders talebinde de bulunamadığını belirtse. Siz, arkadaşların böyle bir sorun yaşamıyormuş. Sorun tek sende mi? diye sorsanız. Çocuğunuz da: Onlar, cevap anahtarını bulmuşlar, oradan işaretleyip geliyorlar, cevabını verse. Ben, etik olmadığı için bu tür davranışlar yapmam dese, ne yapardınız? Çocuğunuzla birlikte oturup sorun çözmeye çabalardınız değil mi? Her çocuk bu kadar açık sözlü olur mu? Çok zor. Eğer evde hoşgörü kültürü varsa, çocuk da açık sözlü ve samimi olur. Tutarsız, otokratik aile modeli varsa, susar ya da yalan söyler. Her şeyin başı demokratik aile modelidir. Herkes ağzından konuşur kimse karnından konuşmaz.

Onları motive etmeye çalışmanız, onların içsel motivasyonlarını yok eder. Onların içsel motivasyonlarını ortaya çıkartmak, kendi kendilerine yeter hale getirmenin yolu, ortam yaratmak, rol model olmak, rol model olacak kişilerle etkileşim ve iletişim içerisine girmelerini sağlamaktır. Kitap oku demek yerine, kitap okuyan kişilerin farklılıklarını kendi gözleriyle görmelerini sağlamak, bilgi sahibi olmanın yaşam kalitesini artırmadaki rolünü anlamaları için ortam yaratmak, sıcaklığı ayarlayıp yumurtada civciv oluşmasını sağlamaya benzer. Yumurta dışarıdan kırıldığında hayat sona ererken, içeriden kırıldığında yeni bir yaşam ortaya çıkmaktadır. İçsel motivasyon da, yumurtanın içerisinde civciv oluşumunu sağlamaktan başka bir şey değildir.

Çok konuşan her şeye yorum yapan, külyutmaz ebeveyn iseniz, baştan çocuğunuzu kaybettiniz anlamına gelir. “Çok söz söyleme arsız edersin, aç bırakma hırsız edersin.” Atasözü, bu durum için söylenmiştir. Her şey hakkında konuşmak, yorum yapmak, fikir beyan etmek zorunda değilsiniz. Bazen susmak, susmayı tercih etmek, yüzlerce sözcüğün yarattığı etkiden daha fazladır. Az konuşun, yerinde konuşun. Konuşurken suçlamayın, yargılamayın. Üslubunuz yapıcı, diliniz akıcı olsun. Fiziksel şiddetin yarası kısa zamanda iyileşir fakat duygusal şiddetin yarası uzun süre devam eder.

Çocuklarınıza aldığınız oyuncaklar eskir, elbiseler yırtılır, ayakkabılar delinir, verdiğiniz paralar harcanır, biter. Gelecekte hatırlanacak olan iki şey vardır. Birincisi acı hatıralar ikincisi ise tatlı hatıralardır. İnsanoğlu en çok acı olanı hatırlar. Çocuğunuza yaşattığınız en küçük acı bir durum, gelecekte en çok hatırlayacağı şey olacaktır. Bu yüzden çocuklarınıza gelecekte hatırlayacağı güzel anılar bırakacak işler yapın. Onların yüreğine dokunun. Hayatın yankısını olumlu yönde yaratacak, çocuğunuzun yüreğine dokunacak eylemlere odaklaşın.

Çocuğunuza bilgiden daha çok değer kazandırın. Bilgi her zaman öğrenilebilir bir durumdur. Ancak, değer kolay kolay ilerleyen yaşlarda kazanılmaz. Çocuklar gelişim göstermeye, farklılık hissetmeye başladıkça daha çok öğrenirler ve daha çok öğrenmeye istekli hale gelirler. Öğrenilecek konu, çocuğun bir üst seviyesinde olursa, çocuklar daha çok öğrenmeye motive olur. Özellikle değer ve bilgi arasında ilişki kurarsanız, öğrenme daha çok üst düzeye çıkar. Öğrenilenlerin hayatla ilişkilendirilip bir sorunun çözülmesinde kullanılıyorsa, öğrenme çocuğun yaşam biçimi haline dönüşmeye başlar.

Sonuç olarak hiçbir çocuk, formatlanmış halde dünyaya gelmez. Her çocuk bir değer, her çocuk farklı bir dünyadır. Ortak yönleri ise hayatın yankısını doğru yaratabilmek, hayatın yankısını doğru verebilmekle başlar. Kırarak sorun çözüyorsanız, hayatın yankısı kırarak, dinleyerek sorun çözüyorsanız, dinleyerek sorun çözen çocuklar yetiştirirsiniz. Televizyon dizileri, çocukları şiddete özendirir. Sosyal çevrede şiddet varsa, şiddet üst değere dönüşür. Çocuklarınıza iyi örnekler sunmak için, onları korumak ve onlar için iyi ortamlar yaratmak zorundasınız. Bugün şiddete dayalı sorun çözme, yarın anne-babaya yönelik şiddete dayalı sorun çözmeye dönüşebilir. Sosyal çevre insanların tercihlerinde etkilidir. Gelecekte çocuklarınızda ne tür davranış görmek istiyorsanız, o şekilde davranın. Çocuklarınızın sizinle ilgilenmesini istemiyorsanız, onlar çocukken siz de onlarla ilgilenmeyin. Çocuklarınızın size saygısız davranmasını istiyorsanız, onlar çocukken onlara değer vermeyin. Böylece gelecekte istediğiniz tipte bireyler yetiştirmiş olursunuz. Başarı her şey değildir fakat ahlak, edeb, irfan her şeydir. Çocuklarınızı sınavlara hazırlarken, değer eğitiminden uzaklaştırmayın. Unutmayın ki; yaşattıklarınız yaşayacaklarınız olacaktır.

Yorumlar (5)
Funda evrensel 4 ay önce
Lütfen şu değerlendirmede bulunabileyim... Bir çocuğum eğitilmesi de iki zararlı unsur gözlemledim. Birincisi aşırı, şiddetli bir aşağılık duygusu :diğeri ise kendini başka insanlardan üstün görme dürtüsünün benimsenmiş olması. Bu çocuklar bir süre sonra '' sorunlu''çocuklar halini alırlar. Oysaki bu tip çocuklar sadece kendilerini güçsüz hissetmektedirler. İşte yapabileceklerinin ötesinde onlardan daha çok şey istemek, çocuğun çaresizliğini yüzüne vurmaktır. Hatta bazılarına ihmallerimiz yüzünden çaresizlikleri hissettirilmektedir. Sonuçta nasıl bir evren çıkar karşımıza yaptıklarımızla? İtaatin korkaklığa, cesaret küstahlıpa, itaatin korkaklığa, sevginin kurnazca bir hainliğe döndüğü.......
Yani eğitimin birinci amacı çocukları güvensizliğin den ve aşağılık duygusundan kurtarmak olmalı. Böylece çocuğun ruhundan getirdiğikarakter özelliklerini hesaba katmak gibi bir sorumlulukta biz büyüklere aittir.
Yaramaz, laf dinlemeyen çocukların davranışlarındaki en büyük neden ise güçlü bir gururdur... Bunların ise yetişkin halleri ise yontulmamış benlik ve çevreye zulmeden kişilik... Eğitimin önemi burda ortaya çıkıyor sn hocamın da belirttiği gibi..
Bu arada Dostoyevski nin BUDALA kitabını öneririm, çünkü bu eserde incinmişlik duygusunun ayrıntıları var...
Döndü 3 ay önce
Merhabalar 11yasinda oglum var herşeye sinirleniyor evden biyere gitmek istemiyor ders çalışmak istemiyor okula gitmek istemiyor bugün mesela ben annanesigile gittim ve onu götüremedim sinirleniyo ve ağlıyo ne yapmalıyım lütfen bana yardımcı olabilir misiniz
İsmail ARIK 3 ay önce
Çocuklarımızı prens ve prenses olarak yetiştirdiğimizde; onlara yaşayacağı bir de ülke bırakmalıyız.
Yıldız 3 ay önce
Bazen çocuklarla güzel konuşmama rağmen çocuklar anlamıyor bizi ,dinlemiyor.Ders çalışmıyorlar. Güzel konuş konüş anlamıyorlar eeee bu bu şeferde tansiyonum yükseliyor.Üzülüyorum.çaresiz kalıyorum
Aslım Akan Yıldırım 3 ay önce
Yüreğimize sağlık gerçekten harika, Çocuklar söylediklerimizi değil yaptıklarımızı örnek alıyor.
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Öğretmenlerin derse önlükle girmesi hakkında ne düşünüyorsunuz ?
Namaz Vakti 28 Mart 2020
İmsak 06:50
Güneş 08:22
Öğle 13:12
İkindi 15:31
Akşam 17:52
Yatsı 19:18