Güncel

MEB İLLERİ̇N LGS SIRALAMASI YAYINLAYARAK VİZYON BELGESİNİN RUHUNA AYKIRI HAREKET EDİYOR

2023 EĞİTİM HEDEFLERİ YERİNE 90’LI YILLARIN EĞİTİM SİSTEMİNE EVRİLEN BİR MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI MI VAR KARŞIMIZDA...

Abone Ol

Oktay YILMAZ / Özel Haber

Milli Eğitim Bakanlığı 2023 Eğitim Vizyon Belgesini açıkladığı zaman ülkenin her kesiminde büyük bir heyecan yaratmış, eğitim sisteminde köklü, kalıcı ve başarılı bir değişimin olacağı umudunu herkeste hissettirmişti.

Açıklanan Vizyon Belgesine göre; geleceğimizin teminatı öğrencilerin hayatlarını birkaç saat ile sınırlı olan sınavlar belirlemeyecek, öğrenci değerlendirilirken tüm eğitim süreci içerisinde gerçekleştirdiği akademik, sosyal, kültürel, sportif faaliyetlere bakılacak, öğrencinin hem kişisel hem de akademik gelişimini bir arada sağlayacak yeni eğitim programları oluşturulacak, bilgiyi ezberletmek yerine bilgiyi öğrenci zihninde ve vücudunda tasarıma, beceriye dönüştürecek atölyeler kurulacak, Yeni̇li̇kçi̇ uygulamalara imkân sağlanacak, yeni̇ nesi̇l müfredatlar geliştirilecek, yapılan bütün sınavlar öğrenci hayatının merkezinden çıkarılacaktı.

Evet tüm bunlar eğitim camiasında, öğrencilerde ve ailelerde büyük heyecan yaratmış, Bakanlığın taşra teşkilatı yani İl Müdürlükleri hızlı bir şekilde vizyon belgesinde yer alan hedefler doğrultusunda çalışmalarına başlamıştı. İl, ilçe Milli Eğitim Müdürlükleri ilk defa Bakanlığın ortaya koyduğu hedeflere sahip çıkmış, vizyon belgesi ile ilgili çalıştaylar yapmış, ekipler kurmuş ve çalışma planlarını vizyon belgesi doğrultusunda oluşturmuştu.

Ancak; Taşra teşkilatındaki bu büyük motivasyon ve büyülü hava; Bakanlığın kendi vizyon belgesi Ölçme ve Değerlendirme bölümü Hedef 3’te yer alan ‘’Kademeler Arası Geçi̇ş Sınavlarının Eği̇ti̇m Si̇stemi̇ Üzeri̇ndeki̇ Baskısı Azaltılacak’’ maddesi ile çelişen ve hiçbir bilimsel mantığı bulunmayan Liselere Geçiş Sınavı Başarı Sıralamaları adı altında yaptığı yanlış bilgilendirmeler ile son buldu.

Vizyon belgesinde; ‘’Okullar Arası Başarı Farkı Azaltılarak Okulların Ni̇teli̇ği̇ Artırılacak, Akademi̇k Bi̇lgi̇ni̇n Beceri̇ye Dönüşmesi̇ Sağlanacak, Yeni̇li̇kçi̇ Uygulamalara İmkân Sağlanacak, Yeni̇ Nesi̇l Müfredatlar Geliştirilecek, Öğrenci̇leri̇n Sosyal, Kültürel ve Sporti̇f Etki̇nli̇kleri̇ İzlenecek, Yeterlilik Temelli Ölçme Değerlendirme Yapılacak’’ diyen Milli Eğitim Bakanlığı yayınladığı çelişkilerle dolu Liselere Geçiş Sınavı başarı sıralamaları ile adeta taşra teşkilatının kucağına pimi çekilmiş el bombası bıraktı.

Yapay zekanın her alanda başarı ile kullanılmaya başlandığı, teknolojik gelişmelerin artık takip edilemez bir şekilde ilerlediği, bilginin saatlerle ölçülecek kadar hızlı bir şekilde geçerliliğini yitirdiği, Savunma teknolojisi ve sanayisinin ülkeler için en önemli güç haline geldiği yeni dünya’da; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ‘’Güçlü Bir Türkiye’’ için 2023 hedeflerine doğru ilerleyen ülkemiz, dünyanın yukarıda saydığımız hızlı gelişimine ayak uydurmak yerine 90’lı yılların en büyük fantezisi olan ve hiçbir coğrafik, sosyolojik farklılığı göz önüne almayan, bilimsel hiçbir kriter ile bağdaşmayan Liselere Geçiş Sınavı başarı sıralamalarına saplanmış durumda ne yazık ki!

Bakanlık Liselere Geçiş Sınavı Başarı Sıralamaları Konusunda Nerelerde Hata Yapıyor

24 Haziran 2019 tarihinde LGS sonuçları açıklanmış, ardından illerin LGS sonuçlarına göre başarı sıralaması yayınlanmıştır. Bu sonuçların yayınlanmasından sonra görsel, yazılı basın ve sosyal medyada LGS sıralamalarına göre Taşra Teşkilatının faaliyetleri ile başarısını sorgulayan değerlendirmeler yapılmıştır. Halbuki Bakanlığın politikaları, illerin demografik özellikleri, sosyo-ekonomik durumu ve eğitim öğretim faaliyetlerini etkileyen pek çok bağımsız değişken göz önünde bulundurulduğunda bu değerlendirmelerin gerçekçi olmadığı açıktır.

yayınladığı LGS sıralama sonuçları istatistiksel açıdan anlamlı ve tutarlı değildir. Bakanlık, Liselere Geçiş Sınavı başarı sıralamaları analizini yaparken illerin öğrenci sayılarını, sınava giren öğrenci sayılarını, derslik başına düşen öğrenci sayılarını vb. temel eğitim göstergelerini göz ardı etmiştir. Sağlıklı ve gerçekçi bir değerlendirme yapılabilmesi için sayılan bütün bu ölçütlerin istatistiksel açıdan homojen yani benzeşik olması gerekmektedir.

Örnek verilecek olursa; A ili sınava giren 9.000 öğrenci ve derslik başına düşen 20 öğrenci sayısı ile sıralamalarda üst konumlarda yer alırken, B ili sınava giren yaklaşık 26.000 öğrenci ve derslik başına düşen 30 öğrenci sayısı ile başarı sıralamasında alt konumlarda yer almıştır. A ve B illerinin benzer şartlara sahip olmamasına rağmen aynı ölçüt ile değerlendirilmesi istatistikî olarak kesinlikle anlamlı değildir. Örneğin; Bakanlık soruların net sayıları arasında çok küçük farklar olmasına rağmen bir ili 1.diğer ili 40. İlan ederken neyi amaçlamıştır? İki il arasındaki bulunan bir veya iki netlik farklar iki ilin başarı durumunun net bir şekilde ifade edilmesinde ne kadar belirleyici? Bakanlık sınav başarı analizi yaparken bunları hiç mi düşünmedi?

Bakanlık bu değerlendirmeleri yaparken önce iyi bir öz değerlendirme yapmalıydı maalesef. Ama öz değerlendirme yapmak yerine İl - İlçe Milli Eğitim Müdürlerini ve okul yöneticilerini büyük bir sorun ve polemikle baş başa bırakan Bakanlık; bu eğitim sisteminde yetişen öğrencilerin Türkçeyi dört beceride ne kadar kullanabildiğini, kurumlarının hangi şartlar altında çalıştığını, öğrenci sayılarını, derslik sayılarını, Doğu ve Güneydoğu illerindeki öğretmen hareketliliğini, şehirlerin demografik özellikleri ile sosyo-ekonomik durumlarını, eğitimi en çok etkileyen göç sorununu, bazı illerdeki Suriyeli öğrenci yoğunluğunu ve en önemlisi büyük bir hevesle açıkladığı 2023 Eğitim Vizyonunda yer alan kendi hedeflerini hiçe saymış, belki de vizyon belgesinin çöküşüne neden olacak ilk dinamiti ateşlemiştir.

Milli Eğitim Bakanlığını yönetenler; temelleri yeni atılmış olmasına rağmen çökme eğilimine giren 2023 Eğitim Hedeflerinin altında kalmak istemiyorlarsa önce kendi Taşra Teşkilatını tanıyacak, bu teşkilat ile iyi bir koordinasyon sağlayacak, teşkilatını ateşin ortasına atmayacak ve Milli Eğitimin atar damarı olan Taşra Teşkilatına sahip çıkacak. Bunları şimdiye kadar yapmayan bürokratlar şapkalarını önlerine koyup düşünmezlerse eğer onlara geçmiş olsun demekten başka diyecek bir şey kalmıyor.