Kamudanhaber- Özel haber

Dr.Mehmet Yılmaz 

Türkiye Büyük Millet Meclisine Sunulan Kanun Teklifiyle:

Altılı Masa hakkında olay sözler: Aday belirleyemedik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı destekliyoruz diyecekler Altılı Masa hakkında olay sözler: Aday belirleyemedik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı destekliyoruz diyecekler

 

1- İki farklı ödeme getiriliyor…

a) Toplu Sözleşme Desteği… (Üye sayısı, kurulu bulunduğu hizmet kolundaki sendika üyesi olabilen kamu görevlilerinin %2’sine ulaşamayan sendikalara üye kamu görevlilerine ödenen tutarın adı) 750 gösterge rakamı ile aylık katsayısının çarpımıyla bulunacak tutarda ödenecek.

b) Toplu Sözleşme İkramiyesi; (Üye sayısı, kurulu bulunduğu hizmet kolundaki sendika üyesi olabilen kamu görevlilerinin %2’sine ulaşan ve aşan sendikalara üye olan kamu görevlilerine ödenecek tutarın adı) 2119 gösterge rakamı ile aylık katsayısının çarpımıyla bulunacak tutarda ödenecek

 

2- Toplu sözleşme ikramiyesine ilişkin 6. Dönem Toplu Sözleşmede yer alan %1’lik oran %2’ye yükseltilmek suretiyle baraj artırılırken, söz konusu hükümde barajı aşamayanlara hiç ödeme yapılmaması öngörülmüşken bu hükümde kanunda belirtilen gösterge rakamı kadar ödeme yapılması öngörülüyor ve buna da “toplu sözleşme desteği” deniyor.

Kanun Teklifi Yasalaşsa bile ancak 1 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe girer…

3- Yapılan düzenlemeyle Danıştay’ın yürütmesinin durdurulması kararının hükümsüz hale gelmesi hedefleniyor fakat gözden kaçırılan bir husus var. Toplu sözleşme hükmü kanundan önce uygulanır ve yürürlükteki bir toplu sözleşme hükmü, kanunla bertaraf edilemez. Diğer taraftan, Danıştay’ın YDK gereği %1 barajının uygulanması mümkün olmadığından ve toplu sözleşme 31 Aralık 2023 tarihine kadar yürürlükte olduğundan sendika üyesi kamu görevlileri hiçbir ayırım olmadan 31 Aralık 2023 tarihine kadar aynı oranda ve tutarda toplu sözleşme ikramiyesinden faydalanacaklardır. Bu yönüyle bu hüküm ancak 1 Ocak 2024 tarihi itibariyle uygulanma imkanına sahip olabilir.

4- Yetkili Konfederasyon ve yetkili sendikalar, toplu sözleşme hükmünün kanun değişikliği ile hükümsüz hale getirilmesi anlamına gelecek bu düzenlemeye en çok itiraz etmesi gerekenlerdir. Zira, bu düzenleme rızalarını içerse bile imzalarını hükümsüz hale getirmektedir. Yetkili sendika ve yetkili konfederasyon adına toplu sözleşme metnine atılan imzalar yanında toplu sözleşmeyi ve toplu sözleşme hakkını hükümsüz hale getirme sonucunu doğuracak olan; yürürlükteki toplu sözleşmenin hükmünün kanunla bertaraf edilmesi “kendilerinin üye sayısını yönüyle küçülmesine engelleyecek hamle” olsa da “sendikal mücadelelerinin üye sayısını engellemek nedeniyle küçültülmesi ve iradelerinin yok edilmesi hamlesi” olarak da kayda geçecektir.

5- Memur-Sen ve bağlı sendikaları ile Ali YALÇIN ve diğer genel başkanlar, istifaları engellemek noktasında çaresiz kalınca, sendika üyeliğinden istifade etmeyi engellemek yöntemine başvurdular.” Algısı kamuoyunda taraftar bulur. Kamu görevlilerini hakları için pazarlık yapmaları gereken işverenle, kamu görevlileri üzerinden pazarlık yapmışlar görüntüsünün önüne geçilemez.

6- Bu düzenleme AK Parti tarafından doğrudan Meclise sunulmuş ise “demokratikleşme, özgürleşme ve sivilleşme noktasında Türkiye’ye çağ atlatan, yasakları bertaraf etmek, iradeyi özgür bırakmak, temel hak ve özgürlükleri kullanmak noktasında sınırlamaları kaldırmak bağlamında sessiz devrimleri gerçekleştiren AK PARTİ” ile bu düzenleme arasında hukuki, siyasi ve yönetsel bağ kurmak mümkün değildir.

Diğer taraftan, sivil alana dair bir konuda sivil alandaki muhatapların görüşleri alınmadan düzenleme yapmanın memlekete faydası olmadığı gibi siyasete zarar verme riski de vardır. Yok eğer bu düzenleme MEMURSEN ve KAMUSEN’in üye sayılarındaki azalma ve istifalardaki hızlanma kaynaklı erimeyi durdurmak ve bu yolla durumlarını korumak amacıyla birlikte veya ayrı ayrı talepleri üzerine Meclise sunulmuş ise durum siyaset için büyük yanlış olur. MEMURSEN ve KAMUSEN’de derin yaralar açar.

7- Siyasi partilere yapılan yardımda dahi belirli bir oran aranıyor şeklinde gerekçeler ve dayanaklar üretmek isteyebilirler. Nasıl ki Hazine Yardımında belirli bir oy oranını aşmak gerekli ise toplu sözleşme ikramiyesi konusunda da bir oran kısıtı üretmek makuldür diyebilirler. Hatta, toplu sözleşme noktasında biri toplu sözleşme desteği diğeri toplu sözleşme ikramiyesi olmak üzere iki farklı ödeme öngörüldü bilgisine yer verilerek makuliyet iddiası dahi ortaya konabilir. Tam da bu noktada Hazine Yardımı ile Toplu Sözleşme İkramiyesi arasındaki farklara atıf yapmakta fayda var;

a) Hazine Yardımı seçmenlere değil partilere ödeniyor.

b) Toplu sözleşme ikramiyesi, sendikalara değil kamu görevlilerine ödeniyor.

c) Hazine Yardımında yasal düzenlemeyle seçmenlerin oy verecekleri -üye olacakları- siyaset yapacakları partiye yönelik bir yönlendirme hedefi yok. Seçmenlere dönük izah çabası için belirli oranda oy almış partilere mali destek verilmek suretiyle siyasetin finansmanında kötü niyetli kimselere alan açılmasını engelleme amacı var.

d) Toplu Sözleşme İkramiyesinde yapılan düzenlemeyle, sendikalar üye olup olmama ile hangi sendikalara üye olunacağı noktasında kitlesel ve bireysel yönlendirme ve baskı üretme pratikleri var. Bu anlamda, sendikal alandaki özgürlüğü kullanma ve kullanmama bağlamında bireyin iradesine yönelik doğrudan tahakküm var. Sendika üyesi olmazsan “şu kadar kaybın”, yetkisiz sendikalar üye olursan “şu kadar kaybın”, yetkili sendikaya üye olursan “şu kadar kazancın” bakışıyla sendikal alanın vazgeçilmezi olan özgür-özgün-muhalif duruş bizzat yasa koyucu irade eliyle yani anayasa ile teminat altına alınan pozitif ve negatif örgütlenme özgürlüğünü koruma yükümlülüğü ile çelişik bir durum üretilmiştir.

e) Altıncı Dönem Toplu Sözleşmenin konuyla ilgili hukuka aykırılık içeren hükmüne yönelik Danıştay tarafından verilmiş yürütmenin durdurulması kararına ve bu karar içeriğinde yer verilen gerekçelere rağmen konuyla ilgili yasa düzenlemesi yapılması, yürütmenin durdurulması kararını yani yargı kararını hükümsüz hale getirmek amacıyla kanun yapılması sonucunu doğurmanın da ötesinde anılan karar içeriğinde yer alan anayasal hüküm ve ilkeler ile  konuyla ilgili evrensel ilkelere, uluslararası sözleşmelere de aykırı nitelikte kanun yapılması yönünde de tespitlere neden olacaktır.

8- Kesin ve açık olan husus “iyi niyetli olduğu tartışılır, hukuka aykırılı kesin olan, Anayasal teminat olma yükümlülüğünü bertaraf eden, uluslararası sözleşmelere ve ilkelere tezat oluşturan, sendikal mücadeleye ve rekabete siyasi müdahillik sonucu nu oluşturan, kamu görevlilerinin tercihleri üzerinden ödüllendirilmesi ya da cezalandırması amacına sahip olunması suçlamasına gerekçe yapılacak olan” bir düzenleme içeriği söz konusudur. Fakat, diğer açık ve kesin olan husus, kanun ne zaman kabul edilirse ve ne zaman yürürlüğe girerse girsin söz konusu kanunun kamu görevlilerinin aleyhine sonuç doğurma işlevine sahip uygulama imkânı 1 Ocak 2024 tarihinden önce olamayacaktır. Zira o tarihe kadar 6. Dönem toplu sözleşme yürürlüktedir. Ve bir toplu sözleşme yürürlükte iken, toplu sözleşmenin düzenlediği konuda yasal düzenleme yapılsa dahi ancak “toplu sözleşmeden daha fazla lehe sonuç üretmesi haliyle sınırlı olmak üzere uygulanabilir.” Aksi halde, kanun ancak ve ancak toplu sözleşmenin yürürlüğünün sona ermesinden sonra hükümlerini icra eder.

9- Söz konusu düzenlemenin 12 maddesinde yer verilen ve Geçici madde niteliğindeki düzenlemesi ise tam anlamıyla fecaattir. Zira, söz konusu hüküm, toplu sözleşme hükmünün uygulanması için kanun koyucu tarafından cevaz verilmesine ihtiyaç olduğu gibi toplu sözleşme hakkı ile toplu sözleşmenin hukuki niteliğiyle bağdaştırılması imkânsız bir değerlendirme içermektedir. Bu nedenle, Altıncı Dönem Toplu Sözleşmenin “Toplu Sözleşme İkramiyesi” başlıklı hükmümün yasa değişikliğiyle yok sayılması da veya gececi bir maddeyle uygulanma imkânının var edilmesi de “anayasal hükümlere aykırı yorum ve hüküm tesisi” kapsamındadır.