Kavlak, “Buradan ilan ediyorum. İşte 2023 sözleşmesi geliyor. Ben artık o TÜİK rakamlarıyla masaya oturmam. O rakamlarla pazarlık yapmam” dedi.

“O masada bu kez, hepimizin canını yakan, canından bezdiren, vergi oranlarıyla ilgili değişiklik talep edeceğiz” diyen Kavlak, “Bu adaletsizliği giderin diyeceğiz. Yeter artık canımıza tak etti diyeceğiz” diye konuştu.

‘BU ÜLKEDE EMEKÇİNİN KRİZİ VAR’
Kavlak, “Herkes şunu iyi bilsin, bu ülkede emekçinin krizi var” diyerek TÜİK verilerine ilişkin  şunları söyledi:

“Her üç ayda bir TÜİK tarafından Türkiye'nin büyüme rakamları açıklanıyor. TÜİK'in açıklamasına göre, yılın ilk çeyreğinde, Türkiye yüzde 7,3 oranında büyümüş. Bu büyümeden, sermaye yüzde 47,6 pay almış. Biz, yani emekçiler sadece yüzde 31,2 pay almışız.

İkinci çeyrekte, Türkiye yüzde 7,6 oranında büyümüş. Sermaye yüzde 54 pay alırken, bizim payımız yine küçülmüş, yüzde 25,4'e gerilemiş. Üçüncü çeyrekte, Türkiye bu kez yüzde 3,9 oranında büyümüş. Sermaye payını yine artırmış. Yüzde 55'e ulaşmış.


Biz yerimizde saymışız, payımız yine yüzde 26,3'te kalmış. Büyümeden bu kadar pay alan için bu ülkede elbette ekonomik kriz falan olmaz. Bu ülkede, adaletsiz gelir dağılımı var. Adaletsiz vergi politikaları var. Bizim cebimizden alınıp, bir avuç zenginin cebine konanlar var. İşsizlik var. Yoksulluk var.”

‘CANIMIZI MI ALACAKSINIZ?’
Bu düzenin bankada parası olanları koruduğunu belirten Kavlak, “Alın teri dökenlerin. Emek verenlerin. Helal ekmeğinin peşinde koşanların. Bu ülkede mülteciler kadar değeri yok.” ifadelerini kullandı. Sanayide elektriğe yüzde 400, doğalgaza yüzde 264 zam geldiğini hatırlatan Kavlak, “Gözünüz doymadı mı? Bizden daha ne alacaksınız? Canımızı mı alacaksınız?” diyerek tepki gösterdi.

‘SİZ HANGİ ENFLASYONDAN SÖZ EDİYORSUNUZ’
TÜİK'in harcama paketi üzerinden açıkladığı enflasyon rakamlarının işçilerle hiçbir ilgisinin bulunmadığını savunan Kavlak, “Ocak ayından bu güne, yani neredeyse son bir yılda, doğalgaza yüzde 264, elektriğe yüzde 184, benzine yüzde 312 zam gelmişken. Başta ekmek olmak üzere tüm gıda ürünlerinin fiyatları artmışken, siz hangi enflasyondan söz ediyorsunuz?..” dedi.

‘GEREKİRSE RESMİ OLARAK TÜİK’E BAŞVURACAĞIM’
TÜİK’in rakamlarına kimsenin inanmadığını kaydeden Kavlak, şöyle devam etti:

“Aralık başında enflasyon yüzde 84 açıklandı. Devletin her yıl açıkladığı yeniden değerleme oranı var ya… Hani, köprü geçişlerine, trafik cezalarına, pasaport harçlarına yapılan güncelleme, yüzde 123 olarak açıklandı. Neden? Çünkü devletimiz diyor ki, bu rakamın altında açıklarsam, devlet zarar eder.

Aslında ‘enflasyon en az bu kadar’ demek istiyor. Gerekirse, resmi olarak TÜİK'e başvuracağım. Biz, İşçilerin Geçim Endeksinin açıklanmasını, enflasyon paketinin, bizim temel harcamalarımıza göre yapılmasını istiyoruz. Ayrı bir endeks talep ediyoruz. Bu kadar açık. Bu kadar net.”

‘ARTIK BİZ SABİT DEĞİL, AZALAN GELİRLİYİZ’
Kavlak, “Geçtiğimiz hafta, Türk-İş'te düzenlediğim basın toplantısında da ısrarla dile getirmiştim. Bugün Türkiye'de ücretli çalışanlar üzerinde ağır bir vergi yükü var. Yılın başında aldığımız net ücret, vergi kesintileri nedeniyle ilerleyen aylarda giderek azalıyor. 2002 yılında gelir vergisi tarifesi brüt asgari ücretin 22,9 katı iken, bugün sadece 4,9 katına denk geliyor. Her geçen yıl bizim ücretlerimiz eksiliyor. Eskiden ücretliler ‘Sabit Gelirli' olarak tanımlanırdı. Bugün bu vergi sistemiyle, artık biz azalan gelirliyiz” ifadelerini kullandı.

‘GEREKİRSE SİZİ MEYDANLARA ÇAĞIRACAĞIZ’
“2002 yılında, vergi matrahının 1. dilimi 22,9 brüt asgari ücretti. Yani bugünkü brüt asgari ücret olan 6 bin 471 lirayla, bu matrah 150 bin liraya denk geliyordu” diyen Kavlak, sözlerini şöyle noktaladı:

“Peki, bugün böyle mi? Bugün verginin ilk dilimi 32 bin lira. Yani neredeyse 4,9 asgari ücret. Bizim üyelerimiz üçüncü ayda yüzde 20'ye yedinci ayda yüzde 27 vergi dilimine geliyor. Yıl sonunda da yüzde 35 oranında vergi ödüyor. Sigorta primi kesintisini, işsizlik ödeneği kesintisini de ekleyince neredeyse her ay ücretimizin yarısından fazlası gidiyor.

O da yetmiyor, ücretimizin kalanıyla çarşıya pazara gidiyoruz yüzde 18 KDV ödüyoruz, Özel Tüketim Vergisi ödüyoruz. Telefon kullanıyoruz iletişim vergisi ödüyoruz. Evimiz varsa emlak vergisi, arabamız varsa otomobil vergisi ödüyoruz. Yani, ödüyoruz Allah ödüyoruz. Yahu Allah aşkına, böyle bir şey olur mu? Böyle haksız bir düzen, kabul edilebilir mi? İşçinin, emekçinin sırtına bu kadar binilir mi?

SPK'da görevden alma ve yeni atamalar oldu SPK'da görevden alma ve yeni atamalar oldu

Biz artık adil bir vergi sistemi istiyoruz. Vergi oranları ile gelir vergisi tarifesinde emekçiler lehine düzenlemeler istiyoruz. İşte, o masada bunların mücadelesini vereceğiz. Âmâ o masada yalnız olmayacağız. O masada sizler de bizimle olacaksınız, güç vereceksiniz. Gerekirse sizi meydanlara çağıracağız… Gelecek misiniz? O halde düşün peşimize… Düşün peşimize…”