Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, çoğunlukla sahte hesapların arkasına sığınarak yargısal süreçlerle ilgili sosyal medyada yorum yapanları eleştirerek, "Hukuk atmosferini zehirleyen bu yaygın ve güncel problem ciddiye alınmalı ve yapılacak yasal düzenlemelerle çözüme kavuşturulmalıdır." dedi.

Akarca, Yargıtay, Çukurova Üniversitesi ve Adana Sanayi Odası tarafından bir otelde düzenlenen "İş Hukuku Adana Bölgesel İçtihat Forumu"nun açılışında, programla ilk derece bölge mahkemeleri kararlarının Yargıtay içtihatlarıyla uyumlaştırılmasının amaçlandığını söyledi.

Önerge Komisyon'u en düşük emekli maaşının 3500 TL olmasını kabul etti Önerge Komisyon'u en düşük emekli maaşının 3500 TL olmasını kabul etti

İş hukukunu sosyal düşüncelerin de etkilediğini belirten Akarca, "Bu anlayış değişikliği kaçınılmaz olarak iş hukukuna devletin müdahalesini gerekli kılmaktadır. Diğer sosyal alanlar gibi iş yaşamının da küreselleşmenin etkisine maruz kaldığı bir dönemden geçiyoruz." diye konuştu.

Kovid-19 sürecinde iş yeri tanımının değiştiğini aktaran Akarca, şöyle devam etti:

"Gerçekten de pandemi bize bunu gösterdi. İnsanların dijital dönemde evden çalışmaları gibi bir kavram ortaya çıktı. Evde çalışan insan ev işini yaparken bir kazaya uğrarsa bu iş kazası mıdır? Yoksa gerçekten de kendisinin yaptığı, neden olduğu bir kaza mıdır? Bunun ayrımını yapmak son derece güçtür. Yani iş hukuku dairemizin ve iş hakimlerimizin önünde çok çetrefilli sorunlar bulunmaktadır. İş hukuku çok dinamik yaşayan canlı hukuk dallarının en önemlisidir. İş hayatını, çalışma hayatını, ekonomiyi doğrudan etkilemektedir. Küreselleşmenin sonucunda ekonomik, sosyal ve kültürel değerler ulusal sınırları aşarak uluslararası alana hızla yayılmış, ülkeler arasında sürekli bir etkileşim ve iletişim meydana getirmiştir. Hukukçular olarak küreselleşen dünyanın değişen şartlarına uygun ve adil bir hukuk düzeni oluşturmalıyız. Her türlü sosyal faaliyette olduğu gibi ticaret hayatı da ancak hukuki güvenlik ortamında gelişir."


- Reformlar

Akarca, Yargıtayın son yıllarda gerçekleştirdiği reformların etik, şeffaflık ve adli kalite olmak üzere üç ana sütun üzerinde yükseldiğini ifade etti.

Reformlar hakkında bilgi veren Akarca, şöyle konuştu:

"Yargıtay, gerekçeli kararların kalitesinin yükseltilmesi için son 1 yıl içerisinde kapsamlı bir çalışma yürüterek gerekçeli karar yazım rehberini geliştirmiştir. Bu yıl eğitimleri tamamlanacak olan gerekçeli karar rehberinin önümüzdeki yıldan itibaren tüm Yargıtay dairelerince uygulanmasına başlanacaktır. Rehbere uygun şekilde yazılacak gerekçeli kararlar 2023 yılında faaliyete geçecek yapay zeka tabanlı 'Yargıtay İçtihat Merkezi' aracılığıyla da yaygınlaştırılacaktır."

- Yargıya güven


Yargıya güven konusuna değinen Akarca, "Son yıllarda gerçekleştirilen reform çalışmalarının bir sonucu olarak yargıya güvenin her geçen gün daha da arttığını ifade etmek isterim. Bu nedenle halkın, yargıya olan güveninin çok az olduğuna dair haber ve yorumların doğru olmadığı kanaatindeyim." dedi.

Akarca, vatandaşlar tarafından mahkemelere açılan milyonlarca davanın hakim ve savcıların fedakar çalışmalarıyla sonuçlandığını belirterek, "Buradaki en büyük sorunlarımızdan birisi 22 bin 800 hakim ve cumhuriyet savcısının bulunduğu yerde, yüzde 60'a yakın meslektaşımızın 5 yıl ve altında kıdeme sahip olmasıdır. Bunlar da önümüzdeki günlerde eğitim yoluyla ve daha iyi yapılacak reform çalışmalarıyla bu alandaki boşluğun da hızla giderileceğini göreceğiz." ifadesini kullandı.


- "Sosyal medya mahkemeleri"

Sosyal medyanın yargıdaki güvene etkisini değerlendiren Akarca, şunları kaydetti:

"Çoğunlukla sahte hesapların arkasına sığınan kullanıcıların yargısal süreçler hakkında sosyal medyada yorumlar yapmasına ilişkin uygulamalara sıklıkla rastlamaktayız. Buna 'sosyal medya mahkemeleri' deniliyor. Kişinin suçlu olup olmadığına, delil durumuna, herhangi bir veriye objektif olarak bakmaksızın her önüne gelen bu konuda bir hüküm veriyor ve bu konuda yargıyı suçluyor. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Anayasa ve evrensel hukuk ilkelerine aykırı olan ve bazı hallerde de suç teşkil eden bu durum, ülkemizde kronik bir hale gelmiştir. Bilinmelidir ki günlük hayatta suç teşkil eden her söz ve davranış sosyal medyada da suçtur. Şu bir gerçektir ki herhangi bir davada, dava dosyasına vakıf olan az sayıdaki yargı mensubu dışında kimsenin bu konuda yeterli bilgiye sahip olduğu söylemek mümkün değildir. Dosyanın içeriğini bilmeden, delillerini görmeden, bunları okumadan, bunları anlamadan, özellikle de bu konuda uzmanlık gerektiren bir konuda bakıyorsunuz herkes bir yorum yapıyor. Televizyonlarda, basında, sosyal medyada, siyasi alanda, her alanda, toplumun her kesiminde sanki bütün iş, güç bırakılmış ve bir tek bu konu üzerinde yargıya gereksiz şekilde sataşmalarda bulunulmaktadır. Kamuoyunun demokratik hak arayışlarına, duyarlılıklarına sonuna kadar saygı duyuyoruz ancak hukuk atmosferini zehirleyen bu yaygın ve güncel problem ciddiye alınmalı ve yapılacak yasal düzenlemelerle çözüme kavuşturulmalıdır."

Forum, yarın sona erecek.