13.07.2020, 09:33

LİYAKAT SOHBETLERİ

     - Hocam merhaba…

     - Merhaba Üstadım…

     - Bakıyorumda artık sendika işleriyle uğraşıyorsun, neden böyle bir alana yöneldin?

     - Ne yapalım üstadım, bilirsin davamızın bir cephesi de sendikal alan. Buraları boş bırakmamalıyız.

    -Neyin davası bu, devlet işinde özellikle eğitim sisteminde dava, belirlenen yasalar ve devletin eğitim adına belirlediği amaçlardır. Bunun dışında kendimize ve kendi tercihlerimize ait hedefler koymak, temelli bir çelişkiyi ve karmaşayı gündeme getirmez mi? Devlette çalışanların davası yasalardır. Bunun dışına çıkmak, kendimiz gibi düşünmeyenleri dışlamak olmaz mı, herkes kendi tercihlerini kamusal alanda dava olarak görmeye başlarsa bu işin sonu nereye varır? Herkes bizim gibi düşünmek zorunda mı, böyle bir zorunluluğu ima etmek hem yasal olarak ve hem de ahlaki olarak yanlış bir davranış değil mi?

   - Yani, seni anlamakta zorlanıyorum, dün sen de bizim gibiydin…Şimdi değişmişsin, sürekli sorular soruyorsun, sen anladın ne demek istediğimi…

   - Sendikal hareket kapsamında neler yapıyorsunuz? Biliyorsun bu alan daha çok çatışmacı bir alan, üstelik kamu sektörü ile sendikal hareket ontolojik anlamda birbiriyle çelişir, devletin görevlisi, devletle çatışmaya girmez, bu ancak liberal üretim ilişkilerinde işçi işveren arasındaki savaş alanı…Devletle, kendi adına çalışan memur arasında bu minvalde bir çatışma olmaz ki, buna zaten izin de verilmez…Yani örneğin grev hakkı verilmesi durumunda devletin kendiyle mücadele etmesi gibi mantıksız bir durum oluşur. Bundan dolayı kamu sendikalarında grev hakkı yok. Grev hakkının olmadığı sendika, sendika sayılır mı?

    - Ya üstad dedim ya maksadımız davaya hizmet etmek. Fazla teknik konulara giriyorsun…

    - Tamamda, üstelik kamuda sendikal faaliyet ötekileştirme ve ayrışma ve dolayısıyla çalışma barışını bozan bir faaliyet olarak ortaya çıkıyor. Mesela sen müdürsün, himayen altındakiler senin sendikanda olmaz ise kendilerini nasıl güvende hissedecekler. Bilirsin personel/öğretmen arasındaki iletişim ve güveni önce algılar oluştur, sen ne kadar iyi olursan ol, böyle bir algı öncelikle iletişimi ve akabinde çalışma barışını bozmaz mı?
     - Üstadım, neden öyle düşünüyorsun… bak, ne güzel işler yapıyoruz. Mesleki ve demokratik kazanımlar noktasında çok mücadeleler verdik. Ve kazandık…

    -Neyi kazandınız? Mesela eğitimin niteliğinin artması, mesleki kazanımlar olarak neler yaptınız?- Çok şeyler yaptık, al bak, broşürümüzde her şey yazıyor.

   -Üstelik sen sendika yönetimindeymişsin… Ciddi bir sorumluluğun var. Takip ettiğim kadarıyla yönetici atamalarında etkili de oluyormuşsunuz. Atamalarda ehliyet ve liyakata dikkat ediyor musunuz, daha doğrusu sendikaların yönetici atamalarında atama işlerine müdahil olmak gibi bir görevi var mı, yasa böyle bir görev tanımı yapmış mı?
    -İyi de sende biliyorsun, bizler ne sıkıntılar çektik. Bizden kimseyi yönetici yapmadılar. Şimdi onlara fırsat mı verelim?

    - Dava derken bu davada hak, hukuk ve adalet esas alınmalı, böyle bir hassasiyet gösteriyorsunuzdur her halde…Yoksa, sizden olmadığını düşündüğünüz liyakatlı kimselerin de hakkını hukukunu koruyor musunuz?

    -Şey…ama onlara güven olmaz ki, onların manevi hassasiyetleri yok.

   -O zaman dava olarak benimsediğiniz inanç sisteminde kendinden olmayanın hakkı yok mu diyorsun? Üstelik kişilerin neye inanıp neye inanmadığını ya da ne derece inandığını nereden bileceksin? Diğer yandan, devlet bizi bu göreve bu tür ayırımları yapmak için mi görevli kıldı?

   - Ya hocam, dava işinde sen bizden daha iyiydin… Çok değişmişsin… İnan üzüldüm, sen yoldan çıkmışsın. Gerçi sen dünde hep canımızı sıkardın. Düşünmesen olmaz mı?
- …..

Zafer Özer

Yorumlar (8)
Şerif Budak 1 ay önce
Anlaşıldı Zafer Bey,
Sen birilerinin devlet imkanlarıyla hovardaca tasarrufta bulunmasını istemiyorsun...
Bırak Onlar da biraz kendilerini tstmin etsinler
Karakuş 1 ay önce
Benim gibi sığır ol, yan gelip davaya hizmet et diyor sendikacı ahır sakini!. Yine döktürmüşsün Sayın Özer, eşine/emeğine sağlık.
Maarif Müfettişi Mustafa Uğural Hatay 1 ay önce
Tebrikler Üstadım
Alim Başaran 1 ay önce
Tam da benim düşünmekte olduğum, hatta bu konuda kitap yazmayı bile tasarladığım bir konuyu dile getirmişsiniz Zafer Bey. Teşekkür ederim. Türkiye'de Kamu Çalışanları Sendikalarının durumu tam Aziz Nesin'lik bir durum. Yüz tane komedi çıkar. Teşekkür ederim. Şimdi uygulamaya girecek olan Çoklu baro sistemi de öyle olacak.Selamlar.
Fehmi ceylan 1 ay önce
Zafer hocam:sendikacılık sadece ücret, izin, idarecilik olamaz, sendika kendi kulvarında, eğitim iş kolunda daha nitelikli daha yararlı, öğrenci, veli, devlet ücgeninde kendinizi de korumak ve geliştirmek olmalı. Sendika denetim hareketidir, yönetim hareketi değildir. Eğer yöneticiyi sendika atarsa denetim yok olur. Denetimin olmadığı her yer başarısız olur. Okul ile ev arasında, fabrika ile besi damından fark yoktur. Denetim şart. Sendika kulvar kaybetti. Toparlanmak gibi bir arzuda yok. Grev yapabilecek tek bir sendika yoktur. Eğer çalışan grevdeyse ücretini sendika öder. Hiçbir sendikanın bir günlük ücret ödeyecek gücü yoktur. Bazen ile gitmiyorlar, ücretini de devletten çıtır çıtır alıyorlar derseniz olay şu. Devlet bir gün ses çıkarmıyor çalışanların karınlarının da birikmiş gazını alıyorlar. Gerisi Faso fiso. İsenirse çok güzel çalışmalar yapılabilir. Selamlarımla
Harun Turanoğlu 1 ay önce
Sokrates'in savunması gibi hoş diyaloglardan oluşan bu yazıyı öyle severek okudum ki anlatamam. Felsefi temel ve sosyolojik altyapısı anlatılarak sendika ile memur ilişkiisini ontolojik yönden bu denli güzel anlatmanızı çok beğenerek okudum. Teşekkür ederim üstadım...
Mehmet Emin EROL 1 ay önce
Düşünmenin imanın, inancın gereği olduğunu bilene ayrıca her halükarda düşünebilene saygılarımı sunuyorum.
Canı sıkkın 1 ay önce
Aramızdaki konuşmayı niye yazıyorsun Zafer Hocam!
Bak yine canımı sıktın!
16°
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Erken bir seçim olmasını ister misiniz?
Namaz Vakti 15 Ağustos 2020
İmsak 04:06
Güneş 05:48
Öğle 13:06
İkindi 16:59
Akşam 20:14
Yatsı 21:49