İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından uyuşturucu maddelerle mücadele ve organize suç faaliyetleri kapsamında yürütülen soruşturmada yeni bir safhaya geçildi. Daha önce İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bazı prosedürel eksikliklerin giderilmesi gerekçesiyle savcılığa iade edilen iddianame, eksikliklerin tamamlanmasıyla yeniden şekillendirildi. Güncellenen ve teknik takipleri derinleştirilen yargı evrakının, ceza yargılamasının başlatılması amacıyla tekrar ilgili ağır ceza mahkemesine sunulması bekleniyor.
Hazırlanan resmi iddianamede, tutuklu bulunan Mehmet Akif Ersoy'un yanı sıra Taner Çağlı, Mustafa Namaz, Ahmet Göçmez, Nurullah Mahmut Dündar, Tolga Aykut ve Ufuk Tetik isimli şahıslar da sanık sıfatıyla yer aldı. Soruşturmanın, 2 Kasım 2025 tarihinde Jandarma İl Komutanlığı birimlerine ulaştırılan organize bir suç ihbarı üzerine başlatıldığı resmi kayıtlara geçti.
Suç örgütünün hiyerarşik yapısı ve işleyiş şeması dosyada yer aldı
Soruşturma makamlarınca yapılan incelemelerde, bahse konu yasa dışı eylemlerin belirli bir hiyerarşik yapı ve örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği kanaatine varıldı. Dosyadaki verilere göre, oluşturulan bu yapının liderliğini eski televizyon yöneticisi Mehmet Akif Ersoy'un yürüttüğü, diğer sanıkların ise örgütsel iş bölümü içerisinde üye olarak konumlandıkları iddia edildi.
İhbar tutanaklarında, sanık Ersoy ile birlikte Ela Rümeysa Cebeci ve aynı yayın kuruluşunda çalışan Merve Sarı'nın uyuşturucu madde kullandıkları yönünde iddialar yer buldu. Yapılan adli tıp incelemelerinde, baş şüpheli Ersoy'dan alınan numunelerde uyuşturucu test sonuçlarının pozitif çıktığı iddianame içeriğine eklendi. Suç mekanizmasının, mağdur kadınları sistemli bir şekilde yapı içerisine dahil ederek nüfuz alanını genişletmeyi amaçladığı tespiti yapıldı.
Karar alma süreçlerini zayıflatmak için kokain tuzağı iddiası
İddianamenin en dikkat çekici bölümlerinden birini, mağdur kadınların iradelerinin sakatlanmasına yönelik uygulanan yöntemler oluşturdu. İddia makamı; şüphelilerin, örgüt lideri Ersoy'un toplumsal gücünü ve bürokratik çevrelerle olan irtibatını kullanarak kadınları bu ortamlara yönlendirdiğini, kurulan duygusal yakınlıkların ardından ise sistematik bir istismar ağı işletildiğini öne sürdü.
Tutanaklarda, mağdurlara cinsel birliktelikler öncesinde kokain maddesi temin edildiği, uyuşturucu maddenin fiziki etkisiyle kişilerin özgür iradelerinin ve karar alma mekanizmalarının devre dışı bırakıldığı savunuldu. Söz konusu uyuşturucu partilerinin ve çoklu cinsel saldırı eylemlerinin, sanık Ersoy'un Ulus ve Seba Flats bölgelerinde bulunan ikametgahlarında organize edildiği, bazı örgüt üyelerinin ise mağdur kadınları bu mekanlara taşıyarak suç zeminini hazırladıkları kaydedildi. Dosyadaki mağdur beyanlarında, yaşanan olayların ardından derin psikolojik travmalar oluştuğu ve uzman klinik desteği alındığı bilgisine yer verildi.
Sanık hakkında istenen hapis cezası oranları açıklandı
Cumhuriyet savcısı, toplanan deliller ve mağdur ifadeleri doğrultusunda şüphelilerin cezalandırılmasını talep ettiği kanun maddelerini belirledi. İddianamede, baş şüpheli Mehmet Akif Ersoy'un "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" ve "uyşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma" suçlarından 11 yıldan 27,5 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.
Bunun yanı sıra sanık hakkında, "zincirleme şekilde 11 kez nitelikli cinsel saldırı" ve "zincirleme şekilde uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçlamaları da yöneltildi. Savcılık, bu suç maddeleri uyarınca Ersoy hakkında toplamda 266 yıldan az olmamak üzere ağırlaştırılmış hapis cezası kararı verilmesini talep etti. Diğer sanıkların yargılama süreçlerine ilişkin hukuki prosedürün mahkeme kabulünün ardından başlayacağı bildirildi.