<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kamudanhaber İnternet Sitesi</title>
    <link>https://www.kamudanhaber.net</link>
    <description>Memurlar, kamu personeli ve öğretmenler hakkında son dakika haberlerini takip edin.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.kamudanhaber.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 17 Jul 2026 09:15:37 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[D vitamini uzun yaşam için kritik! Güneş gözlüğü yerine şapka kullanın]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/d-vitamini-uzun-yasam-icin-kritik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/d-vitamini-uzun-yasam-icin-kritik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biyokimya Uzmanı Dr. Ayşegül Çoruhlu, D vitamini düzeyinin bağışıklık, alerji, otoimmün hastalıklar ve uzun yaşam açısından önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Biyokimya Uzmanı Dr. Ayşegül Çoruhlu</strong>, sağlıklı uzun yaşam olarak bilinen <strong>longevity</strong> yaklaşımında <strong>D vitamini</strong> düzeyinin kritik başlıklardan biri olduğunu belirtti. Çoruhlu, D vitamini değerinin yüksek olmasının, herhangi bir sebepten ölüm ve hastalanmaya yatkınlık anlamına gelen <strong>all-cause mortality</strong> üzerinde önemli etkisi bulunduğunu ifade etti.</p><p>SÖZCÜ TV’de <strong>Simge Fıstıkoğlu’nun</strong> sorularını yanıtlayan Çoruhlu, D vitamini eksikliğiyle başa çıkma yollarını anlattı. Çoruhlu, takviye kullanımında yalnızca “D vitamini alıyorum” demenin yeterli olmadığını, alınan formun, dozun ve emilimin de önem taşıdığını vurguladı.</p><p><img src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/07/s2ayseful1jpg-ejse-f-d-yu-q0u-n4-u6o-n9-x-vg.jpg"></p><h2>D vitamini neden önemli?</h2><p>Dr. Çoruhlu, sağlıklı uzun yaşam söz konusu olduğunda uzmanların en çok dikkat çektiği kan değerlerinden birinin <strong>D vitamini</strong> olduğunu söyledi.</p><p>Çoruhlu, üst düzey hekim ve araştırmacılara uzun yaşam için en önemli destek ya da kan değeri sorulduğunda, birçok uzmanın D vitamini düzeyinin yüksek olmasına işaret edeceğini belirtti. Bu değerin, herhangi bir sebepten ölüm ve hastalanma yatkınlığını yaklaşık <strong>yüzde 40</strong> oranında etkileyebileceğini ifade etti.</p><h2>“D vitamini her gün bir tane” demek yeterli mi?</h2><p>D vitamini kullanımında en sık yapılan hatalardan birinin, takviyeyi standart ve tek tip bir ürün gibi değerlendirmek olduğu belirtildi. Çoruhlu, “Her gün bir tane D vitamini” yaklaşımının tek başına doğru kullanım anlamına gelmediğini söyledi.</p><p>Takviyenin hangi formda alındığı, ne kadar doz içerdiği, nasıl kullanıldığı ve vücutta ne ölçüde emildiği gibi başlıkların bilinmesi gerektiğini kaydetti.</p><h2>Güneş almak her zaman yeterli olmayabilir</h2><p>D vitamininin güneş yoluyla alınabileceği bilinse de Çoruhlu, bunun herkes için yeterli olmayabileceğine dikkat çekti. Genetik özellikler, yaşam tarzı, cilt yapısı, güneşe çıkma süresi ve emilim sorunları gibi birçok faktörün D vitamini düzeyini etkileyebileceğini söyledi.</p><p>Çoruhlu, yaz boyunca güneşlenmesine rağmen sonbahar kontrollerinde D vitamini değerinin düşük çıktığını söyleyen çok sayıda kişi olduğunu belirtti. Bu nedenle “Nasıl olsa güneş var” düşüncesiyle eksikliğin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p><h2>Güneş alerjisi olanlar ne yapmalı?</h2><p>Çoruhlu, güneş alerjisi yaşayan kişilerin D vitamini konusunda daha dikkatli olması gerektiğini belirtti. Güneşte kızarma, kaşıntı ve tahriş yaşayan kişilerin, D vitamini desteğini doktor kontrolünde değerlendirmesi gerektiğini söyledi.</p><p>Özellikle öğle saatlerinde dik açıyla gelen güneşe maruz kalmanın herkes için uygun olmayabileceğini ifade eden Çoruhlu, güneş alerjisi yaşayan kişilerin sabah ve akşam saatlerinde daha kontrollü şekilde güneşten yararlanabileceğini kaydetti.</p><h2>D vitamini değeri kaç olmalı?</h2><p>D vitamini düzeyinin hangi aralıkta olması gerektiği konusunda nihai değerlendirmenin hekimler tarafından yapılması gerektiğini belirten Çoruhlu, bu konuda özellikle <strong>endokrinoloji uzmanlarına</strong> işaret etti.</p><p>Genel bir çerçeve çizerek <strong>50’nin üzerindeki</strong> değerlerin daha iyi kabul edilebileceğini, <strong>80 civarının</strong> ise kendisine göre ideal değerlere yakın olduğunu söyledi. Ancak bu değerlendirmenin kişisel sağlık durumuna göre değişebileceğini ve tıbbi tavsiye yerine geçmeyeceğini vurguladı.</p><h2>Otoimmün hastalık ve alerjide D vitamini</h2><p>Çoruhlu, otoimmün hastalığı olan kişilerin D vitamini düzeylerini yakından takip etmesi gerektiğini belirtti. Tiroit hastalıkları, sedef, egzama, ülseratif kolit gibi bağışıklık sistemiyle ilişkili rahatsızlıklarda D vitamininin önemine dikkat çekti.</p><p>Alerji eğilimi olan kişilerde de D vitamininin bağışıklık sistemi dengesi açısından etkili olabileceğini ifade etti. Bahar aylarında hapşırma, burun akıntısı ve alerjik şikayetleri artan kişilerin D vitamini eksikliği yönünden değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.</p><h2>Yazın iyi hissedip kışın kötüleşenler dikkat</h2><p>Dr. Çoruhlu, bazı kişilerin yaz aylarında kendini daha iyi hissetmesine dikkat çekti. Özellikle Ege veya Akdeniz gibi güneşli bölgelere gidildiğinde ağrı, alerji, ruh hali düşüklüğü ya da otoimmün şikayetlerde azalma yaşayan kişilerin, kış aylarında D vitamini düzeyini kontrol ettirmesi gerektiğini söyledi.</p><p>Bu durumun, güneş ve D vitamini ilişkisini değerlendirmek açısından önemli bir işaret olabileceğini belirtti.</p><h2>Karaciğer yağlanması emilimi zorlaştırabilir</h2><p>D vitamininin vücutta işlenmesinde <strong>karaciğerin</strong> önemli rolü bulunuyor. Çoruhlu, karaciğer yağlanması ve fazla kilonun, klasik yağda eriyen D3 formlarının vücutta aktif hale getirilmesini zorlaştırabileceğini söyledi.</p><p>Karaciğerin yağlanma, toksin yükü ve metabolik sorunlarla uğraşırken D vitaminini dönüştürme kapasitesinin etkilenebileceğini ifade etti. Bu nedenle kilolu kişilerde ve karaciğer yağlanması bulunanlarda D vitamini düzeyinin daha dikkatli takip edilmesi gerektiğini belirtti.</p><h2>D vitamini nasıl alınmalı?</h2><p>D vitamini takviyelerinin önemli bir bölümünün <strong>yağda eriyen</strong> formda olduğunu belirten Çoruhlu, bu nedenle klasik D3 formlarının genellikle yağlı yemeklerle birlikte alınmasının önerildiğini söyledi.</p><p>Ancak yağ emilim sorunu, safra problemleri, bağırsak sorunları, ishal, pankreas enzimi yetersizliği gibi durumlarda bu emilimin düşebileceğini kaydetti. Bu nedenle kişinin kullandığı D vitamini formunu ve emilim durumunu doktoruna danışmasının önemli olduğunu ifade etti.</p><h3>Suda eriyen formlar ne anlama geliyor?</h3><p>Çoruhlu, yeni nesil bazı D vitamini formlarının “suda eriyen” ya da karaciğere uğramadan kullanılabilen formlar olarak öne çıktığını belirtti. Bu tür formların, yağ emilim sorunu bulunan kişiler için farklı bir seçenek olarak değerlendirilebileceğini söyledi.</p><p>Klasik D3 takviyelerinin emilim oranının kişiden kişiye değişebileceğini belirten Çoruhlu, bağırsak ve emilim sorunlarında etkinliğin düşebileceğini ifade etti. Bu nedenle takviye seçiminde yalnızca dozun değil, formun da dikkate alınması gerektiğini vurguladı.</p><h2>Güneşe çıkmamak da risk oluşturabilir</h2><p>Çoruhlu, güneşten tamamen kaçınmanın da bazı dezavantajları olabileceğini söyledi. Güneşe çıkarken saat, süre, cilt yapısı ve korunma yöntemlerinin dengeli değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Öğle saatlerindeki yoğun güneş yerine, sabah saatleri ve akşamüstü güneşinin de vücut için anlamlı olabileceğini ifade etti. Cilt sağlığı açısından risk taşıyan kişilerin ise güneşlenme planını mutlaka hekim önerisiyle belirlemesi gerektiğini kaydetti.</p><h2>Güneş gözlüğü ve ışık dengesi uyarısı</h2><p>Çoruhlu, güneşe karşı şapka kullanımını desteklediğini ancak sürekli koyu güneş gözlüğü kullanımının vücudun ışık algısını etkileyebileceğini söyledi.</p><p>Göz ve cildin gün ışığına birlikte uyum sağladığını belirten Çoruhlu, gölgede ve kontrollü şekilde güneş gözlüğü olmadan zaman geçirmenin bazı kişilerde ışık algısı açısından faydalı olabileceğini ifade etti. Ancak bu başlığın da kişisel göz sağlığına göre değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.</p><h2>Yaz tatiline rağmen D vitamini düşükse ne yapılmalı?</h2><p>Yaz aylarında güneşe çıkmasına rağmen eylül veya ekim aylarında yapılan kontrollerde D vitamini değeri düşük çıkan kişilerin destek ihtiyacını gözden geçirmesi gerektiği belirtildi.</p><p>Çoruhlu, D vitamini değeri <strong>40 seviyesini geçmeyen</strong>, otoimmün hastalığı bulunan, alerjik şikayetleri olan veya yazın bile ruh hali düşük seyreden kişilerin doktor kontrolünde D vitamini desteğini değerlendirmesi gerektiğini söyledi.</p><h2>Uzman kontrolü önemli</h2><p>D vitamini, bağışıklık sistemi, kemik sağlığı, ruh hali, otoimmün hastalıklar ve uzun yaşam hedefleri açısından önemli bir başlık olarak öne çıkıyor. Ancak takviye kullanımı kişisel kan değerleri, sağlık geçmişi, kilo, karaciğer durumu ve emilim sorunlarına göre değişebiliyor.</p><p>Bu nedenle D vitamini desteği almadan önce kan değerlerinin ölçülmesi ve dozun hekim kontrolünde belirlenmesi önem taşıyor.</p><p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/d-vitamini-uzun-yasam-icin-kritik</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2026/07/gozluk-vitaminjpg-7c9-e-ja-a8-n-u6-d-bo-h38-f-ot0-q.jpg" type="image/jpeg" length="42156"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[120 bin liralık HealthTürkiye portalı üyelik bedeline sert tepki]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/120-bin-liralik-healthturkiye-portali-uyelik-bedeline-sert-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/120-bin-liralik-healthturkiye-portali-uyelik-bedeline-sert-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık turizmi kapsamında yabancı hasta kabul etmek isteyen sağlık tesislerine zorunlu tutulan HealthTürkiye Portalı'nın yıllık 120 bin TL'lik üyelik ücreti hukuki tartışmalara yol açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik</strong> hükümleri uyarınca muayenehane, poliklinik ve hastanelerin <strong>HealthTürkiye Portalı</strong>'na kayıt olması zorunlu kılındı. Ancak <strong>26 Nisan 2025</strong> tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ilgili yönetmelikte portala kayıt zorunluluğu açıkça düzenlenmesine rağmen, üyelik karşılığında alınacak ücrete dair herhangi bir hükme yer verilmedi. Uygulamada yıllık <strong>120 bin TL</strong> seviyesine ulaşan bu bedelin yasal mevzuatta yer almaması, başta tabip odaları olmak üzere hekim örgütlerinin tepkisini çekti.</p><p>Süreç, <strong>Uluslararası Sağlık Turizmi Yetki Belgesi</strong> alabilmenin ön şartı sayıldığı için tek hekimli muayenehaneler dahil tüm sağlık kuruluşlarını doğrudan etkiliyor.</p><h2>Portal bedeli yönetmelikte düzenlenmeden sözleşmeyle tahsil ediliyor</h2><p>Mevzuat analizlerine göre, <strong>Sağlık Bakanlığı</strong> iştiraki olan <strong>Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş.</strong> (<strong>USHAŞ</strong>) tarafından işletilen portalın ücret politikası iki farklı hukuki zemine dayandırılıyor. İlk olarak USHAŞ'ın kendi kuruluş kanunundan doğan hizmet sunma ve gelir elde etme yetkisi öne sürülürken, ikinci olarak kurumlara imzalatılan <strong>HealthTürkiye Portal Kayıt Sözleşmesi</strong> adres gösteriliyor.</p><p>Hukukçular ve sektörel denetçiler, kamusal bir zorunluluktan doğan kayıt işleminin idari bedel tarifesine ilişkin şu çelişkilere dikkat çekiyor:</p><ul><li><p>Portala kayıt ve veri entegrasyonu zorunluluğu kamusal bir nitelik taşıyan yönetmeliğe dayanıyor,</p></li><li><p>Yıllık ücret tahsilatı ise yönetmelikte maddesel karşılığı olmadan, tarafların özel hukuk sözleşmesine dayandırılıyor,</p></li><li><p>Eleştiri sahipleri, üyeliğin zorunlu olduğu bir sistemde "sözleşme serbestisi" ilkesinin uygulanamayacağını savunuyor.</p></li></ul><p><strong>2025</strong> yılında bir aylık brüt asgari ücret olan <strong>26.005 TL</strong> seviyesinde tutulan bu hizmet bedelinin, <strong>2026</strong> yılı itibarıyla 120 bin TL'ye yükseltilmesi mali yükü artırdı.</p><h2>Kırk uzmanlık derneği ve tabip odaları meydanlarda protesto etti</h2><p>Mali yüklerin artması üzerine <strong>Türk Tabipleri Birliği</strong> (<strong>TTB</strong>), <strong>İstanbul Tabip Odası</strong>, <strong>İstanbul Dişhekimleri Odası</strong> ve 40 uzmanlık derneği ortak hareket etme kararı aldı. <strong>22 Şubat 2026</strong> tarihinde <strong>Kadıköy İskele Meydanı</strong>'nda kitlesel bir protesto gösterisi düzenleyen sağlık profesyonelleri, bütçe üzerindeki baskıları dile getirdi.</p><p>Yapılan ortak basın açıklamasında, yabancı hasta tedavi etmek isteyen hekimlerin diplomaları ve uzmanlık belgeleri olmasına rağmen USHAŞ'a yüksek ödemeler yapmaya zorlanması eleştirildi.</p><h3>Ruhsat harçlarının yıllık periyoda bağlanması serbest hekimliği zorlaştırıyor</h3><p>Hekim örgütleri, sağlık sektöründeki finansal zorlukların sadece HealthTürkiye üyelik bedeliyle sınırlı kalmadığının altını çizdi. <strong>1 Ocak 2026</strong> tarihi itibarıyla yürürlüğe giren yeni mali düzenlemeyle birlikte, geçmişte yalnızca açılış esnasında bir defaya mahsus alınan ruhsat ve uygunluk belgesi harçları her yıl ödenen sürekli bir vergi kalemine dönüştürüldü.</p><p>Güncel düzenleme kapsamında hekimlerin karşı karşıya kaldığı ek yıllık harç tarifeleri şöyle kaydedildi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><ul><li><p>Tek hekimli serbest muayenehaneler için yıllık sabit <strong>40 bin TL</strong> harç bedeli getirildi,</p></li><li><p>Poliklinik ve tıp merkezleri için ise kapasitelerine göre <strong>60 bin TL ile 100 bin TL</strong> arasında değişen tutarlar belirlendi.</p></li></ul><p>Söz konusu tüm bu harçların her yıl yeniden değerleme oranında artırılacak olması, muayenehane harcamalarını yükseltti. Kurullar, art arda gelen bu mali yüklerin serbest hekimlik modelini fiilen sürdürülemez hale getirdiğini savunarak yasal düzenlemelerin revize edilmesini talep ediyor.</p><p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/120-bin-liralik-healthturkiye-portali-uyelik-bedeline-sert-tepki</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2025/12/doktor-8.webp" type="image/jpeg" length="93950"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuk doktoru kadroları boş kaldı: Prof. Dr. Özgür Kasapçopur gelecekteki tehlikeyi açıkladı]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/cocuk-doktoru-kadrolari-bos-kaldi-prof-dr-ozgur-kasapcopur-gelecekteki-tehlikeyi-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/cocuk-doktoru-kadrolari-bos-kaldi-prof-dr-ozgur-kasapcopur-gelecekteki-tehlikeyi-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tıpta Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı yerleştirme sonuçlarına göre çocuk yoğun bakım kadrolarının %96'sı, yenidoğan branşının ise %91'i boş kaldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi</strong> (<strong>ÖSYM</strong>) tarafından gerçekleştirilen <strong>2026-Tıpta Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı</strong> (<strong>2026-YDUS</strong>) yerleştirme sonuçları, çocuk sağlığı ve hastalıkları branşının kritik alt dallarında ciddi bir kontenjan krizini ortaya koydu. Yüksek risk barındıran ve ağır çalışma şartlarına sahip olan çocuk yan dal kadrolarının çok büyük bir kısmı uzman hekimler tarafından tercih edilmedi.</p><p>Açıklanan resmi verilere göre, <strong>118</strong> doktor için kontenjan açılan çocuk yoğun bakım branşını yalnızca <strong>5</strong> uzman hekim tercih etti; böylece bu kritik daldaki boşluk oranı <strong>%96</strong> olarak kayıtlara geçti. Benzer şekilde hayati öneme sahip olan yenidoğan (neonatoloji) branşı için ilan edilen <strong>250</strong> doktorluk kadronun ise sadece <strong>%9</strong>'u dolabildi.</p><p><img src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/07/cocuk-doktoru-3.webp"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Çocuk kanser ve acil servis birimleri de alarm veriyor</h2><p>Sınav sonuçlarındaki düşüş eğilimi, pediatri grubunun diğer hayati alt branşlarında da kendisini gösterdi. Zorlu tedavi süreçleriyle bilinen çocuk hematolojisi kadrolarında doluluk oranı <strong>%15</strong> seviyesinde kalırken, acil müdahale zincirinin ilk halkası olan çocuk acil branşında ise ancak <strong>%16</strong>'lık bir doluluk oranına ulaşılabildi.</p><p>Gelişen bu tablonun yakın gelecekte ciddi bir hekim açığı yaratacağına dikkat çeken <strong>Türk Pediatri Kurumu</strong> Başkanı <strong>Prof. Dr. Özgür Kasapçopur</strong>, mevcut durumu akut bir halk sağlığı sorunu olarak nitelendirdi. Gelecekte yoğun bakım veya özel tedavi ihtiyacı olan çocukların hekim bulmakta zorlanacağını dile getiren Kasapçopur, önlem alınmazsa <strong>5</strong> yıl sonra çocuk kardiyoloğu, hematoloğu ve yenidoğan hekimi eksikliğinin çok daha ağır hissedileceğini vurguladı.</p><p><img src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/07/cocuk-doktoru-2.webp"></p><h2>Uzman hekim yetişme süreci on yedi yılı buluyor</h2><p>Hekimlerin bu kritik branşları tercih etmeme gerekçeleri incelendiğinde, mesleki riskler ve uzun eğitim süreleri ön plana çıkıyor. Türkiye'deki mevcut sisteme göre, tıp fakültesi eğitiminin ardından uzmanlık ve yan dal süreçleri, zorunlu hizmet yükümlülükleriyle birleştiğinde bir yan dal uzmanının yetişmesi tam <strong>17</strong> yıl sürüyor.</p><p>Uzun eğitim maratonunun yanı sıra tırmanışa geçen <strong>sağlıkta şiddet</strong> vakaları, yüksek tazminat riskleri barındıran <strong>malpraktis</strong> davaları ve tekrarlayan mecburi hizmet süreçleri doktorların bu alanlardan uzaklaşmasına neden oluyor. Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, çocuk kanser uzmanı olan bir hekimin meslek hayatı boyunca <strong>3</strong> kez zorunlu hizmete gitmek durumunda kaldığını aktardı.</p><p><img src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/07/cocuk-doktoru-4.webp"></p><h3>Kritik branşlar için katsayı ve çalışma şartları düzenlemesi isteniyor</h3><p>Pediatri uzmanları, yan dal eğitimi alan hekimlerin ana dalda hasta bakma haklarının kısıtlanmasının da ekonomik ve operasyonel bir dezavantaj yarattığının altını çiziyor. Bu yapısal sorunun aşılması adına, kritik ve yüksek riskli dallarda görev yapan uzman hekimler için farklı bir maaş ve teşvik katsayısının devreye alınması gerektiği savunuluyor.</p><p>Sağlık bürokrasisinin ve ilgili bakanlıkların, çocuk sağlığında gelecekte yaşanabilecek uzman krizini önlemek adına yakın dönemde yeni bir çalışma ve ücretlendirme modeli üzerinde durması bekleniyor.</p><p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/cocuk-doktoru-kadrolari-bos-kaldi-prof-dr-ozgur-kasapcopur-gelecekteki-tehlikeyi-acikladi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2026/07/cocuk-doktoru-1.webp" type="image/jpeg" length="63426"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evde sağlıkta yeni dönem: Bakıma muhtaç hastalara 7/24 hizmet verilecek]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/saglikta-reform-bakima-muhtac-hastalara-724-hizmet-verilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/saglikta-reform-bakima-muhtac-hastalara-724-hizmet-verilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni yönetmelikle, bakıma muhtaç ve yatalak hastalar için evde sağlık ve palyatif bakım hizmetleri 7/24 kesintisiz hale getirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Bakanlığı</strong> tarafından hazırlanan yeni sağlık yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. <strong>Sosyal Güvenlik Kurumu</strong> (<strong>SGK</strong>) Başuzmanı <strong>İsa Karakaş</strong>'ın detaylarını paylaştığı yeni düzenleme, evde bakıma muhtaç yatalak hastalar ile hasta yakınlarının hayatını kolaylaştıracak köklü reformlar içeriyor. Düzenleme kapsamında, evde sağlık ve palyatif (yaşam sonu hafifletici) bakım hizmetleri vardiya sistemine geçirilerek hafta sonu, resmi tatil ve gece yarısı dahil olmak üzere <strong>7/24 kesintisiz</strong> sunulacak.</p><p><img src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/06/screenshot-2026-06-29-at-09-vj7x.webp"></p><p>Yeni dönemin en dikkat çeken unsurlarından biri olan akıllı tele-sağlık uygulamasıyla, görüntülü muayene ve uzaktan takip sistemleri resmen devreye alındı. Hastaların tansiyon ve şeker gibi yaşamsal verileri dijital sistemler üzerinden uzaktan izlenecek, sağlık ekipleri sadece ani ihtiyaç durumlarında veya fiziki müdahale gerektiğinde eve ziyarette bulunacak.</p><p><img src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/06/screenshot-2026-06-29-at-09-mo7s.webp"></p><h2>Rapor ve reçete yenilemek için hastaneye gitme şartı kalktı</h2><p>Kronik rahatsızlığı bulunan yatalak hastaların ve yakınlarının en büyük sorunlarından biri olan heyet raporu ile reçete yenileme prosedürleri de kolaylaştırıldı. Öngörülen belirli şartların taşınması halinde, hastaların hasta altı bezi, tıbbi mama, alt temizleme malzemeleri veya sürekli kullandıkları kronik ilaçların raporlarını yenilemek için hastaneye taşınma zorunluluğu sona erdi.</p><p>Yeni sisteme göre, evde sağlık hizmeti sunan hekim hastayı ev ortamında yerinde inceleyerek dijital onay verecek ve tüm rapor yenileme işlemleri doğrudan evde tamamlanacak.</p><p><img src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/06/screenshot-2026-06-29-at-09-pzto.webp"></p><h3>Palyatif bakım hizmeti ilçe sağlık müdürlüklerine indirildi</h3><p>Ağır hastalıkların son evresinde olan ve yoğun bakıma ihtiyaç duyan hastalar için sunulan palyatif bakım hizmetlerinin kapsamı genişletilerek yerelleştirildi. Bu hizmetin <strong>ilçe sağlık müdürlükleri</strong> seviyesine kadar indirildiği ve kurulan Evde Palyatif Bakım Ekiplerinin, hastaların ağrılarını dindirmek ve yaşam kalitelerini artırmak adına doğrudan evlerinde hizmet vereceği aktarıldı.</p><p><img src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/06/screenshot-2026-06-29-at-09-uckf.webp"></p><h3>Evlerde çok disiplinli sağlık ordusu görev yapacak</h3><p>Evde bakım süreçlerinde sadece tek bir sağlık görevlisinin değil, hastanın durumuna ve ihtiyacına göre şekillenen çok disiplinli bir uzman kadrosunun görev alacağı bildirildi. Soruşturma ve tedavi programı kapsamında, yatağa bağımlı hastaların durumuna göre ekiplere <strong>fizyoterapist</strong>, <strong>diyetisyen</strong> ve <strong>manevi destek uzmanları</strong> dahil edilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İmkanlar dahilinde, yatağa bağımlı olan vatandaşların hakkı olan fizik tedavi uygulamalarının da doğrudan hastaların kendi evlerinde yapılmasına olanak sağlanacak. Yasal altyapısı tamamlanan bu uygulamaların sahada pürüzsüz işlemesi için gerekli koordinasyon çalışmalarının sürdüğü ifade edildi.</p><p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/saglikta-reform-bakima-muhtac-hastalara-724-hizmet-verilecek</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2026/06/doktor-maaslari-2021-xcqb-cover-i-l-f5-cover.webp" type="image/jpeg" length="47597"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Işıkhan duyurdu: 32 ilaç aha SGK geri ödeme listesinde]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/bakan-isikhan-duyurdu-32-ilac-aha-sgk-geri-odeme-listesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/bakan-isikhan-duyurdu-32-ilac-aha-sgk-geri-odeme-listesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 32 ilacın daha SGK geri ödeme listesine alındığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan</strong>, <strong>Sosyal Güvenlik Kurumu</strong> aracılığıyla <strong>32 ilacın</strong> daha geri ödeme listesine dahil edildiğini bildirdi.</p><p>Bakan <strong>Işıkhan</strong>, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, yeni düzenlemeyle vatandaşların tedavi imkanlarına erişiminin kolaylaştırıldığını belirtti.</p><p>Açıklamada, geri ödeme listesine alınan ilaçların önemli bir bölümünün yerli üretim olduğuna dikkat çekildi.</p><h2>21 ilaç yerli üretim olarak açıklandı</h2><p>Bakan <strong>Vedat Işıkhan</strong>, listeye alınan <strong>32 ilacın 21’inin yerli üretim</strong> olduğunu duyurdu.</p><p>Işıkhan, bu ilaçlarla sağlık alanında <strong>yerli ve milli kapasitenin</strong> güçlendirildiğini ifade etti.</p><p>Açıklamada, söz konusu düzenlemenin hastaların tedavi süreçlerine katkı sağlamasının hedeflendiği kaydedildi.</p><h3>Vatandaşların tedaviye erişimi kolaylaşacak</h3><p><strong>SGK geri ödeme listesine</strong> eklenen ilaçlarla birlikte, hastaların bazı tedavilere erişiminde mali yükün azaltılması amaçlanıyor.</p><p>Bakan <strong>Işıkhan</strong>, açıklamasında ilaçların hastalara şifa olmasını temenni ettiğini belirterek, vatandaşlara sağlıklı bir ömür diledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Geri ödeme listesi sağlık harcamalarında önemli rol oynuyor</h2><p><strong>Sosyal Güvenlik Kurumu</strong>, geri ödeme listesi aracılığıyla belirli ilaçların bedelini mevzuat kapsamında karşılıyor.</p><p>Listeye yeni ilaçların eklenmesi, özellikle düzenli tedavi gören hastalar açısından önem taşıyor.</p><p>Son düzenlemeyle birlikte <strong>32 ilaç</strong> daha geri ödeme kapsamına alınırken, Bakanlık tarafından ilaçların hangi tedavi alanlarında kullanılacağına ilişkin ayrıntılı liste paylaşılmadı.</p><p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/bakan-isikhan-duyurdu-32-ilac-aha-sgk-geri-odeme-listesinde</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 10:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2026/04/ilac676jpg-al3-n-c8-a-m-k0-k-u-to-sqmiw4i-q.webp" type="image/jpeg" length="10205"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’nin sağlık karnesi açıklandı: Veriler alarm verdi]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/turkiyenin-saglik-karnesi-belli-oldu-veriler-alarm-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/turkiyenin-saglik-karnesi-belli-oldu-veriler-alarm-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in 2025 Türkiye Sağlık Araştırması’na göre obezite ve tütün kullanımı artarken, fiziksel hareketsizlik yüksek seviyesini korudu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye İstatistik Kurumu</strong> (<strong>TÜİK</strong>), <strong>2025 Türkiye Sağlık Araştırması</strong> sonuçlarını yayımladı. Veriler, Türkiye’de <strong>obezite</strong>, <strong>tütün kullanımı</strong> ve <strong>fiziksel hareketsizlik</strong> başlıklarında dikkat çeken bir tablo ortaya koydu.</p><p>Araştırmaya göre <strong>15 yaş ve üzeri</strong> bireylerde obezite oranı artarken, her gün tütün mamulü kullananların oranı da yükseldi. En yaygın sağlık sorunları arasında ise bel bölgesi rahatsızlıkları, hipertansiyon ve boyun bölgesi problemleri yer aldı.</p><h2>Obez bireylerin oranı yüzde 21,8 oldu</h2><p>TÜİK verilerine göre Türkiye’de <strong>15 yaş ve üzeri obez bireylerin oranı</strong>, son 3 yılda <strong>yüzde 20,2</strong>den <strong>yüzde 21,8</strong>e yükseldi.</p><p>Cinsiyete göre bakıldığında, kadınların <strong>yüzde 24,8</strong>inin obez, <strong>yüzde 32,2</strong>sinin obez öncesi grupta yer aldığı görüldü. Erkeklerde ise obezite oranı <strong>yüzde 18,7</strong>, obez öncesi oranı <strong>yüzde 43,1</strong> olarak kayıtlara geçti.</p><h2>Fiziksel hareketsizlik yüksek seviyede</h2><p>Araştırma, fiziksel aktivite oranlarında da dikkat çeken sonuçlar ortaya koydu. Fiziksel aktivitesi olmayan erkeklerin oranı <strong>2022</strong> yılında <strong>yüzde 85,3</strong> iken, <strong>2025</strong>te <strong>yüzde 83,5</strong> oldu.</p><p>Kadınlarda ise bu oran <strong>yüzde 92,7</strong>den <strong>yüzde 89,7</strong>ye geriledi. Buna rağmen fiziksel hareketsizlik, toplum sağlığı açısından en önemli başlıklardan biri olmayı sürdürdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Haftalık egzersiz oranı düşük kaldı</h2><p><strong>Dünya Sağlık Örgütü</strong>, yetişkinler için haftada en az <strong>150 dakika</strong> fiziksel aktivite öneriyor. TÜİK verilerine göre haftada <strong>150-300 dakika</strong> arası fiziksel aktivite yapanların oranı erkeklerde <strong>yüzde 4,1</strong>, kadınlarda ise <strong>yüzde 2,7</strong> oldu.</p><p>Bu oranlar, düzenli fiziksel aktivitenin toplum genelinde sınırlı kaldığını gösterdi.</p><h2>Merdiven çıkmakta zorlananların oranı yüzde 6</h2><p>Araştırmada günlük yaşamı etkileyen sağlık sorunları da incelendi. Merdiven inip çıkmada zorluk yaşayanların oranı toplamda <strong>yüzde 6</strong> olarak belirlendi.</p><p>Bu oran kadınlarda <strong>yüzde 8,3</strong>, erkeklerde ise <strong>yüzde 3,7</strong> oldu. Öğrenme veya hatırlamada zorluk yaşayanların oranı kadınlarda <strong>yüzde 5,4</strong>, erkeklerde <strong>yüzde 2,8</strong> olarak kaydedildi.</p><h2>Çocuklarda en yaygın hastalık solunum yolu enfeksiyonu</h2><p>Çocuklarda son <strong>6 ay</strong> içinde görülen hastalıklar incelendiğinde, <strong>0-6 yaş</strong> grubunda en yaygın hastalık <strong>yüzde 28,5</strong> ile üst solunum yolu enfeksiyonu oldu.</p><p>Bu yaş grubunda üst solunum yolu enfeksiyonunu <strong>yüzde 24</strong> ile ishal, <strong>yüzde 5,2</strong> ile alt solunum yolu enfeksiyonu izledi.</p><h2>7-14 yaş grubunda da ilk sıra değişmedi</h2><p><strong>7-14 yaş</strong> grubunda da en sık görülen hastalık <strong>yüzde 24,6</strong> ile üst solunum yolu enfeksiyonu oldu.</p><p>Bu grupta ikinci sırada <strong>yüzde 16,4</strong> ile ishal, üçüncü sırada ise <strong>yüzde 8,2</strong> ile ağız ve diş sağlığı sorunları yer aldı.</p><h2>15 yaş üstünde en yaygın sorun bel rahatsızlıkları</h2><p>Son <strong>12 ay</strong> içinde <strong>15 yaş ve üzeri</strong> bireylerde görülen hastalıklar incelendiğinde, bel bölgesi problemleri ilk sırada yer aldı.</p><p>Bel bölgesi problemleri <strong>2022</strong> yılında <strong>yüzde 24,6</strong> iken, <strong>2025</strong>te <strong>yüzde 24,3</strong> olarak kaydedildi. Bu sorunu <strong>yüzde 16,9</strong> ile hipertansiyon, <strong>yüzde 16,7</strong> ile boyun bölgesi problemleri takip etti.</p><h2>Şeker hastalığı ve kan lipidleri de listede</h2><p>Araştırmaya göre <strong>15 yaş ve üzeri</strong> bireylerde şeker hastalığı görülme oranı <strong>yüzde 11,9</strong> oldu.</p><p>Yüksek kan lipidleri ise <strong>yüzde 10,1</strong> ile en çok bildirilen sağlık sorunları arasında yer aldı. Veriler, kronik hastalıkların toplum sağlığı üzerindeki etkisini bir kez daha ortaya koydu.</p><h2>Her gün tütün kullananların oranı arttı</h2><p>TÜİK verilerine göre her gün tütün mamulü kullanan <strong>15 yaş ve üzeri</strong> bireylerin oranı <strong>2022</strong> yılında <strong>yüzde 28,3</strong> iken, <strong>2025</strong>te <strong>yüzde 30,1</strong>e yükseldi.</p><p>Erkeklerde her gün tütün kullanma oranı <strong>yüzde 42,9</strong>, kadınlarda ise <strong>yüzde 17,5</strong> olarak belirlendi.</p><h2>Tütün kullanmayanların oranı azaldı</h2><p>Tütün mamulü kullanmayan bireylerin oranında ise düşüş yaşandı. Bırakanlar ve hiç kullanmayanların toplam oranı <strong>2022</strong> yılında <strong>yüzde 68</strong> iken, <strong>2025</strong>te <strong>yüzde 66,8</strong>e geriledi.</p><p>Bu tablo, tütün kullanımındaki artışın sağlık verilerinde öne çıkan başlıklardan biri olduğunu gösterdi.</p><h2>Alkol kullananların oranı yüzde 12,6 oldu</h2><p>Son <strong>12 ay</strong> içinde alkol kullanan <strong>15 yaş ve üzeri</strong> bireylerin oranı <strong>2022</strong> yılında <strong>yüzde 12,1</strong> iken, <strong>2025</strong>te <strong>yüzde 12,6</strong>ya yükseldi.</p><p>Bu oran erkeklerde <strong>yüzde 18,7</strong>, kadınlarda ise <strong>yüzde 6,6</strong> olarak tespit edildi. Alkol kullanmayanların oranı ise <strong>yüzde 87,9</strong>dan <strong>yüzde 87,4</strong>e düştü.</p><h2>Mamografi oranı yükseldi</h2><p>Araştırmaya göre <strong>40 yaş ve üzeri</strong> kadınlarda son <strong>1 yıl</strong> içinde mamografi çektirenlerin oranı <strong>2022</strong>de <strong>yüzde 10,8</strong> iken, <strong>2025</strong>te <strong>yüzde 16,7</strong>ye çıktı.</p><p>Buna karşın <strong>40 yaş ve üzeri</strong> kadınların <strong>yüzde 42,4</strong>ünün hiç mamografi çektirmediği belirlendi.</p><h2>Kadınların yüzde 59’u hiç smear testi yaptırmadı</h2><p><strong>15 yaş ve üzeri</strong> kadınlarda son <strong>1 yıl</strong> içinde smear testi yaptıranların oranı <strong>2022</strong>de <strong>yüzde 7,2</strong> iken, <strong>2025</strong>te <strong>yüzde 11,8</strong> oldu.</p><p>Ancak aynı yaş grubundaki kadınların <strong>yüzde 59</strong>unun hiç smear testi yaptırmadığı açıklandı.</p><h2>Veriler sağlık alışkanlıklarındaki riski gösterdi</h2><p>TÜİK’in <strong>2025 Türkiye Sağlık Araştırması</strong>, toplum sağlığı açısından önemli göstergeleri ortaya koydu. Obezite ve tütün kullanımındaki artış, fiziksel aktivite düzeyinin düşüklüğü ve kronik sağlık sorunlarının yaygınlığı dikkat çekti.</p><p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/turkiyenin-saglik-karnesi-belli-oldu-veriler-alarm-verdi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2026/06/turkiye-nin-saglik-karnesi-aciklandi-mevcut-tablo-alarm-veriyor.jpg" type="image/jpeg" length="42782"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni salgın alarmı büyüyor: 3 ülkeye giriş kısıtlaması geldi]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/yeni-salgin-alarmi-buyuyor-3-ulkeye-giris-kisitlamasi-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/yeni-salgin-alarmi-buyuyor-3-ulkeye-giris-kisitlamasi-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahreyn, Ebola riski nedeniyle Güney Sudan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Uganda’dan gelen yabancı yolculara 30 günlük giriş kısıtlaması getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde salgın hastalık risklerine yönelik endişeler artarken, <strong>Bahreyn</strong>den dikkat çeken bir sınır tedbiri geldi. <strong>Bahreyn Sivil Havacılık İdaresi</strong>, <strong>Ebola virüsü</strong>nün yayılma riskine karşı <strong>3 Afrika ülkesinden</strong> gelen yabancı yolcuların ülkeye girişini geçici olarak durdurdu.</p><p>Karar, <strong>Güney Sudan</strong>, <strong>Kongo Demokratik Cumhuriyeti</strong> ve <strong>Uganda</strong>dan yapılacak seyahatleri kapsıyor. Uygulamanın <strong>30 gün</strong> süreyle yürürlükte kalacağı bildirildi.</p><h2>Kısıtlama son 30 günü de kapsıyor</h2><p>Alınan karara göre, yalnızca bu ülkelerden doğrudan gelen yolcular değil, son <strong>30 gün</strong> içinde <strong>Güney Sudan</strong>, <strong>Kongo Demokratik Cumhuriyeti</strong> veya <strong>Uganda</strong>da bulunmuş yabancı vatandaşlar da Bahreyn’e giriş yapamayacak.</p><p>Bahreyn vatandaşı olan kişiler ise uygulamadan muaf tutulacak. Ancak bu kişilerin ülkeye girişlerinde sıkı sağlık kontrollerinden geçirileceği belirtildi.</p><p><img src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/05/nbgffgfgjpg-yxgd-za-n-l-x-ea-y8m44-i-2-v0w.webp"></p><h2>DSÖ uyarıları sonrası karar geldi</h2><p>Bahreyn yönetiminin kararında, <strong>Dünya Sağlık Örgütü</strong>nün Ebola virüsüne ilişkin güncel uyarıları ve bölgedeki epidemiyolojik gelişmeler etkili oldu.</p><p>Özellikle <strong>Kongo Demokratik Cumhuriyeti</strong> ve <strong>Uganda</strong>da vaka sayılarının yeniden artması, uluslararası seyahatlerde yeni tedbirlerin gündeme gelmesine neden oldu.</p><h2>Kongo ve Uganda’daki vakalar izleniyor</h2><p>Afrika’daki sağlık otoriteleri ve uluslararası kuruluşlar, bölgede görülen Ebola vakalarını yakından takip ediyor. <strong>Kongo Demokratik Cumhuriyeti</strong>nde çok sayıda vaka tespit edildiği, virüs nedeniyle can kayıplarının yaşandığı bildirildi.</p><p>Salgının sınır aşan yayılım riskine karşı bazı ülkeler, seyahat ve giriş prosedürlerini yeniden gözden geçirmeye başladı.</p><h2>Ebola virüsü neden tehlikeli?</h2><p><strong>Ebola virüsü</strong>, ilk kez <strong>1976 yılında</strong> tespit edildi. Virüs, özellikle Afrika kıtasında dönemsel salgınlara yol açması ve yüksek ölüm oranıyla biliniyor.</p><p>Ebola, enfekte kişilerin vücut sıvılarıyla temas yoluyla bulaşabiliyor. Bu nedenle sağlık otoriteleri, temas takibi, karantina, erken tanı ve sınır kontrollerinin salgının kontrol altına alınmasında kritik rol oynadığını belirtiyor.</p><h2>2014-2017 salgını hafızalarda</h2><p>Ebola’nın en yıkıcı dönemlerinden biri <strong>2014-2017</strong> yılları arasında Batı Afrika’da yaşandı. Bu süreç, virüsün en geniş çaplı ve en ölümcül salgın dalgalarından biri olarak kayıtlara geçti.</p><p>Uzmanlar, salgının tekrar yayılmaması için uluslararası uçuşlar, sınır geçişleri ve sağlık kontrollerinde alınan önlemlerin önemine dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Seyahat tedbirleri artabilir</h2><p>Bahreyn’in aldığı karar, Ebola riski nedeniyle atılan ilk somut seyahat adımlarından biri olarak değerlendiriliyor. Salgının seyrine göre başka ülkelerin de benzer sınır önlemleri uygulayabileceği belirtiliyor.</p><p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/yeni-salgin-alarmi-buyuyor-3-ulkeye-giris-kisitlamasi-geldi</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 09:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2026/05/920jpg-kq-bwcb-rff-e-gj-b-ha5umt-hfw.webp" type="image/jpeg" length="66312"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs yayılıyor: İspanya’dan da pozitif vaka açıklaması]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/hantavirusyayiliyor-ispanyadan-da-pozitif-vaka-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/hantavirusyayiliyor-ispanyadan-da-pozitif-vaka-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MV Hondius gemisinden tahliye edilen yolculardan birinde daha hantavirüs testi pozitif çıktı; İspanya, yolcunun semptomsuz olduğunu duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hantavirüs vakalarıyla gündeme gelen <strong>MV Hondius</strong> gemisinden tahliye edilen yolcuların sağlık kontrolleri devam ederken, bu kez <strong>İspanya</strong>dan pozitif vaka açıklaması geldi. <strong>Tenerife</strong> üzerinden <strong>Madrid’deki Gomez Ulla askeri hastanesine</strong> götürülen <strong>14 İspanyol yolcudan birinin</strong> testinin pozitif çıktığı bildirildi.</p>

<p>İspanya Sağlık Bakanlığı kaynaklarına dayandırılan bilgilere göre, test sonucu pozitif çıkan yolcunun şu an için herhangi bir semptom göstermediği ve genel sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Ön sonucu doğrulamak veya reddetmek için ikinci test yapılacağı kaydedildi.</p>

<h2>Pozitif yolcu özel birimde izole edildi</h2>

<p>Protokol gereği, testi pozitif çıkan yolcunun sonucu negatif çıkan diğer <strong>13 kişiden</strong> ayrıldığı bildirildi. Söz konusu yolcunun <strong>Yüksek Düzey İzolasyon ve Tedavi Ünitesi</strong>ne nakledildiği aktarıldı.</p>

<p>İspanya Sağlık Bakanı <strong>Monica Garcia</strong>, tahliye sürecinin zorluklara rağmen sürdüğünü belirterek operasyonun olağanüstü güvenlik önlemleriyle yürütüldüğünü ifade etti. İspanyol yetkililer, gemiden tahliye edilen yolcuların ülkelerine kontrollü şekilde gönderildiğini duyurdu.</p>

<h2>Fransa’daki hastanın durumu kötüleşti</h2>

<p>Hantavirüs bağlantılı tahliye sürecinde <strong>Fransa</strong>dan da daha önce pozitif vaka açıklaması gelmişti. Fransa Sağlık Bakanlığı, ülkeye getirilen <strong>5 yolcudan birinin</strong> testinin pozitif çıktığını ve bu kişinin sağlık durumunun kötüleştiğini bildirdi.</p>

<p>Fransa’da diğer <strong>4 yolcunun</strong> testinin negatif çıktığı ancak takibin sürdüğü kaydedildi. Ayrıca ülkede <strong>22 temaslı kişinin</strong> izlendiği açıklandı.</p>

<h2>ABD de bir pozitif vaka duyurdu</h2>

<p><strong>ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS)</strong> de gemiden tahliye edilen <strong>17 Amerikan vatandaşından birinde</strong> hantavirüs testinin hafif pozitif çıktığını açıkladı. Bir başka yolcuda ise hafif semptomlar görüldüğü belirtildi.</p>

<p>ABD’ye getirilen yolculardan semptom gösterenlerin biyolojik güvenlik önlemleri altında taşındığı ve sağlık takibine alındığı bildirildi.</p>

<p><img src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/05/hanta-virus.webp" /></p>

<h2>Gemideki salgında 3 kişi hayatını kaybetti</h2>

<p><strong>MV Hondius</strong> gemisiyle bağlantılı hantavirüs salgınında şu ana kadar <strong>3 kişinin hayatını kaybettiği</strong> bildirildi. Uluslararası kaynaklarda, salgınla bağlantılı doğrulanmış ve şüpheli vakaların bulunduğu, tahliye ve karantina süreçlerinin birçok ülke tarafından ayrı ayrı yürütüldüğü aktarıldı.</p>

<p>Geminin, <strong>Tenerife’deki Granadilla de Abona Limanı</strong>nda yürütülen tahliye işlemlerinin ardından içinde kalan mürettebat ve sağlık personeliyle <strong>Hollanda’nın Rotterdam Limanı</strong>na doğru hareket ettiği belirtildi.</p>

<h2>Hantavirüs nedir?</h2>

<p><strong>Hantavirüs</strong>, çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla bulaşan bir virüs grubu olarak biliniyor. Virüs, kemirgenlerin dışkı, idrar veya salyasıyla temas eden havanın solunmasıyla bulaşabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastalığın belirtileri arasında <strong>ateş</strong>, <strong>yorgunluk</strong>, <strong>kas ağrısı</strong> ve bazı ağır vakalarda <strong>solunum yetmezliği</strong> yer alabiliyor. Uzmanlar, bu salgında gündeme gelen <strong>Andes türünün</strong> nadir de olsa insandan insana bulaşabilen hantavirüs türleri arasında bulunduğunu belirtiyor.</p>

<h2>Yetkililer riskin düşük olduğunu belirtiyor</h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü ve sağlık otoriteleri, salgına ilişkin yakın temaslıların izole edilmesi ve takip edilmesi gerektiğini vurgularken, genel toplum için riskin düşük olduğu değerlendirmesini paylaştı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/hantavirusyayiliyor-ispanyadan-da-pozitif-vaka-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2026/05/hantavirus.webp" type="image/jpeg" length="98328"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fransa’dan hantavirüs açıklaması: Testi pozitif çıkan  yolcunun durumu kötüleşiyor]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/fransadan-hantavirus-aciklamasi-testi-pozitif-cikan-yolcunun-durumu-kotulesiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/fransadan-hantavirus-aciklamasi-testi-pozitif-cikan-yolcunun-durumu-kotulesiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa Sağlık Bakanlığı, hantavirüs salgını görülen MV Hondius gemisinden tahliye edilen yolculardan birinin testinin pozitif çıktığını ve sağlık durumunun kötüleştiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hantavirüs vakalarının görüldüğü <strong>MV Hondius</strong> adlı gemiden tahliye edilen yolcuların ülkelerine gönderilme süreci devam ediyor. Fransa ve ABD’den yapılan açıklamalar, gemideki salgına ilişkin endişeleri yeniden gündeme taşıdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>Fransa Sağlık Bakanlığı</strong>, ülkeye getirilen <strong>5 yolcudan birinde hantavirüs testinin pozitif çıktığını</strong> duyurdu. Bakanlık, pozitif çıkan yolcunun sağlık durumunun kötüye gittiğini bildirdi.</p><h2>Fransa’da 22 temaslı vaka tespit edildi</h2><p>Fransa tarafından yapılan açıklamada, diğer <strong>4 yolcunun testinin negatif</strong> çıktığı ancak yeniden test yapılacağı belirtildi. Sağlık Bakanlığı, ülkede şu ana kadar <strong>22 temaslı vakanın</strong> tespit edildiğini açıkladı.</p><p>Yetkililer, temaslıların sağlık durumlarının takip edildiğini ve virüsün yayılma riskine karşı gerekli tedbirlerin alındığını kaydetti.</p><h2>ABD’den de pozitif test açıklaması geldi</h2><p>Fransa’nın ardından <strong>ABD Sağlık Bakanlığı</strong> da gemide bulunan vatandaşlarına ilişkin bilgi paylaştı. Açıklamada, <strong>17 Amerikalı yolcudan birinin hantavirüs testinin “hafif pozitif” çıktığı</strong>, bir diğer yolcuda ise hafif semptomlar görüldüğü bildirildi.</p><p>ABD vatandaşlarının hava yoluyla ülkeye getirildiği, semptom gösteren iki yolcunun ise uçakta <strong>biyolojik güvenlik ünitelerinde</strong> seyahat ettiği ifade edildi. İkinci yolcunun virüse yakalanıp yakalanmadığının henüz doğrulanmadığı belirtildi.</p><p><img src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/05/2026-05-10-t070522-z-1316670569-r-c266-l-a-p-t-k-c-m-r-t-r-m-a-d-p-3-c-r-u-i-s-e-s-h-i-p-h-a-n-t-a-v-i-r-u-s-t-e-n-e-r-i-f-e-229449.webp"></p><h2>Türk yolcular için karantina süreci uygulanacak</h2><p>Gemide <strong>3 Türk vatandaşının</strong> da bulunduğu açıklanmıştı. Sağlık Bakanlığı, tahliye sürecinin ardından yaptığı açıklamada, Türk vatandaşlarının Türkiye’ye getirileceğini bildirdi.</p><p>Açıklamada, söz konusu kişilerin Türkiye’ye ulaştıkları andan itibaren <strong>karantinaya alınacağı</strong> ve sağlık süreçlerinin Bakanlık tarafından titizlikle yürütüleceği vurgulandı.</p><h2>Hantavirüs nedir?</h2><p><strong>Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO)</strong> göre, gemideki salgında tespit edilen hantavirüs türü ciddi akciğer hastalığına yol açabiliyor. Bazı vakalarda hastalığın ağır seyredebileceği ve ölüm riskinin yüksek olabileceği belirtiliyor.</p><p>Hantavirüsler genellikle <strong>kemirgenler</strong> aracılığıyla yayılan bir virüs grubu olarak biliniyor.</p><p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/fransadan-hantavirus-aciklamasi-testi-pozitif-cikan-yolcunun-durumu-kotulesiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2026/05/2026-05-08-t134014-z-366070887-r-c2-b4-l-a-i-m-f8-z-r-t-r-m-a-d-p-3-c-r-u-i-s-e-s-h-i-p-h-a-n-t-a-v-i-r-u-s-554303.webp" type="image/jpeg" length="20221"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlara göre Türk mutfağının en sağlıklı yemeği]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/uzmanlara-gore-turk-mutfaginin-en-saglikli-yemegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/uzmanlara-gore-turk-mutfaginin-en-saglikli-yemegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk mutfağında sağlıklı beslenme tartışmaları sürerken, uzmanlar doğru pişirme yöntemleriyle bazı geleneksel yemeklerin dengeli diyetin parçası olabileceğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Canan Karatay</strong>, yaptığı değerlendirmelerde <strong>Türk mutfağı</strong>nın doğal ve işlenmemiş gıdalara dayalı yapısına dikkat çekti. Karatay, doğru tekniklerle hazırlandığında bazı geleneksel yemeklerin sağlıklı beslenme programlarında yer alabileceğini ifade etti.</p><p>Açıklamalarda, özellikle katkı maddesi içermeyen ve evde hazırlanan tariflerin besin değeri açısından öne çıktığı kaydedildi. Doğal içeriklerin korunmasının dengeli beslenme açısından kritik olduğu vurgulandı.</p><p><img src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/05/icli-kofte.webp"></p><h2>İçli köfte ve çiğ köfte öne çıkan örnekler</h2><p>Karatay’a göre, <strong>içli köfte</strong> uygun pişirme yöntemiyle hazırlandığında besin değeri yüksek bir öğün haline gelebiliyor. İçeriğinde bulunan <strong>bulgur, kıyma, ceviz ve yağ</strong> gibi bileşenlerin dengeli bir kombinasyon oluşturduğu belirtildi.</p><p>Aynı şekilde <strong>çiğ köfte</strong>nin de geleneksel tarifine sadık kalınarak hazırlanması halinde sağlıklı beslenme planlarında değerlendirilebileceği ifade edildi. Bu tür yemeklerin temelinde doğal ve işlenmemiş ürünlerin yer aldığına dikkat çekildi.</p><p><img src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/05/icli-kofte-2.webp"></p><h2>Pişirme yöntemi belirleyici oluyor</h2><p>Beslenme uzmanları, bir yemeğin sağlıklı olup olmadığını belirleyen en önemli unsurlardan birinin pişirme yöntemi olduğunun altını çiziyor. <strong>Kızartma</strong> işleminin yağ ve kalori oranını artırdığı, buna karşılık <strong>haşlama ve fırınlama</strong> gibi yöntemlerin daha dengeli sonuçlar sunduğu ifade edildi.</p><p>Bu kapsamda, aynı yemeğin farklı pişirme teknikleriyle hazırlanmasının besin değerini doğrudan etkilediği kaydedildi. Özellikle geleneksel tariflerde uygulanan yöntemlerin sağlık açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Haşlama yöntemi daha hafif bir alternatif sunuyor</h2><p>İçli köftenin <strong>haşlama yöntemiyle</strong> hazırlanmasının, kızartmaya kıyasla daha düşük yağ oranı sunduğu ve bu nedenle daha hafif bir seçenek olarak öne çıktığı ifade edildi. Bu yöntemin kalori kontrolü sağlamak isteyenler için avantaj oluşturduğu kaydedildi.</p><p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/uzmanlara-gore-turk-mutfaginin-en-saglikli-yemegi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2026/05/yemek-2.webp" type="image/jpeg" length="46923"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa'da air fryer’lar yasaklanıyor]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/avrupada-air-fryerlar-yasaklaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/avrupada-air-fryerlar-yasaklaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği’nin PFAS kimyasallarına yönelik hazırladığı düzenleme, air fryer üretiminde değişim sürecini başlatabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section><div><div><div><div><div><div><p><strong>Avrupa Birliği (AB)</strong>, insan sağlığı ve çevre üzerindeki etkileri nedeniyle tartışma konusu olan <strong>PFAS (per- ve polifloroalkil maddeler)</strong> için kapsamlı bir düzenleme hazırlıyor. Süreci koordine eden <strong>Avrupa Kimyasallar Ajansı (ECHA)</strong>, <strong>2023 yılında</strong> başlatılan istişarelerin ardından nihai kararın önümüzdeki yıllarda netleşeceğini bildirdi.</p><p>Yaklaşık <strong>10 bin kimyasal bileşiği</strong> kapsayabilecek düzenleme, birçok sektörde üretim standartlarını değiştirebilecek genişlikte değerlendiriliyor.</p><p><img src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/05/airfryer-2.webp"></p><h2>Air fryer’lar neden düzenlemenin odağında</h2><p>Son yıllarda Avrupa’da yaygınlaşan <strong>air fryer (sıcak hava fritözü)</strong> cihazları, içerdikleri yapışmaz kaplamalar nedeniyle düzenlemenin dolaylı hedefleri arasında yer alıyor. Bu kaplamalarda sıklıkla <strong>PFAS türevlerinin</strong> kullanıldığına dikkat çekiliyor.</p><p>Uzman değerlendirmelerinde, riskin doğrudan cihaz kullanımından ziyade uzun vadeli etkilerle ilişkili olduğu ifade edildi. Bu kapsamda kimyasalların:</p><ul><li><p>Isı ile aşınması</p></li><li><p>Çevreye yayılması</p></li><li><p>Gıda ile temas ihtimali</p></li></ul><p>gibi unsurların öne çıktığı kaydedildi.</p><p><img src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/05/airfryer-3.webp"></p><h2>PFAS neden tartışma konusu oldu</h2><p>Bilimsel çalışmalarda, <strong>PFAS maddelerinin</strong> doğada çok yavaş parçalandığı ve hem çevrede hem de insan vücudunda birikebildiği belirtiliyor. Bu maddelerin bazı araştırmalarda <strong>hormon sistemi</strong>, <strong>bağışıklık</strong> ve belirli hastalıklarla ilişkilendirildiği ifade ediliyor.</p><p>Bu nedenle AB’nin planladığı düzenleme, yalnızca tüketici ürünlerini değil, çevresel etkileri de kapsayan geniş bir çerçevede ele alınıyor.</p><h2>Düzenleme birçok sektörü etkileyecek</h2><p>Hazırlanan taslak, yalnızca mutfak aletleriyle sınırlı kalmıyor. <strong>PFAS içeren ürünler</strong> arasında:</p><ul><li><p><strong>Akıllı telefonlar</strong></p></li><li><p><strong>Su geçirmez tekstil ürünleri</strong></p></li><li><p><strong>Güneş panelleri</strong></p></li><li><p><strong>Tıbbi ekipmanlar</strong></p></li></ul><p>gibi farklı alanlar da yer alıyor. Bu durum, düzenlemenin sanayide geniş çaplı bir dönüşüm yaratabileceğine işaret ediyor.</p><p><img src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/05/airfryer-4.webp"></p><h3>Geçiş süreci öngörülüyor</h3><p>AB’nin planında ani bir yasak yerine kademeli geçiş süreci bulunuyor. Taslakta, sektörlere <strong>1,5 ila 12 yıl</strong> arasında uyum süresi tanınabileceği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bu süreçte üreticilerin, <strong>PFAS içermeyen alternatif kaplama teknolojilerine</strong> yönelmesi bekleniyor. Bazı firmaların şimdiden seramik kaplama gibi çözümler geliştirdiği ifade edildi.</p><h2>Tüketiciler için yeni kriterler gündemde</h2><p>Uzmanlara göre, yeni bir <strong>air fryer</strong> satın almayı planlayan tüketicilerin sadece fiyat ve kapasiteye değil, ürünün <strong>kaplama malzemesine</strong> de dikkat etmesi gerekiyor.</p><p>Önümüzdeki dönemde <strong>PFAS içermeyen ürünlerin</strong> standart hale gelmesinin beklendiği, bu nedenle bilinçli tercihler yapılmasının önem taşıdığı kaydedildi.</p></div></div></div></div><div></div></div></div></section><div></div><p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/avrupada-air-fryerlar-yasaklaniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2026/05/airfryer-1.webp" type="image/jpeg" length="41862"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman uyardı: Her gün yapılan bu hatalar akciğerlerimize zarar veriyor]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/uzman-uyardi-her-gun-yapilan-bu-hatalar-akcigerlerimize-zarar-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/uzman-uyardi-her-gun-yapilan-bu-hatalar-akcigerlerimize-zarar-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akciğer sağlığı, sigara dumanı, bakımsız klima, ev içinde çamaşır kurutma, kimyasal ürünler ve yetersiz su tüketimi gibi günlük alışkanlıklardan olumsuz etkilenebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük yaşamda fark edilmeden sürdürülen bazı alışkanlıklar, <strong>akciğer sağlığı</strong> üzerinde ciddi risk oluşturabiliyor. <strong>Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi</strong> Göğüs Hastalıkları Uzmanı <strong>Dr. Öğr. Üyesi Melahat Bekir Külah</strong>, sigara dumanından bakımsız klimalara, ev içinde çamaşır kurutmaktan yoğun kimyasal kullanımına kadar pek çok etkenin solunum yollarını olumsuz etkileyebileceğini belirtti.</p><p><img src="https://kamudanhabernet.tevideo.org/kamudanhaber-net/uploads/2026/05/dr-mxop.mp4"></p><p>Akciğerlerin vücudun hayati organlarından biri olduğunu vurgulayan Külah, oksijenin vücuda alınması ve karbondioksitin dışarı atılması gibi temel işlevlerin akciğerler sayesinde gerçekleştiğini ifade etti.</p><p>Külah’a göre akciğer sağlığını korumak, yalnızca enfeksiyonlardan korunmakla sınırlı değil. Ev, iş yeri ve kapalı ortamlarda maruz kalınan çevresel faktörler de solunum sistemi üzerinde belirleyici rol oynuyor.</p><h2>Sigara dumanı ve pasif içicilik büyük risk oluşturuyor</h2><p><strong>Sigara dumanı</strong>, akciğer sağlığını tehdit eden en önemli etkenlerin başında geliyor. Dr. Külah, aktif içicilik kadar <strong>pasif içiciliğin</strong> de hava yollarında ciddi tahribata yol açabileceğini söyledi.</p><p>Sigara dumanına maruz kalmanın, <strong>astım</strong> ve <strong>KOAH</strong> gibi kronik solunum hastalıklarının gelişimine zemin hazırlayabildiğini belirten Külah, özellikle kapalı alanlarda sigara dumanından uzak durulması gerektiğini kaydetti.</p><p>Uzmanlara göre sigara dumanı, yalnızca sigara içen kişiyi değil, aynı ortamda bulunan çocukları, yaşlıları ve kronik hastalığı olan bireyleri de doğrudan etkiliyor.</p><h2>Bakımsız klimalar solunum yollarını etkileyebilir</h2><p>Yaz aylarında yoğun şekilde kullanılan <strong>klimalar</strong>, düzenli bakım yapılmadığında akciğer sağlığı açısından risk oluşturabiliyor. Külah, klima filtrelerinin temizlenmemesi halinde ortama yayılan toz, mikroorganizma ve küf sporlarının solunum yollarına ulaşabileceğini belirtti.</p><p>Kapalı ortamların yeterince havalandırılmaması da akciğerler için ek risk yaratıyor. Havalandırması yetersiz alanlarda <strong>virüs</strong>, <strong>bakteri</strong>, <strong>toz</strong> ve kimyasalların solunum yollarına daha kolay ulaşabildiği ifade edildi.</p><p>Bu nedenle klima bakımlarının düzenli yapılması, filtrelerin temizlenmesi ve kapalı ortamların sık sık havalandırılması öneriliyor.</p><h3>Nem dengesinin bozulması küf riskini artırıyor</h3><p>Uygun nem oranının sağlanmadığı ev ve iş yerlerinde <strong>küf mantarları</strong> ve toz oluşumu artabiliyor. Bu durum, özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde solunum şikayetlerini tetikleyebiliyor.</p><p>Dr. Külah, yüksek nemin küf oluşumunu kolaylaştırdığını, çok kuru ortamların ise solunum yollarında kuruluğa yol açabileceğini ifade etti.</p><p>Akciğer sağlığı için iç ortam havasının temiz, dengeli nem oranına sahip ve düzenli havalandırılmış olması önem taşıyor.</p><h2>Ev içinde çamaşır kurutmak akciğerleri zorlayabilir</h2><p>Ev içinde çamaşır kurutmak, ortam nemini artırarak <strong>küf oluşumuna</strong> zemin hazırlayabiliyor. Dr. Külah, gözle görülmeyen küf sporlarının solunum yoluyla akciğerlere ulaşabileceğini ve ciddi enfeksiyonlara neden olabileceğini belirtti.</p><p>Bu risk, özellikle <strong>astım</strong>, <strong>alerjik rinit</strong>, <strong>KOAH</strong> veya bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde daha belirgin hale gelebiliyor.</p><p>Uzmanlar, çamaşırların mümkün olduğunca iyi havalandırılan alanlarda ya da dış ortamda kurutulmasını öneriyor.</p><p><img src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/05/videoframe-58061.png"></p><h2>Temizlik ürünleri kontrolsüz kullanılmamalı</h2><p>Ev temizliğinde kullanılan <strong>çamaşır suyu</strong>, <strong>tuz ruhu</strong> ve yoğun deterjanlar da solunum yollarını tahriş edebiliyor. Dr. Külah, bu ürünlerin kontrolsüz ve yoğun kullanımının akciğerlerde irritasyona yol açabileceğini söyledi.</p><p>Özellikle kimyasal ürünlerin karıştırılması, kapalı ortamda yoğun şekilde kullanılması ve temizlik sırasında ortamın havalandırılmaması riskleri artırıyor.</p><p>Alerji ve astım hastalarında bu maddelerin solunması, hastalık belirtilerinin alevlenmesine neden olabiliyor.</p><h2>Yetersiz su tüketimi enfeksiyon riskini artırabilir</h2><p><strong>Su tüketimi</strong>, akciğer sağlığı açısından önemli başlıklar arasında yer alıyor. Dr. Külah, yeterli su içmenin bronşlardaki mukusu daha akışkan hale getirdiğini, solunum yollarının nemli kalmasına yardımcı olduğunu ve enfeksiyon riskini azaltabileceğini belirtti.</p><p>Yetersiz su tüketildiğinde mukusun yoğunlaştığı, solunum yollarında kuruluk oluştuğu ve bu durumun enfeksiyonlara zemin hazırlayabildiği ifade edildi.</p><p>Bu nedenle günlük su tüketiminin ihmal edilmemesi, özellikle kronik solunum hastalığı bulunan kişiler için önem taşıyor.</p><h2>Tozlu ortamlarda koruyucu ekipman kullanılmalı</h2><p>Tozlu ortamlarda çalışan kişiler için <strong>koruyucu ekipman</strong> kullanımı akciğer sağlığı açısından kritik görülüyor. Dr. Külah, gerekli önlemler alınmadığında mesleki akciğer hastalıklarının ortaya çıkabileceğini kaydetti.</p><p>İnşaat, tekstil, maden, marangozluk ve benzeri toz maruziyetinin yüksek olduğu alanlarda maske ve uygun solunum koruyucularının kullanılması gerekiyor.</p><p>Uzun süreli toz maruziyeti, solunum yollarında kalıcı hasara yol açabileceği için iş güvenliği önlemlerinin aksatılmaması öneriliyor.</p><h2>Düzenli yürüyüş akciğer kapasitesini destekliyor</h2><p>Akciğer sağlığını korumada düzenli fiziksel aktivite de önemli rol oynuyor. Dr. Külah, düzenli egzersizin akciğer kapasitesini artırdığını, hareketsiz yaşamın ise kapasite kaybına yol açabileceğini ifade etti.</p><p>Külah, akciğer sağlığını desteklemek için günde en az <strong>40 dakika yürüyüş</strong> yapılmasını önerdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sigara dumanından uzak durmak, kapalı ortamları havalandırmak, kimyasal ürünleri dikkatli kullanmak, yeterli su içmek ve düzenli hareket etmek, akciğerleri korumak için günlük yaşamda uygulanabilecek temel önlemler arasında yer alıyor.</p><p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/uzman-uyardi-her-gun-yapilan-bu-hatalar-akcigerlerimize-zarar-veriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 15:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2026/05/videoframe-33685.png" type="image/jpeg" length="89069"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar uyardı: Poşet çaylarda büyük risk]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/uzmanlar-uyardi-poset-caylarda-buyuk-risk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/uzmanlar-uyardi-poset-caylarda-buyuk-risk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilimsel dergilerde yayımlanan son analizler, bazı çay poşetlerinin sıcak suyla temas ettiğinde mikroplastik ve nanoplastik salabildiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, özellikle plastik içeren poşetlerde salımın daha yüksek olabileceğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İngiltere</strong> ve <strong>İran</strong> bağlantılı bilimsel çalışmaların da yer aldığı güncel literatür taramaları, çay bazlı içeceklerde <strong>mikroplastik</strong> ve <strong>nanoplastik</strong> varlığına ilişkin bulguların arttığını gösterdi. <strong>Food Chemistry</strong> dergisinde yayımlanan kapsamlı inceleme, çay poşetlerinin bu alandaki en dikkat çekici kaynaklardan biri olduğuna işaret etti.</p><p>Araştırmada, çay bazlı içecek türlerinin tamamında farklı düzeylerde plastik parçacıklara rastlanabildiği, ancak özellikle poşet çayın daha yüksek salım potansiyeli taşıdığı belirtildi. Bu tablo, günlük tüketimde yaygın biçimde kullanılan çay poşetlerini yeniden tartışmaya açtı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Her fincanda milyonlarca hatta milyarlarca parçacık tespit edildi</h2><p>Bilimsel yayınlarda yer alan verilere göre, bazı plastik bazlı çay poşetleri bir fincan sıcak çaya <strong>2,3 milyon mikroplastik</strong> ve <strong>14,7 milyar nanoplastik</strong> salabiliyor. Bu rakamlar, kullanılan malzeme türüne ve demleme koşullarına göre değişse de, araştırmacılar salımın küçümsenmeyecek düzeyde olduğuna dikkat çekiyor.</p><p>Başka çalışmalarda ise <strong>polipropilen</strong> ve <strong>naylon</strong> içeren poşetlerden litre başına <strong>100 bin ila 1 milyon</strong> arasında nanoplastik salındığı tahmin edildi. Bu sonuçlar, plastik içeren poşetlerin sıcak suya maruz kaldığında yapısal çözünmeye daha açık olabileceğini gösterdi.</p><h2>Sıcaklık arttıkça salımın da yükselebildiği görüldü</h2><p>Yakın dönemde <strong>PubMed</strong>’de özetlenen bir çalışmada, <strong>8 farklı çay poşeti türü</strong> farklı sıcaklık ve sürelerde incelendi. Araştırmacılar, sıcaklık yükseldikçe ve temas süresi uzadıkça poşet materyalinden suya geçen parçacıkların miktarında değişim gözlendiğini bildirdi.</p><p>Özellikle <strong>naylon</strong> ve <strong>PET</strong> benzeri materyallerin kaynar suya yakın sıcaklıklarda daha yüksek salım gösterebildiği yönündeki bulgular, kullanıcıların demleme yöntemiyle ilgili soruları da artırdı. Bu nedenle bilim insanları, yalnızca çayın kendisine değil, poşetin üretildiği malzemeye de dikkat çekiyor.</p><h2>Araştırmacılar kaynağın poşet malzemesi olabileceğini belirtiyor</h2><p>Bilimsel değerlendirmelerde, çaya geçen parçacıkların bir bölümünün doğrudan poşetin yapısından kaynaklanabileceği ifade ediliyor. Bunun yanında, üretim ve paketleme aşamalarındaki çevresel kirlenmenin de ek bir etken olabileceği kaydediliyor.</p><p>Bu nedenle bütün poşet çayların aynı düzeyde risk taşıdığı yönünde tek bir sonuca varılmıyor. Ancak plastik içeren filtre yapılarının, kağıt bazlı ürünlere kıyasla daha fazla salım ihtimali taşıdığı yönündeki bulgular öne çıkıyor.</p><h2>Sağlık etkileri için temkinli dil kullanılıyor</h2><p>Araştırmalarda, çay poşetlerinden geçen <strong>mikroplastik</strong> ve <strong>nanoplastiklerin</strong> potansiyel sağlık etkilerinin halen araştırıldığı vurgulanıyor. Mevcut yayınlar, maruziyet ihtimalini ortaya koysa da, insan sağlığı üzerindeki kesin sonuçların tüm boyutlarıyla netleşmediğini belirtiyor.</p><p>Bu nedenle bilim insanları, kamuoyuna sunulan sonuçlarda “kesin zarar” ifadesinden çok, “potansiyel risk” ve “maruziyet kaynağı” çerçevesinde değerlendirme yapıyor. Araştırmaların ortak noktası, gıda ve içecek ambalajlarında kullanılan plastik materyallerin daha yakından incelenmesi gerektiği yönünde birleşiyor.</p><h2>Uzmanlar yaprak çay ve kağıt poşet seçeneğine dikkat çekiyor</h2><p>Bilimsel literatüre dayalı yorumlarda, poşet çay yerine <strong>yaprak çay</strong> kullanımının plastik temasını azaltabilecek seçeneklerden biri olduğu belirtiliyor. Plastik içeren file yapılar yerine <strong>kağıt bazlı</strong> poşetlerin tercih edilmesinin de salım riskini sınırlamaya yardımcı olabileceği ifade ediliyor.</p><p>Bazı araştırmalar ayrıca çay poşetlerinin ön yıkama benzeri basit yöntemlerle mikroplastik kalıntılarını azaltabildiğini gösterdi. Ancak en etkili yaklaşımın, kullanılan poşet materyalini bilmek ve mümkünse plastik içermeyen alternatiflere yönelmek olduğu vurgulanıyor.</p><p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/uzmanlar-uyardi-poset-caylarda-buyuk-risk</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2026/04/poset-cay.webp" type="image/jpeg" length="36331"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kısa videolar çocuklarda bağımlılık riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/kisa-videolar-cocuklarda-bagimlilik-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/kisa-videolar-cocuklarda-bagimlilik-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda reels ve kısa video içeriklerine yoğun maruz kalmanın, dikkat süresini kısalttığı ve bağımlılık riskini artırdığı uyarısında bulunuldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklar arasında giderek yaygınlaşan <strong>reels</strong>, <strong>shorts</strong> ve benzeri kısa video içeriklerinin, yalnızca bir eğlence aracı olmaktan çıkıp gelişim sürecini etkileyen bir risk alanına dönüştüğü belirtildi. Uzmanlar, sürekli kaydırma alışkanlığının çocukların dikkat ve odaklanma becerileri üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekti.</p><p><strong>Medipol Sağlık Grubu</strong>’ndan <strong>Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu</strong>, hızlı ve sürekli değişen içeriklerin çocuk beynini anlık uyarılarla beslediğini, bunun da uzun süreli dikkat becerilerini zayıflatabildiğini ifade etti. Çocukların dijital dünyada yetişkinlere göre daha savunmasız olduğunun altı çizildi.</p><h2>Uzmanlar dikkat süresi ve bağımlılık riskine işaret etti</h2><p>Kısa video içeriklerinin, çocuklarda <strong>dikkat süresinin kısalması</strong> ve <strong>dopamin temelli bağımlılık riskinin artması</strong> gibi sonuçlara yol açabileceği belirtildi. Sürekli yeni içerikle karşılaşmanın, çocukların zihinsel olarak hızlı tüketime alışmasına neden olduğu kaydedildi.</p><p>Uzman görüşüne göre, çocukların “bir tane daha izleme” eğilimi, ekran karşısında geçirilen sürenin kontrol edilmesini zorlaştırıyor. Bu durumun özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde davranışsal bağımlılık riskini büyütebildiği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>13 yaş sınırı tek başına yeterli görülmüyor</h2><p>Birçok sosyal medya platformunda <strong>13 yaş sınırı</strong> bulunsa da, çocukların ebeveyn hesapları üzerinden ya da yaşlarını büyük göstererek bu uygulamalara erişebildiği belirtildi. Bu nedenle yalnızca platform kurallarının değil, aile denetiminin de belirleyici olduğu vurgulandı.</p><p><strong>Pelin Ankay Kudu</strong>, çocuk ve gençlerin riskleri değerlendirme ve sonuçları öngörme becerisinin yetişkinler kadar gelişmediğini belirterek, çocuklardan sosyal medya kullanımında tek başına güçlü irade göstermelerinin beklenmemesi gerektiğini ifade etti. Bu nedenle ebeveyn desteğinin zorunlu olduğu kaydedildi.</p><h3>Dijital okuryazarlık ve rol model olma çağrısı</h3><p>Uzmanlar, ebeveynlerin <strong>dijital okuryazarlık</strong> konusunda kendilerini geliştirmesinin önemine dikkat çekti. Ailelerin yalnızca sınır koyan değil, aynı zamanda dijital dünyayı tanıyan ve çocuklarına bu konuda rehberlik eden bir yaklaşım benimsemesi gerektiği belirtildi.</p><p>Sosyal medyanın tek başına zararlı bir alan olarak görülmemesi gerektiği, doğru yönlendirme ile içerik üretimi ve yaratıcılığı da destekleyebileceği ifade edildi. Ancak bunun için çocukların hangi içerikleri tükettiğinin yakından takip edilmesi gerektiği vurgulandı.</p><h2>Yasak yerine iş birliği temelli iletişim öneriliyor</h2><p>Uzman değerlendirmelerinde, çocuklarla kurulan iletişim dilinin de en az denetim kadar önemli olduğu belirtildi. Tepkisel ve yargılayıcı ifadeler yerine, çocuğun izlediği içeriklerle ilgili konuşmayı teşvik eden bir yaklaşımın daha sağlıklı sonuç verdiği kaydedildi.</p><p>Ailelerin, sosyal medya uygulamalarındaki <strong>kısıtlı mod</strong> ve <strong>ebeveyn kontrolü</strong> özelliklerinden yararlanmasının önemli olduğu aktarıldı. Bunun yanında çocukla birlikte planlama yapılmasının, katı yasaklardan daha sürdürülebilir bir yöntem olduğu ifade edildi.</p><h2>Ekrana yönelme duygusal gelişimi de etkileyebiliyor</h2><p>Çocukların öfkelendiğinde, sıkıldığında ya da zorlandığında doğrudan ekrana yönelmesinin, <strong>duygusal zeka gelişimi</strong> üzerinde de olumsuz etkiler oluşturabileceği belirtildi. Uzmanlar, dijital araçların duygusal düzenleme aracı haline gelmesinin uzun vadede farklı sorunlara yol açabileceğini ifade etti.</p><p>Sağlıklı iletişim, içerik takibi ve doğru yönlendirme ile çocukların dijital dünyada daha bilinçli bireyler olarak yetişebileceği vurgulandı. Uzmanlara göre, kısa video içeriklerinin etkisini azaltmada en önemli unsur, ailelerin sürece aktif biçimde dahil olması.</p><p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/kisa-videolar-cocuklarda-bagimlilik-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 16:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2026/04/1-229.jpg" type="image/jpeg" length="99003"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aile hekimliğine yeni düzenleme geliyor]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/aile-hekimligine-yeni-duzenleme-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/aile-hekimligine-yeni-duzenleme-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aile hekimliği sisteminde hazırlanan yeni düzenleme, sözleşme yetkisi, devamsızlık süresi ve idari işleyişte kapsamlı değişiklikler öngörüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aile hekimliği sistemi</strong>nde önemli değişiklikler içeren yeni bir düzenleme hazırlığının gündeme geldiği bildirildi. Yaklaşık <strong>28 bin aile hekimliği birimi</strong> ile <strong>56 bin sözleşmeli aile hekimi ve aile sağlığı çalışanını</strong> ilgilendiren taslakta, hem idari süreçlerin hızlandırılması hem de uzun süredir tartışılan hukuki belirsizliklerin giderilmesi hedefleniyor.</p><p>Hazırlanan düzenleme ile mevcut yapıda büyük ölçüde merkezi düzeyde yürütülen bazı işlemlerin yerel yönetime devredilmesi planlanıyor. Böylece aile hekimliği sisteminde daha esnek ve hızlı bir işleyiş oluşturulmasının amaçlandığı kaydedildi.</p><h2>Sözleşme yetkisinin valilik ve il sağlık müdürlüğüne devri planlanıyor</h2><p>Taslakta öne çıkan başlıklardan birini, <strong>sözleşme imzalama yetkisinin</strong> yeniden düzenlenmesi oluşturdu. Buna göre mevcut uygulamada merkezi düzeyde yürütülen sözleşme süreçlerinin, yeni düzenlemeyle <strong>valilikler</strong> ve <strong>il sağlık müdürlükleri</strong> tarafından yürütülmesi planlanıyor.</p><p>Bu değişiklikle birlikte idari karar alma süreçlerinin hızlandırılmasının hedeflendiği belirtildi. Yerel yönetim birimlerine verilecek yetkiyle, uygulamadaki bazı gecikmelerin ve yetki karmaşasının azaltılmasının amaçlandığı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Devamsızlık süreleri için yasal sınır getirilecek</h2><p>Düzenlemede dikkat çeken bir diğer başlık ise <strong>devamsızlık süreleri</strong> oldu. Mevcut sistemde hekimler ve aile sağlığı çalışanlarının mazeretsiz devamsızlık sürelerine ilişkin açık bir yasal sınır bulunmadığı, yeni taslakla bu boşluğun giderilmesinin hedeflendiği aktarıldı.</p><p>Hazırlanan metne göre, görev başında bulunamama süresinin <strong>8 haftayı aşması</strong> halinde sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği kaydedildi. Böylece uygulamada tartışma yaratan devamsızlık sürelerine kanuni bir çerçeve getirilmesi planlanıyor.</p><h3>Yeni düzenleme geniş bir çalışan grubunu kapsıyor</h3><p>Hazırlanan değişiklik paketinin yalnızca aile hekimlerini değil, aynı zamanda <strong>aile sağlığı birimi çalışanlarını</strong> da kapsadığı belirtildi. Bu yönüyle düzenlemenin, aile hekimliği hizmetlerinde görev yapan geniş bir personel grubunun çalışma koşullarını doğrudan etkileyeceği ifade edildi.</p><p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/aile-hekimligine-yeni-duzenleme-geliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 12:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2025/02/aile-hekimligi-uygulama-yonetmeliginde-degisiklik.jpg" type="image/jpeg" length="82975"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnsan derileri Türkiye’de bu merkezde saklanıyor]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/insan-derileri-turkiyede-bu-merkezde-saklaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/insan-derileri-turkiyede-bu-merkezde-saklaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesindeki Deri Bankası ve Doku Laboratuvarında bağışlanan insan derileri işlenerek 2 ila 5 yıl saklanıyor ve ağır yanık hastalarının tedavisinde kullanılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Bakanlığı</strong> öncülüğünde kurulan ve Türkiye’nin ilk deri bankası olma özelliği taşıyan merkezde, son bir yıldır yapılan bağışlarla elde edilen insan derileri özel işlemlerden geçirilerek uygun koşullarda muhafaza ediliyor. Merkezde işlenen dokuların, ihtiyaç halinde özellikle <strong>ağır yanık vakalarında</strong> kullanılabildiği belirtildi.</p><p>Merkezde yalnızca hayatını kaybeden kişilerden bağışlanan deriler değil, <strong>estetik operasyonlar</strong> sonrası elde edilen dokular da işleniyor. Uzmanlar, bu derilerin hastaya nakledilerek vücudun kendi derisini yeniden oluşturmasına kadar geçen sürede hayati destek sağladığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Türkiye’de bir ilk olarak geçen yıl faaliyete geçti</h2><p><strong>Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi</strong> bünyesinde geçen yıl hizmete alınan merkezin, yalnızca rutin yanık tedavisinde değil, olağanüstü durumlarda da kritik önem taşıdığı bildirildi. <strong>Prof. Dr. Koray Daş</strong>, merkezin savaş, terör olayları ve büyük kazalar gibi toplu yaralanmalarda da stratejik rol üstlenebileceğine dikkat çekti.</p><p><img src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/04/deri-bankasi-2.webp"></p><p>Merkezin, belirlenen kalite standartları çerçevesinde talep eden diğer sağlık kuruluşlarına da doku temin edebildiği aktarıldı. Böylece laboratuvarın yalnızca bulunduğu şehir için değil, daha geniş bir sağlık ağı için de destek merkezi olarak konumlandığı ifade edildi.</p><h3>Amniyotik membran üretimi de yürütülüyor</h3><p>Merkezde bağışlanan insan derilerinin yanı sıra <strong>amniyotik membran</strong> üzerine de çalışmalar yürütüldüğü bildirildi. <strong>Prof. Dr. Koray Daş</strong>, anne karnındaki bebeği çevreleyen bu yapının hem koruyucu hem de dayanıklı iki farklı formda üretilebildiğini belirtti.</p><p>Laboratuvarda deri greftleri üzerindeki çalışmaların da sürdüğü, bu dokuların farklı bireyler arasında nakledilebildiği ve uzun süre saklanabildiği ifade edildi. Daş, bu ürünlerin tedavi sürecinde kritik rol oynadığının altını çizdi.</p><p><img src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/04/deri-bankasi-1.webp"></p><h2>Üretim kapasitesi her geçen gün artıyor</h2><p>Merkezde ulaşılan üretim kapasitesinin dikkat çekici seviyeye çıktığı bildirildi. Açıklanan bilgilere göre <strong>amniyotik membranda 200 bin santimetrekare</strong> üretime ulaşıldı, günlük üretim ise <strong>5 bin santimetrekarenin üzerine</strong> çıktı. Diğer deri türevlerinde de <strong>50 bin ila 60 bin santimetrekarelik</strong> üretim hacmine erişildiği kaydedildi.</p><p>Bağışların artmasıyla birlikte hedefin daha da büyütüldüğü belirtildi. <strong>Prof. Dr. Koray Daş</strong>, farkındalığın yükselmesiyle merkezin <strong>tüm Türkiye’ye yetecek seviyeye</strong> ulaşmasının planlandığını ifade etti.</p><h2>Bağış sürecinin hassasiyetle yürütüldüğü vurgulandı</h2><p>Toplumdaki çekincelere de değinen uzmanlar, vefat eden kişilerden derinin tamamının alınmadığını vurguladı. Açıklamaya göre yalnızca <strong>sırt</strong> ve <strong>bacak bölgesinden</strong> ince bir deri tabakası alınıyor ve bunun dış görünüşte fark edilmediği belirtiliyor.</p><p>Yetkililer, bağış sürecinin tıbbi ve etik kurallar çerçevesinde yürütüldüğünü, elde edilen dokuların ise başka hastaların yaşamına doğrudan katkı sunduğunu ifade etti. Böylece merkezin, ağır yanık tedavisinde zaman kazandıran kritik sağlık altyapılarından biri haline geldiği kaydedildi.</p><p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/insan-derileri-turkiyede-bu-merkezde-saklaniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2026/04/deri-bankasi-3.webp" type="image/jpeg" length="67999"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar uyardı: Her gün tüketilen bu ürün risk saçıyor]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/uzmanlar-uyardi-her-gun-tuketilen-bu-urun-risk-saciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/uzmanlar-uyardi-her-gun-tuketilen-bu-urun-risk-saciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşlenmiş şeker içeren ürünler, günlük beslenmede en sık tüketilen riskli gruplardan biri olarak yeniden gündeme geldi. Uzmanlar, ilave şeker oranı yüksek yiyecek ve içeceklerin fazla tüketiminin kilo artışı, obezite, tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve diş çürükleri ile ilişkilendirildiğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Günlük hayatta sık tüketilen çok sayıda ürün, yüksek <strong>ilave şeker</strong> içeriği nedeniyle sağlık tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Uzmanlara göre bu ürünler kısa sürede enerji sağlasa da, beslenme düzeninde fark edilmeden yüksek şeker alımına yol açabiliyor.</p>

<p>Özellikle <strong>rafine şeker</strong> ve <strong>yüksek fruktozlu mısır şurubu</strong> içeren yiyecek ve içeceklerin, düzenli ve yüksek miktarda tüketildiğinde metabolik sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği belirtiliyor. <strong>Dünya Sağlık Örgütü</strong>, yetişkinler ve çocuklarda <strong>serbest şeker</strong> tüketiminin toplam enerjinin <strong>yüzde 10’unun altına</strong> indirilmesini, mümkünse <strong>yüzde 5’in altına</strong> çekilmesini öneriyor.</p>

<h2>Paketli ürünlerde “masum” görünen risk öne çıkıyor</h2>

<p>Uzmanlar, sağlıklı algısıyla öne çıkan bazı ürünlerin de yüksek şeker içerebildiğine işaret ediyor. <strong>Paketli meyve suları</strong>, <strong>aromalı kahveler</strong>, <strong>granola</strong>, tatlandırılmış sütlü içecekler ve benzeri hazır ürünler, ilave şeker nedeniyle dikkatle tüketilmesi gereken gruplar arasında gösteriliyor.</p>

<p><img alt="Şeker 3" class="detail-photo img-fluid" height="792" src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/04/seker-3.webp" width="1200" /></p>

<p>Hazır içeceklerde ve paketli gıdalarda şekerin, ürünün doğal yapısından değil üretim sürecinde eklenen tatlandırıcılardan gelebileceği vurgulanıyor. Bu nedenle ürünün “meyveli”, “fit” ya da “enerji verici” olarak sunulmasının, düşük şeker içerdiği anlamına gelmediğinin altı çiziliyor.</p>

<h3>Meyve suyu ve aromalı içeceklerde etiket uyarısı</h3>

<p>Özellikle hazır <strong>meyve suları</strong> ve şekerli içeceklerde, lif oranının düşük kalmasına karşın şeker miktarının yüksek olabildiği belirtiliyor. <strong>CDC</strong>, şekerli içeceklerin beslenmede <strong>ilave şekerin</strong> başlıca kaynakları arasında bulunduğunu bildiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle uzmanlar, sıvı formda alınan şekerin daha hızlı ve fark edilmeden tüketilebildiğine dikkat çekiyor. Gün içinde sık içilen aromalı kahveler ve paketli içecekler de toplam şeker alımını belirgin biçimde artırabiliyor.</p>

<p><img alt="Şeker 4" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/04/seker-4.webp" width="1200" /></p>

<h2>Aşırı şeker tüketimi hangi risklerle ilişkilendiriliyor</h2>

<p>Uzman değerlendirmelerine göre fazla <strong>ilave şeker</strong> tüketimi, zaman içinde <strong>kilo artışı</strong>, <strong>obezite</strong>, <strong>tip 2 diyabet</strong>, <strong>kalp-damar hastalıkları</strong>, <strong>karaciğer yağlanması</strong> ve <strong>diş çürükleri</strong> ile bağlantı gösterebiliyor. Şekerli içeceklerin sık tüketiminin de benzer risk başlıklarıyla ilişkilendirildiği bildiriliyor.</p>

<p><strong>Amerikan Kalp Derneği</strong> de yüksek miktarda <strong>ilave şeker</strong> içeren gıda ve içeceklerin sınırlandırılmasını öneriyor. Kurum, özellikle şekerli içeceklerin yüksek kaloriye karşın besleyici değer taşımadığına dikkat çekiyor.</p>

<p><img alt="Şeker 2-1" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/04/seker-2-1.webp" width="1200" /></p>

<h3>Gizli şeker kaynakları çoğalıyor</h3>

<p>Uzmanlar, birçok paketli üründe şekerin farklı isimlerle yer alabildiğini belirtiyor. Bu nedenle tüketicilerin yalnızca ürünün ön yüzündeki ifadelere değil, içerik listesi ve besin değerleri tablosuna bakmasının önem taşıdığı ifade ediliyor.</p>

<p>Şekerin farklı adlarla kullanılması, günlük toplam tüketimin olduğundan düşük sanılmasına yol açabiliyor. Bu nedenle etiket okuma alışkanlığının, <strong>ilave şeker</strong> kontrolünde temel adımlardan biri olduğu kaydediliyor.</p>

<h2>Uzmanlar doğal ve işlenmemiş gıdaları öneriyor</h2>

<p>Bilimsel değerlendirmeler, şeker tüketimini azaltmak için daha az işlenmiş gıdalara yönelmenin önemini ortaya koyuyor. Uzmanlar, günlük beslenmede <strong>su</strong>, şekersiz içecekler, doğal içerikli ürünler ve işlenmemiş gıdaların tercih edilmesini öneriyor.</p>

<p>Son değerlendirmelerde, sağlık açısından en büyük riskin tek bir yiyecekten çok, gün içine yayılan ve fark edilmeden artan <strong>işlenmiş şeker tüketimi</strong> olduğuna dikkat çekiliyor. Bu nedenle günlük beslenmede özellikle paketli ürünler ve şekerli içecekler için daha kontrollü bir tüketim çağrısı yapılıyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/uzmanlar-uyardi-her-gun-tuketilen-bu-urun-risk-saciyor</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2026/04/seker-1.webp" type="image/jpeg" length="85559"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[COVID-19’un yeni varyantı yayılıyor, atık sularda tespit edildi]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/covid-19un-yeni-varyanti-yayiliyor-atik-sularda-tespit-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/covid-19un-yeni-varyanti-yayiliyor-atik-sularda-tespit-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[COVID-19’un yeni varyantı BA.3.2, ilk tespitin ardından 23 ülkeye yayılırken, özellikle ABD’de atık su analizlerine yansıyan hızlı artış yeni bir dalga ihtimalini yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>COVID-19’un</strong> yeni varyantı <strong>BA.3.2</strong>, ilk olarak <strong>Kasım 2024’te Güney Afrika’da</strong> tespit edilmesinin ardından yeniden dikkat çeken başlıklardan biri haline geldi. Kısa sürede <strong>23 ülkeye</strong> yayılan varyantın, özellikle <strong>2025 sonbaharından</strong> itibaren vaka artışlarıyla öne çıktığı belirtildi.</p>

<p><strong>2026 Mart</strong> itibarıyla ise asıl dikkat çeken gelişme <strong>ABD</strong>’de yaşandı. Ülkede görülen hızlı yükseliş, kamuoyunda ve sağlık çevrelerinde “yeni bir dalga mı geliyor?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.</p>

<h2><img alt="Covid 3" class="detail-photo img-fluid" height="608" src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/03/covid-3.webp" width="1080" /></h2>

<h2>ABD’de vaka artışlarının merkezine yerleşti</h2>

<p><strong>BA.3.2 varyantının</strong>, <strong>ABD genelindeki</strong> vaka artışlarının merkezinde yer aldığı ifade edildi. Özellikle kıyı eyaletlerinde yoğunlaşan vakaların, sağlık sistemi üzerinde yeniden alarm etkisi oluşturduğu aktarıldı.</p>

<p>Uzmanların değerlendirmelerinde, varyantın yayılma hızının önceki alt türlere kıyasla daha yüksek olabileceğine dikkat çekildi. <strong>Mart 2026</strong> verilerinin, birçok eyalette ani vaka sıçramalarına işaret ettiği kaydedildi.</p>

<h2>Atık sularda ve yolcu örneklerinde saptandı</h2>

<p><strong>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC)</strong>, <strong>BA.3.2 varyantını</strong> yalnızca klinik vakalarda değil, <strong>atık su analizlerinde</strong> ve uluslararası yolculardan alınan örneklerde de tespit etti. Bu durum, erken uyarı sistemlerinin yeniden önem kazanmasına yol açtı.</p>

<p>Yapılan incelemelerde, <strong>25 eyalette 132 atık su örneğinde</strong>, <strong>3 uçaktan alınan atık su örneğinde</strong> ve hastalardan alınan <strong>5 numunede</strong> varyantın varlığı doğrulandı. <strong>Florida</strong>, <strong>New York</strong>, <strong>California</strong> ve <strong>Texas</strong> gibi geniş bir coğrafyada izlenen yayılım, varyantın ülke çapındaki hareketliliğini ortaya koydu.</p>

<h3><img alt="Covid 2" class="detail-photo img-fluid" height="608" src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/03/covid-2.webp" width="1080" /></h3>

<h3>Erken uyarı sistemleri yeniden öne çıktı</h3>

<p>Atık su analizleriyle yapılan takip, varyantın toplum içindeki dolaşımını klasik klinik başvuruların öncesinde fark etme imkanı sağladı. Bu yöntemle yayılımın daha erken aşamada tespit edilmesinin hedeflendiği belirtildi.</p>

<p>Sağlık otoriteleri açısından bu tablo, yalnızca hasta başvurularına değil, çevresel verilerle desteklenen çok katmanlı izleme sistemlerine de ağırlık verildiğini gösterdi. Yeni varyantın farklı eyaletlerde aynı anda izlenmesi, gözetim mekanizmalarının önemini bir kez daha gündeme taşıdı.</p>

<h2>Bağışıklıktan kaçış ihtimali tartışılıyor</h2>

<p>Sağlık otoriteleri, <strong>BA.3.2’nin</strong> bağışıklık sisteminden kaçma yeteneğinin daha yüksek olabileceğine dikkat çekti. Bu değerlendirme, daha önce enfekte olmuş ya da aşılanmış kişilerde bile yeniden enfeksiyon riskinin artabileceği yönündeki kaygıları güçlendirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buna karşın, şu ana kadar <strong>ABD’de</strong> kaydedilen vakaların tamamında hastaların iyileştiği bilgisi paylaşıldı. Bu durum, varyantın yayılım hızına ilişkin endişeleri sürdürürken, klinik sonuçlara ilişkin kaygıları bir ölçüde dengeleyen bir unsur olarak öne çıktı.</p>

<h2><img alt="Covid 1" class="detail-photo img-fluid" height="721" src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/03/covid-1.webp" width="1080" /></h2>

<h2>Seyahat rotaları yeniden mercek altında</h2>

<p><strong>ABD’deki</strong> hızlı yayılım, uluslararası seyahat hareketliliğini de yeniden tartışma konusu haline getirdi. Şu aşamada resmi bir kısıtlama kararı alınmadığı belirtilirken, <strong>Avrupa</strong> ve <strong>Asya</strong> ülkelerinde sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ihtimali konuşulmaya başlandı.</p>

<p>Uzmanlar, özellikle yoğun uluslararası uçuşların gerçekleştiği hatların yakından izlendiğini ifade etti. Bu gelişme, varyantın yalnızca sağlık alanında değil, ulaşım ve sınır güvenliği başlıklarında da etkili olabileceğini gösterdi.</p>

<h2>Piyasalarda sağlık hisseleri hareketlendi</h2>

<p><strong>28 Mart 2026</strong> itibarıyla küresel piyasalarda <strong>sağlık sektörü hisselerinde</strong> dikkat çekici bir hareketlilik yaşandığı aktarıldı. Yatırımcıların, olası yeni dalga ihtimaline karşı <strong>sağlık</strong> ve <strong>biyoteknoloji</strong> şirketlerine yöneldiği belirtildi.</p>

<p>Piyasalardaki bu hareketlilik, pandeminin ekonomik etkilerinin halen güçlü biçimde hissedildiğine işaret etti. Böylece <strong>BA.3.2 varyantı</strong>, yalnızca halk sağlığı açısından değil, finansal piyasalar bakımından da etkileri izlenen bir başlık haline geldi.</p>

<h2>Yeni dalga ihtimali tartışmaları artırdı</h2>

<p><strong>BA.3.2 varyantına</strong> ilişkin veriler, sağlık otoriteleri ve kamuoyunda yeni bir dalga ihtimalinin yeniden yüksek sesle konuşulmasına yol açtı. Özellikle <strong>ABD’de</strong> görülen hızlı artış, önleyici tedbirlerin ve olası yeni önlemlerin tekrar tartışılmasına neden oldu.</p>

<p>Atık su örneklerinden uluslararası yolcu verilerine kadar farklı kaynaklarda saptanan varyant, <strong>COVID-19’un</strong> tamamen gündemden çıkmadığını bir kez daha ortaya koydu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/covid-19un-yeni-varyanti-yayiliyor-atik-sularda-tespit-edildi</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2026/03/covid-4.webp" type="image/jpeg" length="79667"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Işıkhan duyurdu: 36 ilaç geri ödeme kapsamına alındı]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/bakan-isikhan-duyurdu-36-ilac-geri-odeme-kapsamina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/bakan-isikhan-duyurdu-36-ilac-geri-odeme-kapsamina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SGK, farklı hastalıkların tedavisinde kullanılan 36 ilacı geri ödeme listesine dahil etti. Yeni ilaçların 27’sinin yerli üretim olduğu açıklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p><strong>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)</strong>, farklı tedavi alanlarında kullanılan <strong>36 ilacı</strong> daha geri ödeme kapsamına aldı. Yeni düzenlemeyle birlikte, ilaca erişimde kapsamın genişletildiği bildirildi.</p>

<p>Kararı duyuran <strong>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan</strong>, vatandaşların tedaviye erişimini kesintisiz biçimde güçlendirmeye devam ettiklerini belirtti.</p>

<h2>27 ilacın yerli üretim olduğu açıklandı</h2>

<p>Bakan Işıkhan’ın verdiği bilgiye göre, geri ödeme listesine alınan ilaçların <strong>27’si yerli üretim</strong> ürünlerden oluşuyor. Düzenlemenin hem ilaç erişimi hem de yerli üretimin desteklenmesi açısından önem taşıdığı kaydedildi.</p>

<p>Açıklamada, yeni ilaçların farklı hastalık gruplarını kapsadığı ifade edildi.</p>

<h2>Hangi hastalık alanlarını kapsıyor</h2>

<p>Geri ödeme kapsamına alınan ilaçların; <strong>hemofili</strong>, <strong>kan ürünü</strong>, <strong>alerji aşısı</strong>, <strong>diyabet</strong>, <strong>enfeksiyon</strong>, <strong>enzim eksikliği</strong> ve <strong>bağışıklık sistemi hastalıkları</strong> başta olmak üzere çeşitli tedavi alanlarına yönelik olduğu bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Böylece farklı branşlarda tedavi gören hastalar için SGK kapsamındaki ilaç seçenekleri artırılmış oldu.</p>

<h2>Bakan Işıkhan’dan açıklama</h2>

<p><strong>Vedat Işıkhan</strong>, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, SGK aracılığıyla vatandaşların ilaca ve tedaviye erişimini güçlendirmeyi sürdürdüklerini ifade etti.</p>

<p>Işıkhan, geri ödeme listesine eklenen ilaçların hastalara şifa olması temennisinde bulunarak, düzenlemenin tüm vatandaşlar için hayırlı olmasını diledi.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/bakan-isikhan-duyurdu-36-ilac-geri-odeme-kapsamina-alindi</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2026/03/ilac-8.jpg" type="image/jpeg" length="11379"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Market alışverişinde dikkat! Bu 7 ürünü almayın]]></title>
      <link>https://www.kamudanhaber.net/market-alisverisinde-dikkat-bu-7-urunu-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kamudanhaber.net/market-alisverisinde-dikkat-bu-7-urunu-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, market alışverişinde bazı ürünlerin sağlık, maliyet ve çevresel etkiler açısından dezavantaj oluşturabileceğini belirterek tüketicilere uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük hayatın yoğun temposunda pratik olması nedeniyle tercih edilen hazır ve paketli ürünlerin bazıları, uzmanlara göre beklenen faydayı sağlamıyor. <strong>Beslenme uzmanları</strong>, alışverişte yalnızca pratikliğin değil, <strong>içerik, tazelik ve maliyet</strong> unsurlarının da dikkate alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Yapılan değerlendirmelerde, bazı ürünlerin hem ekonomik açıdan dezavantajlı olduğu hem de sağlık ve çevre üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği ifade edildi.</p>

<h2>Paketlenmiş salata ve dilimlenmiş ürünler</h2>

<p>Uzmanlar, <strong>paketlenmiş salata</strong> ürünlerinin pratik görünmesine rağmen, porsiyon başına maliyetinin yüksek olduğuna dikkat çekti. Doğranmış içerik nedeniyle bu ürünlerin raf ömrünün daha kısa olduğu belirtildi.</p>

<p>Benzer şekilde, <strong>dilimlenmiş meyvelerin</strong> de kesildikten sonra daha hızlı bozulduğu ve hijyen açısından risk oluşturabileceği kaydedildi. Bütün halde alınan ürünlerin daha güvenli ve ekonomik olduğu ifade edildi.</p>

<h2><img alt="Marul" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/03/marul.jpg" width="1080" /></h2>

<h2>Şişelenmiş su ve çevresel etkiler</h2>

<p><strong>Şişelenmiş su</strong> kullanımının, özellikle temiz içme suyuna erişimin bulunduğu bölgelerde gereksiz maliyet oluşturduğu belirtildi. Ayrıca plastik kullanımının çevresel etkilerine de dikkat çekildi.</p>

<p>Uzmanlar, bu ürünlerin uzun vadede hem bütçeye hem de çevreye yük getirdiğini vurguladı.</p>

<h2>Hazır karışımlar ve soslar</h2>

<p><strong>Hazır pankek karışımları</strong> ve <strong>salata sosları</strong> da önerilmeyen ürünler arasında yer aldı. Bu ürünlerin, evde kolaylıkla hazırlanabilecek tariflere kıyasla daha maliyetli olduğu ve katkı maddesi içerebildiği ifade edildi.</p>

<p>Basit malzemelerle hazırlanan ev yapımı alternatiflerin daha sağlıklı ve ekonomik olduğu kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img alt="Meyve" class="detail-photo img-fluid" height="810" src="https://kamudanhabernet.teimg.com/kamudanhaber-net/uploads/2026/03/meyve.jpg" width="1080" /></h2>

<h2>Dondurulmuş ürünlerde kalite farkı</h2>

<p>Uzmanlar, <strong>dondurulmuş et ve sebzeler</strong> konusunda da seçici olunması gerektiğini belirtti. Bazı sebzelerin çözündüğünde doku kaybına uğradığı, bu durumun lezzet ve kaliteyi etkilediği ifade edildi.</p>

<p>Kısa sürede tüketilecek ürünlerde taze alternatiflerin tercih edilmesinin daha uygun olabileceği bildirildi.</p>

<h2>Bilinçli alışveriş vurgusu</h2>

<p>Uzmanlar, tüketicilerin alışveriş yaparken yalnızca hız ve pratikliğe odaklanmaması gerektiğini belirtti. <strong>Bilinçli tercihlerle</strong>, hem daha sağlıklı hem de daha sürdürülebilir bir tüketim alışkanlığının mümkün olduğu ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.kamudanhaber.net/market-alisverisinde-dikkat-bu-7-urunu-almayin</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kamudanhabernet.teimg.com/crop/1280x720/kamudanhaber-net/uploads/2026/03/market-15.jpg" type="image/jpeg" length="93573"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
