Hükümetin sunduğu zam teklifi kâğıt üzerinde bir rakamdan ibaret kaldı. Oysa hayatın içinde bu rakamların hiçbir karşılığı yok. Bugün pazara, markete giden herkes biliyor. Sebzenin, meyvenin, ekmeğin, sütün fiyatı her gün değişiyor. Kiralar zaten memurun en büyük derdi. Büyük şehirlerde maaşın yarısı kiraya gidiyor. Geriye kalanla mı elektrik, doğalgaz, su, internet, ulaşım, çocuk masrafı, mutfak masrafı ödenecek? Yoksa bir kenara “gelecek için” mi koyulacak?
Öğretmenin karnesi dolapta boşluk
En çok da öğretmenler geliyor aklıma. Ülkenin geleceğini yetiştiren, çocuklarımızı emanet ettiğimiz insanlar. Ama çoğu, ay sonunu getiremiyor. Öğretmenlik gibi kutsal bir meslek, öğrencisine örnek olması gerekirken, kendi hayatında ekonomik sıkıntılarla boğuşuyor. Bir öğretmen ek iş yapmak zorunda kalıyorsa, özel ders vermeden ya da başka işlere yönelmeden ayakta duramıyorsa, burada ciddi bir sorun vardır.
Sadece memurun meselesi değil
Bu mesele yalnızca memurun değil. Hepimizin. Çünkü doktorun geçinemediği yerde sağlık sistemi aksar. Öğretmenin mutsuz olduğu yerde eğitim kalitesi düşer. Ulaşımda çalışan iş bırakırsa şehir durur. Memurun emeği aslında toplumun tamamına dokunur.
Adalet terazisi şaştığında
Memurların talebi lüks değil, adalet. Gelir adaletinin sağlanması. Bir kesim çok kazanırken, sabit gelirli milyonlarca insanın alım gücü eridikçe eriyor. Ekonominin dengesi, işte bu terazide saklı. Eğer bu terazinin bir kefesi sürekli ağır basarsa, toplumun tamamı bundan etkilenir.
Son söz
Bugün iş bırakma eylemi bir uyarı niteliğinde. Memur “artık nefes alamıyoruz” diyor. Bu ses duyulmazsa, yalnızca memur değil, hepimiz kaybederiz. Çünkü ülkenin ayakta kalması, geleceğin sağlam temeller üzerine inşa edilmesi, ancak emeğin hakkı verildiğinde mümkün olur.
Burak SARSILMAZ