Cezaevinde geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden Ürfi Çetinkaya’nın liderliğini yaptığı uluslararası uyuşturucu şebekesine yönelik yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, örgütü sistematik şekilde yönettiği belirtilen 4 isim için 292’şer yıla kadar hapis cezası istendi.
147 Şüpheli, 30 Şirket Dosyada
İddianamede 147 kişi hakkında suçlamalar yöneltilirken, 30 şirketin ise doğrudan suç gelirleriyle bağlantılı olduğu öne sürüldü. Bu şirketler hakkında faaliyet izinlerinin iptali ve idari para cezası istendi.
Çetinkaya’nın “Hayırsever” Maskesi
Ürfi Çetinkaya’nın 1970’lerden itibaren kaçakçılık ve uyuşturucu ticaretiyle anıldığı belirtilen iddianamede, hayırsever görüntüsü vermek için okul ve sağlık ocağı gibi kurumlar yaptırdığına dikkat çekildi. Çetinkaya hakkında, ölümünden dolayı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi.
Kara Para Ağı: Şirketler, Transferler, Off-shore Hesaplar
İddianamede, Malta ve Türkiye merkezli denizcilik şirketleri aracılığıyla kara para aklandığı, döviz büroları, kuyumcular, offshore hesaplar ve paravan şirketler üzerinden yasadışı gelirlerin sisteme sokulduğu tespit edildi. Şirketlerde çalışanların görünürde ortak veya yönetici gösterildiği, mali işlemlerin de bu kişiler aracılığıyla yapıldığı belirtildi.
Kriptolu İletişim, Kod Adları ve Gizlilik
Suç örgütünün kriptolu haberleşme sistemleri, paravan şirketler ve kuryeler kullanarak çalıştığı; Ürfi Çetinkaya’nın örgüt içindeki otoritesini “abi”, “dayı”, “şef” gibi unvanlarla pekiştirdiği ifade edildi. Lider kadronun, uyuşturucu sevkiyatını ve kara para aklamayı koordine ettiği belirtildi.
292 Yıla Kadar Hapis Talebi
Örgüt yöneticileri oldukları öne sürülen Ali Korman Erbacıoğlu, Şahin Sekman, Sinan Köroğlu ve Rojdi Tekin hakkında, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “malvarlığı değerlerini aklama” ve “uyuşturucu madde ticareti” suçlarından 292’şer yıla kadar hapis cezası istendi. Diğer şüpheliler için de değişen oranlarda cezalar talep edildi.
Türkiye, Uyuşturucu Sevkiyatının Merkezi
İddianamede, Türkiye’nin, deniz yoluyla Avrupa’ya gerçekleştirilen uyuşturucu sevkiyatının planlama ve yönetim merkezi olduğuna dikkat çekildi. Sevkiyatların gizlilik içinde yürütüldüğü, planlamaların kriptolu iletişim sistemleriyle yapıldığı belirtildi.