Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Türkiye’nin NATO içindeki konumuna ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bakanlık, 1952 yılında NATO’ya katılan Türkiye’nin, ittifakın en büyük ikinci ordusuna sahip olduğunu ve komuta-kontrol yapısında kritik görevler üstlendiğini vurguladı.
“Türkiye NATO’da Aktif Rol Oynuyor”
MSB kaynakları tarafından yapılan haftalık basın bilgilendirme toplantısında, Türkiye’nin sadece askeri kapasitesiyle değil, aynı zamanda karar alma süreçlerindeki etkinliğiyle de öne çıktığı belirtildi. Açıklamada, Türkiye’nin NATO’nun savunma ve caydırıcılık konsepti kapsamında önemli sorumluluklar üstlendiği ifade edildi.
Karadeniz Vurgusu ve Montrö Hassasiyeti
Bakanlık, Türkiye’nin Karadeniz’deki güvenlik stratejisinin temelinde Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve “bölgesel sahiplik” ilkesinin yer aldığını belirtti. Bu yaklaşım sayesinde bölgenin büyük çaplı bir çatışma alanına dönüşmesinin önüne geçildiği kaydedildi.
Ayrıca Türkiye’nin, Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde Montrö hükümlerini kararlılıkla uygulayarak denizlerdeki gerilimin tırmanmasını engellediği ifade edildi.
Çok Uluslu Karargah Çalışmaları Sürüyor
MSB, NATO kapsamında yürütülen yeni yapılanmalara da değindi. Bu çerçevede Türkiye’de Çok Uluslu Kolordu Karargahı kurulmasına yönelik çalışmaların sürdüğü, ayrıca Karadeniz’de görev yapacak Birleşik Görev Kuvveti (CTF-Black) komutasının 2028 yılına kadar Türkiye tarafından üstlenileceği bildirildi.
Karargahların kuruluş sürecinin devam ettiği ve mevcut aşamada çekirdek kadroların büyük ölçüde Türk personelden oluştuğu aktarıldı.
“Asılsız İddialara İtibar Edilmemeli”
Toplantıda ayrıca, düşen askeri uçakla ilgili ortaya atılan iddialara da yanıt verildi. MSB, Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef alan açıklamaların dezenformasyon içerdiğini belirterek, teknik incelemenin titizlikle sürdüğünü ve sonuçların kamuoyuyla paylaşılacağını açıkladı.