Ünlü spor yorumcusu Şansal Büyüka, son yazısında Türk futbolunun gündemini değerlendirdi. Büyüka, "Üç büyükler, Türk futbolunun patronu olmaktan çıktı, neredeyse figüran konumuna döndü." dedi.

 Şansal Büyüka, Türk futbolunun gündemini 'Dobra Dobra'da değerlendirdi. Şansal Büyüka, son yıllarda yaşanan olayları anlatırken "Üç büyükler, Türk futbolunun patronu olmaktan çıktı, neredeyse figüran konumuna döndü." dedi.

İşte Şansal Büyüka'nın yazısından bir bölüm...

Real Madrid'i 58-57 yenen Anadolu Efes üst üste 2. kez Euroleague şampiyonluğuna ulaştı Real Madrid'i 58-57 yenen Anadolu Efes üst üste 2. kez Euroleague şampiyonluğuna ulaştı

"Türkiye Futbol Federasyonu'nda haziran seçimi son çıkış... Bu son çıkışı kaçırırsanız, dönüşü olmayan bir yola girerseniz. Türk futbolu topallama dönemini geride bıraktı, sürünüyor. Son çıkış kaçtı mı geçmiş olsun. Futbolu gömer, üstüne toprağını atarız.

İstanbul'un üç büyükleri Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe, yıllarca Türk futboluna egemen oldu. Ne istedilerse oldu. Bu ülkede üç büyüklere rağmen hiçbir iş yapılamadı. Sözleri kanun sayıldı. Tek bir hakem, üç büyüklerin aleyhine düdük çalamadı, çalmaya cesaret edemedi. Çalma gafletinde bulunan aforoz edildi. Elbette bu yanlıştı. Gönül isterdi ki, her şey adil, her şey hakça olsun. Hayır, maalesef olmadı. Üç büyükler ne diyorsa o oldu. Üç büyüklere rağmen hiçbir şey olmadı.

Gel zaman, git zaman, gün geldi, devran döndü. Zamanın ruhu değişti. Üç büyükler, Türk futbolunun patronu olmaktan çıktı, neredeyse figüran konumuna döndü. Şunu kabul edelim, özellikle bu son TFF döneminde bölgecilik-hemşehrilik-yandaşlık-sadakat-gücün egemenliği zirve yaptı. TFF Yönetimi'nde ve her kurulunda bölgecilik-hemşehrilik egemen oldu. Kararlar hakça değil, hesaplara-kitaplara-çıkarlara göre alındı. Futbolun eşitlik duygusu yerle bir oldu.

Bu ayrımcılığı herkes gördü, ama kimse sesini çıkaramadı. Konuşamadı, yazamadı. Medya sessiz bir sansür uyguladı. Herkes, "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" dedi.

50 yıllık gazeteciyim. Kimseden çekincem yok, organik bir bağım yok, bir çıkarım yok, gizli bir ajandam yok. Açıkça yazıyorum. Türkiye'de futbol tarafsız yönetilmiyor. Türk futbolu tarihinin en kötü, en taraflı TFF'si tarafından yönetiliyor.

Haziran ayında bir yıl süreli Futbol Federasyonu seçimi var. Eğer, bu seçimde "Nasıl olsa bir yıllık seçim, sonrasına bakarız" denirse geçmiş olsun. Türkiye'nin çok acil, tarafsız, özgür, hemşehrilik-bölgecilik önceliğinden uzak, siyasetin atamalarından arınmış bir TFF Yönetimi'ne ve kurullarına ihtiyacı var.

Kulüpler, haziran ayında yapılacak seçimde, güce boyun eğmeyen, bölgecilik-hemşehrilik yapmayan, aidiyet duygusu ile bağlı olduğu camiaların askeri olmayan, kaliteli ve güçlü isimlerden kurulu bir yönetim kurulu seçmezse, sadakatten uzak, liyakati esas alan Hukuk Kurulu, Disiplin Kurulu, Tahkim Kurulu oluşturmazsa geçmiş olsun.

Haziran seçimi son çıkış... Bu son çıkışı kaçırırsanız, dönüşü olmayan bir yola girerseniz. Sayın başkanlar; tarihi bir sorumluluk sizleri bekliyor. Ya başarırsınız ya da maalesef lanetle anılırsınız. On milyonları çok çok aşan futbol ailesi, adil bir yönetim, hakça bir yarış istiyor, bekliyor ve öfkeden burnundan soluyor. Bıçak kemiğe dayandı, hatta kırdı geçti. Türk futbolu topallama dönemini geride bıraktı, sürünüyor. Son çıkış kaçtı mı geçmiş olsun... Futbolu gömer, üstüne toprağını atarız.