Güncel

Yargıtay'dan Staj ve Çıraklık Sigortası Kararı: Fiili Çalışma İçin Yargı Yolu Açık

Yargıtay, çıraklık sigortasının emeklilikte sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesine ilişkin yerel mahkeme kararını bozdu. Ancak yüksek mahkeme, çıraklık döneminde teorik eğitimden ziyade iş yerinde fiilen üretime katıldığını belgeleyebilen kişiler için yargı yolunun açık olduğuna işaret etti.

Abone Ol

Yargıtay, çıraklık sigortasının emeklilikte sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesine ilişkin yerel mahkeme kararını bozdu. Ancak yüksek mahkeme, çıraklık döneminde teorik eğitimden ziyade iş yerinde fiilen üretime katıldığını belgeleyebilen kişiler için yargı yolunun açık olduğuna işaret etti.

Kararda, çıraklık sürecinde meslek eğitiminin geri planda kaldığı ve kişinin iş yerinde normal çalışan gibi üretime fiilen katıldığının tespit edilmesi halinde, bu dönemin çalışma ilişkisi kapsamında değerlendirilebileceği vurgulandı. Yargıtay, bu durumun bordro, puantaj kayıtları ve tanık beyanları gibi delillerle ortaya konulması gerektiğini belirtti.

Mevcut mevzuata göre, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu kapsamında yapılan çıraklık ve staj sigortaları yalnızca iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık sigortasını kapsayan kısa vadeli sigorta kollarına yönelik uygulanıyor. Uzun vadeli sigorta primleri yatırılmadığı için bu süreler, emeklilikte sigorta başlangıcı olarak kabul edilmiyor.

Bu nedenle staj ve çıraklık dönemleri, mevcut yasal düzenleme çerçevesinde emeklilik hesabına dahil edilmiyor. Örneğin, çıraklık sırasında sigorta girişi bulunan bir kişinin emeklilik başlangıç tarihi, uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak ilk kez çalışmaya başladığı tarih esas alınarak belirleniyor.

Öte yandan bazı meslek grupları için istisnalar bulunuyor. Avukatların zorunlu staj süreleri ile doktorların belirli eğitim ve uzmanlık dönemleri, kanunda öngörülen şartlar doğrultusunda borçlanılarak emeklilik hesabına dahil edilebiliyor.

Uzmanlar, Yargıtay kararının staj ve çıraklık sigortasının otomatik olarak emeklilik başlangıcı sayıldığı anlamına gelmediğini, yalnızca fiili çalışma koşullarını ispatlayabilen kişiler açısından dava açılmasına hukuki zemin oluşturabileceğini belirtiyor.