OECD’nin her yıl yayımladığı ve ülkelerin eğitim sistemlerini karşılaştırmalı olarak değerlendiren “Bir Bakışta Eğitim 2025” raporu, Türkiye’nin eğitim alanındaki performansına dair önemli veriler ortaya koydu. Raporda, Türkiye’nin son yıllarda eğitimde kaydettiği ilerlemeler öne çıkarılırken, okul öncesinden yükseköğretime kadar erişimin artması, yükseköğretimde tamamlama oranlarının yükselmesi ve okul terk oranlarının düşük seyretmesi dikkati çekiyor. Ayrıca öğretmen maaşlarının güçlendirilmesi, sınıf mevcutlarının iyileştirilmesi ve temel derslere ayrılan sürenin OECD ortalamalarının üzerinde tutulması, Türkiye’nin eğitimde kaliteyi yükseltmeye yönelik politikalarının etkinliğini gösteriyor.
Rapor, Türkiye’nin eğitimde kapsayıcılığı artırma ve genç nüfusu eğitime kazandırma alanlarında OECD ülkeleri arasında öne çıktığını ortaya koyuyor. Türkiye, yükseköğretimde düşük okul terk oranları ve yüksek tamamlama oranları ile dikkat çekiyor. Lisans programlarında ilk yıl okul terk oranı yalnızca %1 olarak kaydedilirken, bu oran OECD ortalaması olan %13’ün oldukça altında. Öğrencilerin %64’ü süresinde, %86’sı ise beklenen mezuniyet yılından en geç üç yıl içinde mezun olabiliyor.
STEM (fen, teknoloji, mühendislik, matematik) alanlarında tamamlama oranı %81’e, sağlık alanında ise %94’e ulaşıyor. Bu oranlar, OECD ortalamalarının oldukça üzerinde seyrediyor. Kadın öğrencilerin lisans tamamlama oranı %91 ile erkeklerin %80’inin üstünde. Bu veriler, Türkiye’nin yükseköğretimde cinsiyet eşitliğini güçlendirdiğini gösteriyor. Ayrıca uluslararası öğrencilerin oranı 2018’de %1,7 iken 2023’te %4,3’e yükselmiş, bu durum Türkiye’nin yükseköğretim sisteminin küresel ölçekteki çekim gücünü artırdığını yansıtıyor.
Eğitime ayrılan kamu kaynakları açısından Türkiye, OECD ortalamasının üzerinde performans gösteriyor. Kamu kaynaklarından eğitime ayrılan pay %10,6 olarak kaydedilirken, OECD ortalaması %10,1. Türkiye, Danimarka, Finlandiya, Norveç ve İsveç gibi kamu yükseköğretim kurumlarında öğrenim ücreti almayan ülkeler arasında yer alıyor. Bu yaklaşım, yükseköğretimin kamu tarafından finanse edilmesine dayalı politikaların bir göstergesi olarak öne çıkıyor.
Öğretmen maaşları ve öğrenme ortamlarında da Türkiye, OECD standartlarının üzerinde gelişim gösteriyor. 2024 verilerine göre, öğretmenlerin yıllık brüt başlangıç maaşları tüm kademelerde OECD ortalamasının üzerinde bulunuyor. Son on yılda öğretmen maaşları reel olarak en fazla artan ülkeler arasında Türkiye ilk sıralarda yer alıyor. Atamalar ve eğitim yatırımlarıyla öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ilkokulda 18, ortaokul ve genel liselerde 13, meslek liselerinde 14 ve genel lise düzeyinde 12’ye gerilemiş durumda.
Türkiye, OECD ülkeleri arasında en genç öğretmen profilini barındırıyor. Ortaokullarda 50 yaş ve üzeri öğretmenlerin oranı %13 iken, OECD ortalaması %38. Eğitim ortamlarına yapılan yatırımların etkisi sınıf mevcutlarına da yansımış durumda; ilkokul sınıf mevcutları 2013’ten bu yana iki öğrenci azalarak 21’e düştü ve OECD ortalamasıyla eşitlendi.
Ders sürelerinin dağılımı da Türkiye’de temel akademik yetkinliklerin güçlendirilmesine katkı sağlıyor. İlkokulda ders saatlerinin %47’si, ortaokulda %30’u dil ve matematiğe ayrılıyor. Her iki oran da OECD ortalamalarının üzerinde seyrediyor ve öğrencilerin temel akademik becerilerinin geliştirilmesine imkan tanıyor. Bu göstergeler, Millî Eğitim Bakanlığı’nın son yıllarda hayata geçirdiği politikaların somut sonuçlarını yansıtarak, Türkiye’nin eğitimde kaliteyi artırma ve fırsat eşitliğini güçlendirme hedefinde kararlılıkla ilerlediğini ortaya koyuyor.