Türkiye, tarihinde ilk kez bu kadar düşük doğurganlık oranlarıyla karşı karşıya. Uzmanlar, doğum oranlarındaki düşüşün ilerleyen yıllarda ülkenin demografik yapısını ciddi biçimde değiştireceği uyarısında bulunuyor. Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, mevcut eğilimin devam etmesi halinde Türkiye nüfusunun 10 yıl içinde 10 milyon kişi azalabileceğini belirtiyor. Afyoncu'ya göre bu durum, “kafamıza atom bombası düşmesinden bile daha büyük bir tehdit.”
Doğurganlık Hızında Tehlikeli Düşüş
Afyoncu, 1960’lı yıllarda Türkiye’de doğurganlık oranının 6,9 seviyesinde olduğunu hatırlatıyor. Günümüzde ise bu oran 1,48’e kadar gerilemiş durumda. Oysa bir ülkenin nüfusunu yenileyebilmesi için gereken eşik 2,1. Türkiye bu seviyenin oldukça altında. Prof. Dr. Afyoncu’ya göre, bu düşüş sadece demografik değil, ekonomik ve güvenlik açısından da büyük sonuçlar doğuracak.
Eğitim Süresi Uzadı, Evlilik ve Doğum Azaldı
Uzmanlara göre, doğum oranlarındaki düşüşün önemli nedenlerinden biri, eğitim süresinin uzaması. Türkiye’de erkeklerde ortalama evlilik yaşı 28’e, kadınlarda ise 25’e yükselmiş durumda. Eğitim süresinin uzaması, gençlerin iş hayatına geç atılmasına ve aile kurma kararlarını ertelemesine neden oluyor. Aynı zamanda evlilik ve çocuk sahibi olma oranları da bu nedenle azalıyor.
Zanaat Unutuldu, Gençler Mesleksiz Kaldı
Afyoncu, gençlerin zanaat mesleklerine olan ilgisinin ciddi şekilde azaldığını, herkesin üniversite okumak istemesinin ise ekonomik yapıyı olumsuz etkilediğini ifade ediyor. 16 yıl süren eğitimin sonunda birçok gencin meslek edinmeden işsiz kalabildiğine dikkat çeken Afyoncu, bu tablonun uzun vadede üretim ve istihdam dengesini bozacağını savunuyor.
Çözüm Önerileri: Dizilerden Köylere Geri Dönüşe Kadar
Nüfus kaybının geri döndürülemeyecek noktaya yaklaştığını belirten Prof. Dr. Afyoncu, bu gidişatın durdurulması için farklı öneriler sunuyor. Televizyonlarda çok çocuklu, mutlu aile yapısını özendiren dizilerin yayınlanması gerektiğini dile getiren Afyoncu, ayrıca kırsal yaşamın teşvik edilmesinin de önemli olduğunu vurguluyor. Anadolu’daki nüfus erimesine dikkat çeken Afyoncu, bu durumun yalnızca sosyolojik değil, aynı zamanda ulusal güvenlik açısından da ciddi riskler taşıdığını ifade ediyor.