Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, "Hocalar, tabiri caizse fil dişi kulelerinde yaşayan insanlar değildir. Eski geleneklerde olduğu gibi öğretim elemanları, bilim insanları, insanlarla temas ederek, sosyalleşerek, ürettiği bilgiyi ve tecrübeyi çevresine mutlaka aktarmak ve onlarla etkileşim içine girmek zorundadır." dedi.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) ev sahipliğinde Yoncalı'daki bir otelde düzenlenen ADIM Üniversiteleri Birliği toplantısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyoner liderliğiyle özellikle 2006 yılı sonrasında yükseköğretimde büyük bir genişleme yaşandığını söyledi.

Ankara'da 'istek şarkı' cinayeti: 3 kişi, şarkıyı bilmeyen müzisyeni öldürdü Ankara'da 'istek şarkı' cinayeti: 3 kişi, şarkıyı bilmeyen müzisyeni öldürdü

Üniversite mezuniyeti oranlarının arttığını belirten Özvar, "Türkiye'de 25-34 yaş aralığındaki gençlerin yükseköğretim mezun oranı sadece son 10 yıl içinde yüzde 17'den yüzde 35'e çıkmıştır. Böylece Türkiye, Cumhurbaşkanı'mız liderliğinde, yükseköğretime erişimde OECD ortalamalarına biraz daha yaklaşmıştır. Türkiye'deki genç nüfusun en iyi yükseköğretim imkanlarına sahip olmaları için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz." diye konuştu.

Özvar, üniversitelerden sahip olmalarını bekledikleri en önemli misyonların başında, bulundukları şehirlerin iktisadi gelişmelerine ve sınai kalkınmalarına, ellerindeki bilgi birikimi, beşeri sermayeleri ve akademik kadrolarıyla destek vermelerinin geldiğini ifade etti.

YÖK olarak en büyük hedeflerinin üniversitelerin gelişmesi, kalkınması, eğitim, öğretim ve araştırmada kalite standartlarının yükseltilmesi olduğunu belirten Özvar, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Üniversitelerimizin sahip olmalarını beklediğimiz bir diğer önemli misyon ise topluma hizmettir. Üniversitelerimiz toplum yararına hizmet üretirken bir yandan da yaptıkları araştırmalarla bilimsel bilginin, veri temelli eğitimin ve yeniliklerin peşinden koşarak, ürettikleri bilgi birikimi ve tecrübelerin olumlu etkileriyle ülkenin ve bölgenin refahına katkı sağlamalıdır. Yine üniversiteler, ülkenin ve bulundukları bölgenin ihtiyacına yönelik nitelikli iş gücü kaynağını artırmak amacıyla faaliyetler gerçekleştirmelidir."

Prof. Dr. Özvar, Türkiye'nin istikrarlı bir şekilde büyümesi, her alanda kalkınması ve dünya ülkeleriyle rekabet edebilir seviyeye gelmesinin, ihtiyaç duyulan insan kaynağının yetişmesi ve veri temelli yükseköğretim politikaları sayesinde mümkün olabileceğini dile getirdi.

Özvar, şunları kaydetti:

"Kampüsün içinde değil ama şehrin içinde yaşamak suretiyle öğretim elemanlarımızın yaşadıkları şehirlere fevkalade önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Siz değerli yöneticilerden, rektör arkadaşlarımdan beklediğim önemli hususlardan biri de bünyenizdeki öğretim elemanlarının sadece laboratuvarlarda, sadece dersliklerde, sadece ofislerde çalışmalarını sağlamak değil, en az bunun kadar içinde yaşadıkları şehirle temas ettirecek mutlaka vesileler meydana getirmeniz, etkinlikler, toplantılar tertip etmeniz, bölgenin insanlarıyla, hocalarımızı ve öğrencilerimizi bir araya getirerek şehrin gelişmesine katkı sağlamanızdır. Hocalar, tabiri caizse fil dişi kulelerinde yaşayan insanlar değildir. Eski geleneklerde olduğu gibi öğretim elemanları, bilim insanları, insanlarla temas ederek, sosyalleşerek, ürettiği bilgiyi, birikimi ve tecrübeyi çevresine mutlaka aktarmak ve onlarla etkileşim içine girmek zorundadır."

Kütahya Valisi Ali Çelik ve KSBÜ Rektörü Prof. Dr. Vural Kavuncu da konuşmalarında, Türkiye'nin birçok bölgesinden gelen rektör ve akademisyenlere ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduklarını ifade etti.