Merkez Bankası, politika faizini yüzde 14'ten 13'e indirerek piyasaları ters köşe yaptı. Bu indirimin piyasalara yansımasını zaman gösterecek. MB, diğer merkez bankalarının tam tersi bir yolda ilerleyerek enflasyonla mücadele etmeye çalışıyor

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) son Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini yüzde 14'ten yüzde 13'e indirerek piyasaları ters köşeye yatırdı. 17 Aralık 2021'den bu yana politika faizi sabitti. O tarihten bugüne enflasyonun yükseldiğine, TL'nin değer kaybettiğine şahit olduk.

Sadık Albayrak: Erdoğan, kantin subayıydı. Bana kartonla ‘Silahlı Kuvvetler sigarası’ getirirdi Sadık Albayrak: Erdoğan, kantin subayıydı. Bana kartonla ‘Silahlı Kuvvetler sigarası’ getirirdi

Piyasalardaki genel kanı, bu koşullar altında TCMB'nin politika faizini 2022'nin geri kalan aylarında sabit tutacağı yönündeydi. Ama TCMB ara verdiği faiz indirimlerine 8 ay sonra devam etme kararı aldı. Grafikten görüleceği üzere, son ayarda ticari kredi faiz oranları ile politika faiz oranı arasındaki makas açılmıştı. Bir taraftan da reel sektörün krediye erişmekte zorlandığına yönelik şikayetler son birkaç haftada arttı. Kredi kanalındaki bu tıkanıklığın faiz indirimi kararında etkili olduğu anlaşılıyor.

CEVAP BEKLEYEN SORULAR
Faiz kararını değerlendirirken akıllara ister istemez birçok soru geliyor: 100 baz puanlık faiz indirimi şirketlerin krediye erişimini kolaylaştıracak mı? Artması hedeflenen ticari krediler, ekonomik büyümeyi güçlü tutmaya yeterli olacak mı? Büyümenin hızlanması halinde, iktisadi faaliyetteki bu canlanma toplumun her kesimine sirayet edecek mi? Örneğin, ekonomik büyüme çalışan kesimin milli gelirden aldığı payı arttıracak mı? Politika faizindeki düşüş sonrası artması hedeflenen yerli ve milli üretim, enflasyonun düşmesine yeterli katkıyı sağlayabilecek mi?


Bu sorular büyük ihtimal Merkez Bankası kurmaylarının da aklına gelmiştir. Merkez Bankası'nın bu sorulara 'evet' cevabını vermiş olması gerekir ki para politikasındaki gevşeme kararı rasyonel bir zemine otursun. Sorular yukarıdakilerle sınırlı değil. Başkaları da var. Faiz indirimi Türkiye'nin kredi risk priminin artmasına neden olur mu? Politika faizi indirilince TL'nin üzerindeki baskı artar mı? PPK üyelerinin bu sorulara da 'hayır' cevabını vermiş olması beklenir.

FAİZ İNDİRİMİNİN ARKA PLANI
BU ve bunun gibi sorulara kendi perspektifinden cevapları olan TCBM, bu sürpriz faiz indirimini hangi varsayımlara ve senaryolara dayandırmış olabilir? PPK karar metni, son enflasyon raporundaki detaylar ve güncel veriler incelendiğinde faiz indirimi kararının arka planıyla ilgili akıllara ilk gelen olası dayanak noktalarını şöyle sıralayabiliriz:
Faiz indirimi sonrasında politika faizi ile kredi faizleri arasındaki makas tedrici olarak kapanırsa, ticari krediler canlanır. Ticari kredilerdeki ivmelenmenin üretimi arttırarak enflasyonu dizginlemesi beklenir. Ticari kredilerin amaç/faaliyet dışı alanlarda kullanılmasını engellemek için gerekirse makro ihtiyati tedbirler uygulanabilir.
Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş bir şekilde sonlanacak veya en azından diplomatik girişimler bazı rahatlatıcı ara formülerin gerçekleşmesini sağlayacak. Barış ortamına doğru mesafe kat edilirse, küresel ölçekte gıda ve enerji fiyatları düşer.

Tarım Kredi Kooperatif marketlerinde gerçekleştirilen indirimler belli oranlarda diğer zincir marketlere de yansıyabilir. Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda, enflasyon gevşer.


TCMB rezervleri son iki haftada 12.5 milyar dolarlık artış kaydetti. Turizm gelirleri savaşa rağmen oldukça güçlü. Turizm gelirleri ve olası yeni swap anlaşmaları döviz rezervlerindeki artışın devamını sağlayabilir. Rezervlerdeki artış, faiz indirimi sonrası TL üzerinde oluşması muhtemel olan baskıyı azaltabilir.
Son aylarda atılan diplomatik adımlar meyve verdikçe, ılımlı seviyelerde de olsa Türkiye'ye sermaye girişi yaşanabilir. Beklenen sermaye girişlerinin gerçeğe dönüşmesi durumunda finansal istikrara yönelik TCMB'nin eli rahatlar.
Aralık ayında baz etkisi devreye girebilir, bu sayede enflasyonda en azından rakamlar üzerinde hissedilebilecek bir gerileme yaşanabilir. Bu düşüşün gerçekleşmesi, enflasyon beklentilerinin normalleşmesine katkı sağlar.


Tabi ki kesin olarak bilmek mümkün değil; ancak PPK üyelerinin faiz indirimi kararı verirken kafalarından geçenlerin bunlara yakın şeyler olması muhtemel. Görüldüğü üzere, politika faizindeki indirimin işe yaraması bazı güçlü varsayımların geçerliliğini korumasına, belli senaryoların ise gerçeğe dönüşmesine bağlı. Şu an kesin olan bir şey var ki, o da TCMB'nin diğer merkez bankalarının tam tersi bir yolda ilerleyerek enflasyonla mücadele etmeye çalıştığı. Son enflasyon raporu tanıtım toplantısında TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu'nun da belirttiği gibi, bu farklı para politikası tercihlerinden hangisinin doğru çıkacağını zaman gösterecek.

NURULLAH GÜR