Emekli olduktan sonra çalışmaya devam eden milyonlarca kişiyi ilgilendiren uyuşmazlıkta, Yargıtay emsal niteliğinde bir karara imza attı. Yüksek mahkeme, emekli çalışanların sigorta primlerinin eksik bildirilmesine karşı hizmet tespit davası açmasında hukuki yarar bulunduğunu hüküm altına aldı.
Kararda, sigorta primlerinin eksik yatırılmasının yalnızca emekli aylığı üzerinden değerlendirilemeyeceği vurgulandı. Yargıtay, eksik bildirimin çalışanların başta kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve olası iş kazası durumlarındaki haklarını doğrudan etkilediğinin altını çizdi.
Dava, 6 yıl çalışan boyacı ustasının başvurusuyla başladı
Uyuşmazlık, emekli olduktan sonra bir iş yerinde 6 yıl boyunca aralıksız çalışan bir boyacı ustasının sigorta kayıtlarını incelemesiyle yargıya taşındı. İşçi, bazı aylarda sigorta primlerinin yalnızca 10 gün üzerinden yatırıldığını fark ederek gerçek çalışma süresi ve ücretinin tespiti için dava açtı.
İlk derece mahkemesi, işçinin talebini haklı bularak çalışma sürelerinin düzeltilmesine karar verdi. Böylece dosyada, fiili çalışmanın resmi kayıtlara eksik yansıtıldığı yönündeki iddia ilk aşamada kabul edilmiş oldu.
İstinaf, “emekli maaşı artmayacak” gerekçesiyle davayı reddetti
Dava daha sonra İstinaf Mahkemesine taşındı. İstinaf incelemesinde, davacının zaten emekli statüsünde olduğu belirtilerek, davanın sonucunda emekli maaşında artış olmayacağı gerekçesiyle hukuki yarar bulunmadığı yönünde değerlendirme yapıldı.
Bu gerekçeyle dava reddedildi. Kararda, emekli bir işçi bakımından hizmet tespit talebinin sonuç doğurmayacağı görüşüne yer verildi.
Yargıtay bozma kararında hangi noktaları öne çıkardı
Yargıtay, istinafın bu yaklaşımını hukuka aykırı bularak kararı bozdu. Yüksek mahkeme, sigorta bildirimlerinin yalnızca emekli aylığına etkisi üzerinden değerlendirilmesinin eksik ve hatalı olduğuna hükmetti.
Bozma kararında, emekli çalışanların da fiili çalışma sürelerinin ve gerçek ücretlerinin eksiksiz biçimde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarına yansıtılmasının zorunlu olduğu belirtildi. Bu yükümlülüğün, hem sosyal güvenlik sistemi hem de işçilik alacakları bakımından temel önem taşıdığı kaydedildi.
İş kazası ve meslek hastalığı hakları vurgulandı
Kararda, olası bir iş kazası ya da meslek hastalığı halinde sigortalılık günlerinin tam bildirilmesinin çalışan ve hak sahipleri açısından hayati sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekildi. Bu nedenle eksik prim bildiriminin sadece teknik bir kayıt hatası olarak görülemeyeceği ifade edildi.
Yargıtay ayrıca, çalışma sürelerinin ve ücretin eksik gösterilmesinin işçinin ileride doğabilecek sosyal ve mali haklarını zedeleyebileceğini ortaya koydu. Böylece emekli çalışanların da aktif çalışanlar gibi tam sigorta koruması altında bulunduğu bir kez daha vurgulandı.
Tazminat hesabında gerçek gün ve ücret esas alınacak
Yüksek mahkeme, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti gibi işçilik alacaklarının, SGK’ye bildirilen gerçek çalışma gün sayısı ve brüt ücret üzerinden hesaplandığını hatırlattı. Bu nedenle primlerin eksik bildirilmesinin, işçinin işten ayrılma aşamasındaki parasal haklarını doğrudan düşürebileceği belirtildi.
Kararda, emekli çalışanların iş sözleşmesi devam ederken yaşadığı eksik bildirim sorununun, yalnızca bugünü değil iş ilişkisinin sona erdiği andaki haklarını da etkilediği mesajı verildi. Böylece eksik prim bildiriminin tazminat hesaplarında işçi aleyhine sonuç doğurabileceği net biçimde ortaya kondu.
Karar, kayıt dışı ve eksik bildirime karşı güçlü mesaj verdi
Yargıtay, yargı yoluyla kayıt dışı çalışmaya ya da eksik sigorta bildirimine hukuki meşruiyet kazandırılamayacağını da vurguladı. Bu tespit, işverenin emekli çalışan bakımından daha düşük prim bildirebileceği yönündeki uygulamalara karşı açık bir uyarı niteliği taşıdı.
Kararla birlikte, “zaten emeklisin, primin eksik yatsa da olur” yönündeki savunmaların hukuki dayanağı zayıflamış oldu. Yüksek mahkemenin yaklaşımı, emekli çalışanların iş ilişkisi içindeki statüsünün hak kaybına gerekçe yapılamayacağını ortaya koydu.
Emekli çalışanlar için hangi haklar öne çıktı
Bu emsal kararla birlikte, sigortası eksik gösterilen emekli çalışanların hizmet tespit davası açabileceği yönündeki hukuki çerçeve güçlendi. Böylece eksik günlerin tespiti ve gerçek çalışma süresinin kayıt altına alınması için açık bir yol işaret edildi.
Karar aynı zamanda, işten ayrılma aşamasında tazminatın gerçek çalışma süresi ve gerçek ücret üzerinden talep edilmesinin önünü açtı. Bu yönüyle hüküm, emekli olduktan sonra çalışmayı sürdüren işçiler bakımından önemli bir hak güvencesi oluşturdu.
Emsal kararın iş hayatına yansıması ne olacak
Kararın, emekli çalışanların yoğun bulunduğu sektörlerde yeni davalara dayanak oluşturması bekleniyor. Özellikle primlerin eksik gün üzerinden yatırıldığı veya ücretin düşük gösterildiği durumlarda, işçilerin yargı yoluna başvurma imkanı daha güçlü hale geldi.
Öte yandan karar, işverenler açısından da sigorta bildiriminin eksiksiz yapılmasının yalnızca idari bir yükümlülük değil, doğrudan işçilik haklarını etkileyen hukuki bir zorunluluk olduğunu yeniden ortaya koydu. Böylece Yargıtay kararı, emekli çalışanların hak kaybını önlemeye dönük emsal bir içtihat olarak kayda geçti.